SERPME ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "serpme" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. serpme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu serpme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde serpme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SERPME

Serpmek işi. Koni biçiminde, ucuna bir sıra kurşun dizilmiş balık ağı, serpme ağ, tepeden inme. Serpilmiş durumda olan.

SERPMEKAYA

Bingöl şehrinde, Karlıova ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

SERPMETAŞ

Van kenti, Çaldıran ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

SERPMEK

Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek, saçmak. Belli bir yere dağılacak biçimde dökmek. Vermek, saçmak. Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak, serpiştirmek.

SERPMEÇUL

İşli, nakışlı bir çeşit çul. Üstüne çeşitli örnekler işlenmiş çul.

  -   -   -  

Anlamında SERPME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SERPME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SAÇALAMAK

Saçmak, serpmek.

UĞRALAMAK

Uğra serpmek.

SERPİLMEK

Serpme işine konu olmak. Gelişmek, büyümek. Yayılmak.

KÜKÜRTLEMEK

Toz kükürt serpmek.

DÖKMEK

Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.

SERPİŞ

Serpme işi.

SAÇMA

Saçmak işi. Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz. Böyle söz söyleyen veya iş yapan. Bir tür balık ağı, serpme ağ. Akla uygun olmayan, pestenkerani, absürt. Avda kullanılan fişeklerin içine konulan, türlü boylardaki küçük ve yuvarlak kurşun tanesi. Yersiz bulunan.

NAFTALİNLEMEK

Güveden korumak için yünlüler üzerine, arasına naftalin serpmek veya atmak.

SERPTİRMEK

Serpme işini yaptırmak.

GÜLABDAN

Gül suyu serpmek için kullanılan, ağzı emzikli, armut biçiminde küçük kap.

UNLAMAK

Una bulamak, üzerine un serpmek. Un bulaştırmak.

SERPELEMEK

Seyrek damlalar durumunda yağmak. Sürekli olarak ve az serpmek.

SERPİŞTİRMEK

Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak, serpmek. Gelişigüzel serpmek.

SÜRMEK

Yönetip yürütmek, sevk etmek. Devam etmek. Zaman geçmek. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek, nefyetmek. Herhangi bir durum içinde bulunmak. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek. Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek. Zaman almak. Olmaya devam etmek. Önüne katıp götürmek. Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak. Pulluk veya sabanla toprağı işlemek. Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak. Dokundurmak, değdirmek. Uzatmak, ileri doğru itmek. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.

CALAMAK

Saçmak, serpmek, ekmek.

EKMEK

Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılmış olan yiyecek, nan, nanıaziz. Serpmek. Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek. İnsanı geçindirecek iş, kazanç. Yemek, aş. Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak. Yarışta geçmek. Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak. Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek. Toprağı ekip biçmek için kullanmak.

CALAMAH

Parçaları biribirine eklemek, dikmek. Başına belâ etmek. Saçmak, serpmek, ekmek.

BİBERLEMEK

Biber serpmek, biber katmak.

OLİGOKLAZ

Billur kütlelerde serpme durumunda bulunan, beyazımtırak bir feldspat türü.

SAÇIŞTIRMAK

Azar azar saçmak, dağıtmak, serpmek. Rastgele saçmak.