Kelimeler arşivi içinde; başında "sürgü" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. sürgü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sürgü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sürgü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SÜRGÜÇLEMEK, SÜRGÜLENMEK
SÜRGÜLEMEK, SÜRGÜLENME
SÜRGÜALTI, SÜRGÜLEME, SÜRGÜNLÜK, SÜRGÜTMEK
SÜRGÜSÜZ
SÜRGÜCÜ, SÜRGÜLÜ
SÜRGÜÇ, SÜRGÜK, SÜRGÜN, SÜRGÜT
SÜRGÜ
SÜRGÜ
Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen demir veya ağaç kol, tırkaz, sürme. Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan. Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala. Çoğu kez bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde veya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen sivri uç veya küçük lama. Hastanın büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap.
SÜRGÜN
Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse. Filiz. İshal. Bir kimsenin sürüldüğü yer. Sürülme işi, nefiy.
SÜRGÜCÜ
Mardin ilinde, Sürgücü bucağına bağlı bir bölge.
SÜRGÜÇ
Eski okullarda yazıları izlemek için çocukların kullandığı mukavva parçası ya da çubuk. Damlardan kar süpürmeye yarayan tahta araç. 1.Bulaşık bezi, paçavra. 2.Sacda pişirilen ekmeği yağlamakta kullanılan bez. Kibrit : Sürgücümüz bitmiş. 1.Pis, tembel kadın. 2.Çok gezen kadın. Bulaşık bezi. Elbezi. Toprak testilerin ağzına kapatılan ayrıkotu kökleri. Saçta pişirilen ekmeğin saça yapışmasını önlemek amacıyla saçın üzerine yağ sürmek için kullanılan bez. (Ayancık Sinop). Paspas bezi. Konya ilinde, Çumra ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Tunceli ili, Dere nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
SÜRGÜLEME
Sürgülemek işi.
SÜRGÜTMEK
Sürgülemek.
SÜRGÜÇLEMEK
Ekmeğin yapışmasını önlemek amacıyla saça yağ sürmek. (Ayancık Sinop).
SÜRGÜLÜ
Sürgü kolu olan. Sürgüsü itilmiş, sürgülenmiş olan.
SÜRGÜLENMEK
Sürgülemek işi yapılmak.
SÜRGÜALTI
Tarla dinlenmeye bırakılma, nadas : Tarlayı sürgüaltı yaptım.
SÜRGÜT
1.Bir şeyin olmasını çok istemek. 2.Bir şeyin olmasına neden olmak. Müshil.
SÜRGÜLENME
Sürgülenmek işi.
SÜRGÜNLÜK
Sürgün olma durumu. Sürgün olan. İshal.
SÜRGÜSÜZ
Sürgüsü olmayan.
SÜRGÜK
Bulaşık kap.
SÜRGÜLEMEK
Sürgü sürerek kapamak. Sürgü ile bastırarak düzeltmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde SÜRGÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
RATANYA
Karabuğdaygillerden, 20-40 santimetre yüksekliğinde, basit yapraklı, kökü sürgün kesici olarak kullanılan ağaççık (Krameria triandra).
KAPAMAÇ
Kilit, sürgü, toka vb.ni kapalı tutmaya yarayan düzenek.
BUDAK
Ağacın dal olacak sürgünü. Dalın gövde içindeki başlangıç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm.
KAMP
Çadır, baraka vb. eğreti araçlardan oluşturulan konak yeri. Belli bir düşünce çevresinde birleşen topluluk. Tutsakların veya siyasal sürgünlerin toplanıldığı yer. Kurum ve kuruluşlarda çalışanların dinlenmek, eğlenmek için gittikleri konaklama yeri. Bu yerde konaklama.
FİLİZ
Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.
İSPANYOLET
Pencere kanatlarını kapadıktan sonra sürgülemeye yarayan ve ortasında her iki yana işleyen tutacak yeri bulunan uzun demir sürgü.
FİLİZCİK
Küçük sürgün.
BIYIK
Üst dudak üzerinde çıkan kıllar. Asma vb. bitkilerde, sarılıp tutunmaya yarayan sürgün. Balıklarda deri uzantısı.
PATATES
Patlıcangillerden, yaprakları ve sürgünleri acı bir bitki (Solanum tuberosum). Bu bitkinin toprak altında oluşan, nişastası çok, yenebilen yumruları.
PİÇ
Anası ile babası arasında evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk, haramzade, veledizina. Terbiyesiz, arsız çocuk. Kalleş, kurnaz, kötü niyetli kimse. Bir bitkinin çevresinde yeniden beliren sürgün ve filiz. Her şeyin küçüğü, büyüğü ile aynı nitelikte olmayan. Babası belli olmayan çocuk.
MAYMUNCUK
Küçük maymun. Ergin evrede bağ üzümlerinin yaprak ve sürgünlerini, kurtçuk evresinde kökleri kemiren, parlak siyah kın kanatlı böcek (Otiorrhyncus peregrinus). Her kilidi açmaya yarayan, demirden, eğri ve sivri araç.
İSHAL
Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma, sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet, kabız karşıtı.
NEFYEDİLMEK
Sürgüne gönderilmek, sürülmek. Olumsuz kılınmak.
ÇITÇIT
Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça. Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç. Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek şaç.
MENFA
Bir kimsenin sürgüne gönderildiği yer, sürgün yeri. Sürgün olma durumu.
DAYAKLAMAK
Yıkılmaması için bir şeye destek koymak. Kapıyı bir destekle arkasından kapamak, sürgülemek.
NEFİY
Sürme, sürgüne gönderme. Olumsuz kılma. Olumsuzluk. Yadsıma.
KUŞKONMAZ
Zambakgillerden, uç dalları yapraksı görünüşte, toprak altı kök saplarından çıkan taze sürgünleri yenen bir bitki (Asparagus officinalis). Aynı familyadan, saksılarda yetiştirilen, uzun saplı, ince ve küçük yapraklı bir süs bitkisi (Asparagus plumosus).
DAYAK
Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek. Evlerin kapısının açılmaması için kapının arkasına konulan kol, destek, sürgü. Bir şeyin yıkılmaması için dayanan ağaç, destek, payanda.
NEFYETMEK
Sürgüne göndermek. Olumsuz kılmak.