Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sunmak" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sunmak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sunmak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sunmak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DURUKSUNMAK, DURUMSUNMAK
UMURSUNMAK, UCUZSUNMAK
ZORSUNMAK, YOKSUNMAK, YOĞSUNMAK, TOGSUNMAK, SUÇSUNMAK, HUYSUNMAK, HORSUNMAK, HAYSUNMAK, DURSUNMAK, ÇOKSUNMAK, ÇOĞSUNMAK
PUSUNMAK, UMSUNMAK, UNSUNMAK
USUNMAK
SUNMAK
SUNMAK
Bir büyüğe veya nezaket gereğince bir kimseye bir şeyi vermek, arz etmek, yollamak, göndermek, takdim etmek. Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı takdim etmek. Tanıtmak, bilgi vermek amacıyla çeşitli yöntemler kullanarak bir konuyu dinleyenlere aktarmak.
ÇOĞSUNMAK
Çok görmek, kıskanmak, çekememek.
DURSUNMAK
Korkmak, duraklamak.
HORSUNMAK
Kıskanmak, çekememek. Değersiz görmek, aşağı görmek. Tiksinmek. Bir şeyi istememek. Ağır bir şeyi birden kaldırmak, güreşte birden yakalamak. İstemek. Kıskanmak. Hor görmek. Alışmak, huy edinmek. Hakir görmek, hor görmek.
YOKSUNMAK
Yoksulluktan dem vurmak.
SUÇSUNMAK
Kendini suçlu görmek, suçlu saymak.
ÇOKSUNMAK
Çok görmek, kendisine çok gelmik.
UMURSUNMAK
Özenmek.
HUYSUNMAK
Kötü huy edinmek.
ZORSUNMAK
Yüksünmek, yapacağı işi ağır bir yük veya angarya olarak kabul etmek.
TOGSUNMAK
Doymak.
DURUKSUNMAK
Tereddüt etmek, karar verememek, duralamak.
UCUZSUNMAK
Ucuz görmek, ucuz saymak. Ucuz görmek, ucuz bulmak.
YOĞSUNMAK
Eskimek, aşınmak. Yokluğunu incelikle belirtmek (bir nesnenin).
HAYSUNMAK
Kıskanmak, çekememek.
DURUMSUNMAK
Durur gibi olmak. Su durulmaya yüz tutmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde SUNMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SUN
Yapma, yapış. İş, yapıt. Gün, etki. T. Sunmak eyleminin emir biçimi.
GEZDİRMEK
Birinin gezmesini sağlamak, dolaştırmak. Tanıtmak amacıyla dolaştırmak. Herhangi bir biçimde giydirmek. Sürterek, değdirerek hareket ettirmek. Bir şeyi başka bir şeyin üzerinde dolaştırarak dökmek. Bir şeyi herkesin alması için dolaştırmak, sunmak.
OTEL
Yolcu ve turistlere geceleme imkânı sağlamak, bunun yanında yemek, eğlence vb. hizmetleri sunmak amacıyla kurulmuş işletme.
DELEGE
Kendisine yetki verilerek bir yere veya birinin katına gönderilen kimse, elçi, murahhas. Devlet, parti, sendika vb. kuruluşları toplantılarda temsil eden kimse. Bilimsel toplantılara bildiri sunmak üzere katılan kimse, katılımcı.
ARZETMEK
Arzulamak, özlemek. Özlemek. sunmak.
YAYIMLAMAK
Kitap, gazete, dergi vb. şeyleri basmak ve dağıtmak, neşretmek. Resmen bildirmek, açıklamak, ilan etmek. Bir yazıya, habere, resme gazetede yer vermek. Dinlenilecek, görülecek şeyleri radyo ve televizyonla sunmak, bildirmek, duyurmak.
SÜRMEK
Yönetip yürütmek, sevk etmek. Devam etmek. Zaman geçmek. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek, nefyetmek. Herhangi bir durum içinde bulunmak. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek. Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek. Zaman almak. Olmaya devam etmek. Önüne katıp götürmek. Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak. Pulluk veya sabanla toprağı işlemek. Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak. Dokundurmak, değdirmek. Uzatmak, ileri doğru itmek. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.
ÖNÜLTMEK
Göstermek, sunmak.
TESKERMEK
Korkutmak için vuracak gibi yapmak. 1.Sunmak, vermek. 2.Önermek, öne sürmek. Çatlamak, yarılmak. Vuracak gibi el kaldırmak.
OYLAMAK
Oya koymak veya oya sunmak.
ŞÜKRETMEK
Tanrı'ya minnet duygusunu sunmak, şükreylemek. Bir kimseye minnet duymak, gönülden borçlu olmak.
SUNUVERMEK
Fırsat bulup sunmak.
ÇIKARMAK
Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.
TAPŞIRMAK
Saz şiirinde âşık son dörtlükte kendi adını belirtmek. 1.Korumak için alınan bir şeyi geri vermek : Durmuş kitabı bana tapşırdı. 2.Sunmak : Bu gülü sana tapşırırım. 3.Bağışta bulunmak. 4.Ulaştırmak, yetiştirmek : Bağa giden arabaya bu sepeti tapşırabilir misin?. Tanıştırmak : Sizi Ali Beye tapşırayım. Öpmek. 1.Aktarmak, ısmarlamak. 2.Uyarmak. 3.Bildirmek. 4.Yalvarmak: Tanrı'ya tapşırırım. 1.Tanıtmak. Salık vermek. Ismarlamak. Yırtılan bezin kıyılarını içe katlayarak elde dikmek. Ismarlamak; yerine getirmek. Teslim etmek, tevdi etmek, emanet etmek. Yetiştirmek, ulaştırmak, isâl etmek.
SERGİLEMEK
Bazı şeyleri göstermek, tanıtmak ya da satmak amacıyla herhangi bir biçimde, herkesin görebileceği bir yere yerleştirmek, teşhir etmek. Vermek veya sunmak.
UÇLANDIRMAK
Bir şeyi başkasının yararlanmasına sunmak.
ZORSUNMA
Zorsunmak durumu.
TUTMAK
Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.
SUNMA
Sunmak işi.