STERE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "stere" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. stere ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu stere ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde stere olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

STEREOİZOMERLER

13 harfli kelimeler

STEREOTROPİZM

12 harfli kelimeler

STEREOGRAFİK, STEREOİZOMER, STEREOSİLYUM, STEREOSKOPİK, STEREOVİSİON

11 harfli kelimeler

STEREOFONİK, STEREOGRAFİ

10 harfli kelimeler

STEREOFONİ, STEREOKİNO, STEREOSKOP

9 harfli kelimeler

STEREOSİL, STEREOTİP

5 harfli kelimeler

STERE

Bazı kelimelerin anlamları

STERE

Derinin yağ bezlerinden çıkan ifrazatın anormal biçimde artması.

STEREOİZOMERLER

Aynı atom yapısında fakat yapısal konfigürasyonu farklı olan bileşikler.

STEREOGRAFİ

Katı nesneleri bir düzlem üzerinde gösterme sanatı.

STEREOFONİ

Kaydedilen veya radyo ile yayımlanan sesleri, ses kaynaklarının mekândaki dağılımına uygun olarak iletme tekniği, stereo.

STEREOVİSİON

1964'te Çekoslovakya'da mühendis Vladimir Novotny'nin geliştirdiği ve özel olarak hazırlanmış bir filmden görüntülüğe aynı görünçlüğün iki resminin yansıtılmasına, ucaylayıcı gözlükle bakılınca üçboyutlu tek bir resmin izlenmesine dayanan gözlüklü üçboyutlu televizyon.

STEREOSKOPİK

Stereoskopla ilgili olan.

STEREOTROPİZM

Sarılıcı bitkilerin destek etrafında bükülmeleri gibi, katı bir obje ile temasa bağlı olarak bitkilerdeki büyüme hareketi.

STEREOSİLYUM

Çok uzun, ünit zar biçiminde ve bazal cisimcik taşımadıklarından silyumdan çok mikrovillusa benzeyen hareketsiz sitoplazma çıkıntıları. Organizmada duktus epididimis kanalını çevreleyen yüksek prizmatik epitel hücrelerinin uçlarında yer alırlar.

STEREOFONİK

Stereofoni ile ilgili olan.

STEREOTİP

Basımcılıkta, matris kâğıdı kullanarak formaları, klişeleri ve metinleri çoğaltmaya yarayan yöntem. Sosyal bir grubun içinde olan ve içinde bulunduğu grubu en iyi temsil eden özellikleri taşıyan, örnek gösterilebilecek kişi. Basmakalıp (düşünce).

STEREOSKOP

Stereoskopik çiftlerin incelenmesinde kullanılan ve konuyu kabartma olarak gösteren optik alet.

STEREOİZOMER

Molekül formülleri aynı, fakat atomların uzaydaki dizilişleri farklı olan bu nedenle de farklı fiziksel özellikler gösteren izomerler. En önemlileri optik ve geometrik izomeridir.

STEREOKİNO

1940'ta SSCB'de S.P. Ivanov'un geliştirdiği ve görüntülüğün önüne yerleştirilen bir tel kafesin, iki ayrı göstericinin yansıttığı iki resmi sağ ve sol göz için ayırması temeline dayanan gözlüksüz üçboyutlu işlemi.

STEREOSİL

Erkek üreme kanalının bir kısmını, özellikle epididimis bölgesini astarlayan yalancı tabakalı silindirik epitelin serbest yüzeyinde bulunan ve mikrovillüslerin birleşmesinden meydana gelen saçak şeklinde olan hareketsiz yapılar.

STEREOGRAFİK

Stereografi ile ilgili.

  -   -   -  

Anlamında STERE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde STERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALTI

Beşten sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 6 ve VI rakamlarının adı. Beşten bir artık.

ALINDI

Para vb. bir şeyin teslim alındığını gösteren belge, makbuz.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AMİR

Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir. Buyuran, buyurucu. Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse.

ATEŞBAZ

Ateşle hüner gösteren oyuncu. Osmanlılarda şenlikler için donanma fişeklerini hazırlayan kimse.

ANAYASA

Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.

ALFABE

Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, abece, yazı. Bir işin başlangıcı. Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap.

ALTMIŞ

Elli dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 60 ve LX rakamlarının adı. Altı kere on, elli dokuzdan bir artık.

AHİLİK

Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.

ARKEOPTERİKS

Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili.

AŞİRET

Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk, oymak.

ALOTROPİ

Karbon, fosfor vb. maddelerin fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.

ANALIK

Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.

ANT

Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin, kasem. Kendi kendine söz verme, ahit.

AĞIRLAMAK

Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

AĞAÇLAŞMA

Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.

ANCAK

"Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir. "Lakin, ama, fakat, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz. "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün. En erken.

ARKADAŞ

Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, bacanak, eş, yâren, yoldaş. Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri, hempa, refik.

AKASMA

Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarmaşık özelliği gösteren bir bitki, yaban asması, orman sarmaşığı, meryemana asması (Clematis vitalba).