Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sitoplazma" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sitoplazma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sitoplazma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sitoplazma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SİTOPLAZMA
Çekirdek dışta kalmak üzere protoplazma yığını.
ERGASİTOPLAZMA
Bağımsız ribozomlar ve endoplazma retikulumlarından oluşan sitoplazmanın çalışan, sentez yapan yoğun kısımları.
Bu bölümde tanımı içerisinde SİTOPLAZMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEGRANÜLASYON
Yerel iltihaplanmalarda ya da bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler vb.nin sitoplâzmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel iltihaplanmalarda veya bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler gibi hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel yangılarda veya kimi alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler ve benzerleri hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılarak kaybedilmesi.
AKSONEM
Giardia ve Trypanosoma gibi kimi protozoonlarda kamçı ve silyumun sitoplazma içerisinde uzanan mikrotubuler kısmı.
GRANÜLOSİT
Sitoplazmalarında yaygın granüller bulunan nötrofil, eozinofil ve bazofil lökositler.
TELCİK
Çok ince tel. Erkek organda başçığı taşıyan ince bölüm. Sinir veya kas hücrelerinin sitoplazmasında bulunan ince iplikçikler. Köklerin en ince uç bölümleri.
GRANÜL
Bir maddenin en küçük tanesi. Sitoplazmada bulunan küçük tanecikler.
PROTOPLAZMA
Yapı bakımından çekirdek ve sitoplazmadan oluşan, yan sıvı, saydam ve canlı hücrenin metabolizma olaylarının oluştuğu yer.
DUTCHERCİSİMCİĞİ
Lenfosit ve plazma hücrelerinin tümörlerinde antikor içeren sitoplazmanın çekirdeğe fıtıklaşması sonucu oluşan çekirdek içi cisimcik.
GOLGİCİSİMCİĞİ
Hücre sitoplazmasında sentez olaylarında görevli, ışık mikroskobunda gümüş boyalarıyla görülebilen, elektron mikroskobunda kesecik, vezikül ve yoğunlaştırıcı vakuoller biçiminde olan, glikoproteinler, mukopolisakkaritler, lipoproteinler, kıkırdak ve bağ dokusu maddeleri, bitki hücrelerinde selülozlu maddelerin üretiminin yapıldığı, ökaryot hücrelerin sitoplazmasında, çekirdeğin yakınında üst üste dizilmiş, zarla kaplı yassı keselerden oluşan hücrenin zarsel organeli, Golgi kompleksi, golgi cihazı. Cis Golgi, orta Golgi ve trans Golgi adlı üç kısımdan oluşur. Lipoproteinlerin ve karbonhidratların üretiminde, proteinlerin paketlenmesinde, akrozom ve orta lamel oluşumunda görev yapar.
HİYALOPLAZMA
Sitoplazma. Sitoplâzma için kullanılan eski bir terim, sitoplâzmik matriks. Bitki hücrelerinin dış sitoplâzması.
HETEROKROMATİN
İnterfaz çekirdeğinde aşırı yoğunlaşma gösteren tekrarlanan DNA dizilerinden oluşmuş kromatin. Replikasyonu daha geç olur ve transkripsiyon bakımından faal değildir. Bu segmentler konstitütif heterokromatin olarak adlandırılır. Ayrıca farklı gelişme safhalarında yoğunlaşma gösteren ve dağılmış hâlde bulunanı ise fakültatif heterokromatin olarak adlandırılır. Örneğin memeli dişilerindeki faal olmayan X kromozomu. Çekirdekte kromatinin koyu görünen kısmı. Genç hücrelerle çok çalışan sinir hücrelerinde bu madde az bulunur. Transkripsiyon etkinliğinin az olduğu veya genomun etkisiz kısımlarını gösterir. Kromozomun, çokça nukleik asit depo eden ve sitoplazma ve çekirdekdeki nukleik asit metabolizmasını kontrol eden bölgesi. Bu bölge dinlenme halinde çekirdekte boyayı çok emen ve koyu renkli görülen kromatin bölgesidir.
GLİKOLİZİS
Sitoplazmada glikozun piruvik aside veya laktik aside kadar parçalanması ve ATP meydana gelmesi reaksiyonları, Embden-Meyerhof yolu.
ENDOSİTOZ
Ökaryot hücrelerin plazma zarının içeri çökmesi ile bir kesecik içinde dışarıdan madde alınması. Pinositoz, fagositoz. Hücre zarının içeri çökerek kese oluşturması suretiyle büyük moleküllerin hücre içine alınması ve hücresel sindirimi. Hücre zarının dış tarafında oluşan bir çukurluk içine giren bir molekül veya taneciğin çevresindeki zar parçası tarafından tamamen sarılması ve böylece oluşan vezikülün zardan koparak sitoplazma içine alınması olayı, viropeksis. Endositoz; hücrelere sıvıların alınması olan pinositozla katı maddelerin alınması olan fagositozu içerir. Virüslerin hücre içerisine girmelerinde kullandıkları bir yoldur.
AMANTADİN
Etkisini, virüs partikülleri hücre içine alınırken onları çevreleyen vakuollerin pH'sını tamponlayıp buradaki asitleşmeyi önlemesi sonucunda virüs zarfının endozom zarıyla birleşmesini engelleyerek viral genetik materyalin konakçı hücresinin sitoplazmasına taşınmasını önleyerek gösteren ve yalnızca enflüenza A virüsünün suşlarına karşı etkili olan antiviral ilaç.
FİBROSİT
Fibroblâsttan gelişen ve aktif olmayan hücre. Fibroblastların olgunlaşmış ve daha az etkin olan biçimi. Daha yassı ve çok az sitoplazma içinde koyu boyanmış, sitoplazmaya uygun ince çekirdekleri bulunur.
GLİKOLİZ
Sitoplazmada, glikozun pirüvik aside (aerobik solunum) ya da laktik aside (anaerobik solunum) kadar parçalanması ve ATP meydana gelmesi reaksiyonları. Glikozun enzimatik tepki sonucu daha basit bileşiklere parçalanması, özellikle glikozun dokularda enerji oluşturmak üzere laktik asit veya pirüvik asite yıkılması. Glükozun hidroliz yolu ile parçalanması.
KALBİNDİN
Bağırsak epitel hücrelerinde kalsiyumun taşınmasını sağlayan ve hücre zarıyla sitoplazmada yerleşmiş olan özel taşıyıcı bir molekül.
İNKLÜZYON
Hücre içinde bulunan mikrozom, virüs, pigment granülleri, yağ damlacıkları gibi cisimler. Etrafı kapsül, zar benzeri bir yapıyla çevrilme; başka bir şey içine hapsolunma, içine alma veya girme. Kalıntı. Sitoplazmada depolanmış besin maddeleri, salgı maddeleri ve renk maddelerinden oluşan cansız yapılar.
APOPTOZİS
Canlı ve henüz metabolik olarak etkin bir hücrede sitoplazma ve çekirdekte hızla gelişen bir büzüşme, kromatinin yoğunlaşması, sitoplazmik kabarcıkların oluşması, çekirdeğin ve sitoplazmanın zarla çevrili parçalara ayrılmasıyla belirgin bir dizi morfolojik değişim, apopitoz, apoptoz, hücre intiharı, nekrobiyoz, tek hücre ölümü, programlı hücre ölümü. Embriyolojik dönem dâhil tüm yaşam süresince oluşursa da, kimi patolojik olaylara bağlı olarak genetik bakımdan yıpranmış ve yaşlanmış hücrelerin programlı bir biçimde uzaklaştırılma yöntemi olduğundan hücre intiharı olarak da bilinir.
HEMOLİZ
Kırmızı kan hücrelerinin hemoglobini serbest bırakarak bozunması. Eritrositlerin eriyerek yapılarındaki hemoglobinin açığa çıkması, eritrositlerin erimesi. Alyuvarların, içerisindeki hemoglobinin dışarı çıkacak tarzda parçalanması, yıkımlanması veya ayrışması. Daha az yoğun bir ortamda, alyuvarların sitoplazmasının eriyerek göze zarı dışına çıkması olayı.
AKSOPODYUM
Diğer psödopodlara benzemeyen, ince ve kalıcı dallanma göstermeyen ve anastomoz yapmayan, ince bir dış tabakayla sıvı sitoplazma, eksen ve iplikçiklerden oluşan Radiolaria ve Heliozoa türlerinde bulunan hareketi sağlayan yapılar.