Kelimeler arşivi içinde; başında "soluk" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. soluk ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu soluk ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde soluk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SOLUKBURGUMSULAR
SOLUKLANDIRMAK
SOLUKSUZLAŞMA, SOLUKLANDIRMA
SOLUKBURGUCA
SOLUKSUZLUK, SOLUKLAŞMAK, SOLUKLANMAK
SOLUKLANMA, SOLUKLAMAK, SOLUKLAŞMA, SOLUKSUZAT
SOLUKLAMA
SOLUKLUK, SOLUKSUZ, SOLUKGAN
SOLUKLU
SOLUK
SOLUK
Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes. Parlaklığını, gücünü yitirmiş (ışık). Rengi kaybolmuş, matlaşmış (nesne). Rengi atmış olan, solmuş, uçuk. Tarz. Ciğerlere hava alıp verme.
SOLUKLANMAK
Rahat bir biçimde soluk almak. Dinlenmek.
SOLUKLANDIRMAK
Soluklanma işini yaptırmak.
SOLUKLAMA
Soluklamak durumu.
SOLUKSUZAT
Bisiklet.
SOLUKLANMA
Soluklanmak işi.
SOLUKBURGUCA
Solukburgumsulardan ileri gelen hastalıkların genel adı.
SOLUKLAŞMAK
Gerçek rengini yitirmek, rengi solmak.
SOLUKLAMAK
Soluk duruma gelmek.
SOLUKSUZ
Soluk alamayacak bir biçimde. Ara vermeden.
SOLUKBURGUMSULAR
İnce, büklümleri sık ve iki ucu sivri kıvrımkılsılar soyu.
SOLUKLANDIRMA
Soluklandırmak işi.
SOLUKLUK
Soluk olma durumu. Başı su altında tutarak yüzmeyi sağlayan soluk alma borusu, şnorkel.
SOLUKSUZLUK
Soluksuz olma durumu. Herhangi bir konuda sürekli verimli olamama.
SOLUKSUZLAŞMA
Soluklu bir abanığın soluksuz olması (SOLUKSUZLAŞMIŞ, Désaspiré).
SOLUKLAŞMA
Soluklaşmak durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde SOLUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FIRT
Bir solukta veya bir yudumda içilebilecek miktar.
DEM
Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından istenilen durumu. Kan. Koku. Zaman, çağ. İçki. Pişirilen yemeklerin yenecek kıvamda olması. Soluk, nefes.
BUNALMAK
Soluk alması güçleşmek. Çok sıkılmak, çok tedirgin olmak.
DİNLENMEK
Güç kazanmak için çalışmaya ara vermek, yorgunluğunu gidermek, soluklanmak, istirahat etmek. Dinleme işine konu olmak. Bazı yiyecek ve içecekleri, tadını arttırma, kolay pişmesini sağlama vb. sebeplerle bir süre bekletmek. Önemsenmek, öğüdü yerine getirilmek.
BRONŞ
Soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
DİKMEK
Bir cismi dik olarak durdurmak. Top vb.ni oyun alanında belirli bir yere koymak. Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek. Bardak, kadeh, testi vb. kapların içindekini bir çırpıda, bir solukta içmek. Top, taş vb.ni dikine havaya atmak. Yapı kurmak, inşa etmek. Yetiştirmek için bir bitkiyi toprağa yerleştirmek. Biçilmiş veya yırtılmış kumaş, deri, yara vb.ni iğneye geçirilmiş iplikle tutturmak.
AKSIRMAK
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.
FONDİP
Sonuna kadar, bir solukta, bir dikişte.
AYVADANA
Yüksekliği 15-70 santimetre, sık tüylü, soluk sarı çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis).
BOĞUNTU
Zor soluk alma. Sıkıntı. Bir şeyi değerinden çok yükseğe satma işi, vurgunculuk, ihtikâr.
BİBERİYE
Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde çok yetişen, güzel kokulu yapraklarını dökmeyen, çiçekleri soluk mavi renkli, çok yıllık bir bitki (Rosmarinus officinalis).
AKCİĞERLİLER
Karından bacaklı yumuşakçaların tek ciğerle soluk alan bir takımı.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
ÇALAKAŞIK
Soluk almadan yiyerek.
ÇABUCAK
Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
EMMEK
Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek, somurmak. Tükürük yardımıyla eriterek içine çekmek. Uzun süre yararlanmak. Soğurmak.
ESNEMEK
Uykulu, sıkıntılı veya yorgunluk duyulan bir anda ağzı genişçe açarak soluk alıp vermek. Bir cisim bir etki ile biçim değiştirmek. Bollaşıp genişlemek.
BÖĞ
Eklem bacaklılardan, soluk sarı renkli, zehirli bir tür örümcek.