Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sevda" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sevda ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sevda olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sevda olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SEVDA
SEVDA
Güçlü sevgi, aşk. Aşırı ve güçlü tutku, istek.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEVDA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AŞİH
Halk şairi, âşık. Gönlü sevdalı, âşık.
AŞIKLAMAK
Âşık olmak, sevdalanmak, sevda bağlamak.
AŞIK
Aşık kemiği. Aşırma. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse. Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad. Halk ozanı. Dalgın, kalender kimse. "Ahbap, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Yağ çıkarmak için kullanılan ağaç. Kadınların bir süs eşyası. Allah adamı, safderun, bön. Çingene. Âşık. Alıcı ile göstericilerde filmin aralı devinimini sağlayan tırnaklara gerekli devinim biçimini veren, çapraşık bir devinimi sağlayabilecek biçimde yapılmış, özeğinden geçmeyen bir eksene bağlı madenden parça. Saz çalarak şiir okuyan halk ozanı tipi. Çatıyı oluşturan ağaçlardan her biri. (Afşar Gelendost Isparta). Akıntı, cereyan. Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri; saz çalarak şiir okur. Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad. (Halk edebiyatı terimi) Saz şâiri. Tutkun, vurgun, sevdalı.
SEVDALANMA
Sevdalanmak işi.
SEVDALANMAK
Sevdaya tutulmak.
MALİHÜLYA
Kara sevda. Kuruntu.
VURULMAK
Vurma işine konu olmak. Âşık olmak, gönül kaptırmak, sevdalanmak.
AHLATIERBAA
İnsanın kişiliğini oluşturduğuna inanılan bedendeki balgam, kan, safra ve sevda ögeleri.
SEFTA
Sevda.
MELAMET
Kınama, ayıplama. Azarlama, çıkışma. Arapça kökenli melâmet: ayıplanmaya yolaçan sevda.
ALĞIN
Renksiz, cılız, zayıf, hastalıklı, yılgın. Sevdalı, âşık, vurgun. Öfkeli, kinli, düşman.
SEVDALI
Sevdaya tutulmuş olan, tutkun, vurgun, âşık. Bir şeye gereğinden çok düşkünlük gösteren, eğilim duyan.
ALKIN
Renksiz, cılız, zayıf, hastalıklı, yılgın. Sevdalı, âşık, vurgun. Fakir, zayıf.
GÖZENTİ
Karasevda denilen akıl hastalığı.
MELANKOLİK
Kara sevdaya tutulmuş, kara sevdalı. Hüzün veren, hüzün belirtisi olan.
MELANKOLİ
Kara sevda. Hüzün.
MECNUN
Sevdadan ötürü kendini kaybetmiş. Çılgın, deli.
SEVDALANIŞ
Sevdalanma işi.
KAPINMAK
Ağrı ve sızıdan kıvranmak. Çabalamak, uğraşmak. Yitirdiği şeyi üzülerek, döğünerek aramak. Dilenmek. Açlığını bastırmak için bir şeyler atıştırmak. Aldanmak. Âşık olmak, sevdalanmak. Birden heyecanlanmak. Acıdan ya da açlıktan oraya buraya saldırmak, çabalamak. Uymak, benzemek: Sen onlara kapınma.
VURGUN
Kolayca ve haksız ele geçen kazanç. Birine veya bir şeye vurulmuş, bağlanmış, sevmiş olan, sevdalı, âşık, meftun. Çok derinlerdeki suyun basıncı dolayısıyla iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe, birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda dalgıcın uğradığı inme veya ölüm. Silahla yaralanmış olan. Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar.