Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sözlük" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sözlük ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sözlük olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sözlük olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SÖZLÜK
Bir dilin bütün veya belli bir çağda kullanılmış kelime ve deyimlerini alfabe sırasına göre alarak tanımlarını yapan, açıklayan, başka dillerdeki karşılıklarını veren eser, lügat.
DANSÖZLÜK
Dansözün işi veya mesleği.
EŞYÖNSÖZLÜK
Eşyönsüz olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde SÖZLÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LÜGATÇİLİK
Sözlükçülük.
LEKSİKOGRAFİ
Sözlükçülük.
VOKABÜLER
Söz varlığı. Küçük sözlük.
SÖZLÜKBİLİM
Kelime ve sözlük bilgisi.
SÖZLÜKÇÜLÜK
Bir dilin veya karşılıklı olarak daha fazla dilin söz varlığını sözlük biçiminde ortaya koymak üzere yöntemleri araştırma; sözlük hazırlama, yazma ilkelerini, kurallarını geliştirme ve uygulama alanına çıkarma işi, sözlük bilgisi, lügatçilik, leksikografi.
TÜMSETİŞ
Bir yazın yapıtında, bireylerin kimilerini ya da tümünü içine alacak biçimde bir adın başına uygun bir belirtme sanı getirilmesi. Ör.: Kimi kişiler cimri olur. İki türlüdür:. Gerçek tümsetiş: Sözlük anlamının bütününü kavraması: Her insan kendi çıkarını arar. Oluruna tümsetiş: Sözün gelişine göre biraz sınırlıca kavrayış: Her öğrenci bu romanı severek okur.
LÜGAT
Kelime, söz, sözcük. Sözlük.
CANBAZ
Sözlük anlamında canı ile oynayan demektir. İp üzerinde yürüyenlere ve yüksek dikili taşlara tırmananlara bu ad verilmiştir. İp canbazlarının özel adı Rismanbaz'dır.
MADDE
Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül.
SÖZBİTİĞİ
Sözlük.
GÖNDERME
Göndermek işi, irsal. Sözlükçülükte bir madde başını işlerken, ilgisi dolayısıyla başka bir madde başına yollama.
LÜGATÇE
Küçük sözlük. Herhangi bir eserin sonunda yer alan ek sözlük.
KAMUS
Sözlük. Büyük sözlük.
LÜGATÇİ
Sözlükçü.
MİMESİS
Benzetme, öykünme. Platon bu terimi sözlük anlamıyla kullanmış, Aristoteles dram sanatı konusunda bu terimi yeniden yaratma ve yansılama anlamında yorumlamıştır. Tiyatro sanatının temel ilkelerinden biridir. Sözlük anlamıyla öykünme (taklit). Platon (Eflatun) ile Aristoteles'in kullandıkları bir terimdir. Eflatun "Devlet" adlı yapıtında bu sözcüğü daha çok genel anlamda, yani "öykünme" anlamında kullanılır.
SÖZLÜKÇÜ
Sözlük yazan ve hazırlayan kimse, lügatçi, leksikograf.
LEKSİKOGRAF
Sözlükçü.
SÖZLÜKÇE
Herhangi bir bilim dalının söz varlığını içeren sözlük.