Kelimeler arşivi içinde; başında "sekçe" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. sekçe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sekçe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sekçe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SEKÇE
SEKÇE
Alçak ayaklı, arkalıksız iskemle. Kabaet, kalça.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEKÇE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KÜRSÜ
Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer. Sandalye. Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi, bölüm. Ana bilim dalı.
HUYMA
Bağ ya da bostan kulübesi. Bağ ve bostan için ağaçtan yapılan bir çeşit yüksekçe karyola.
SENEKLİK
Hamamlık, banyo. Köy evlerinde ayakkabı konulan yerin yanında, ağaç su kaplarını koymaya yarayan yüksekçe bölüm.
KRALSEKİSİ
(Mimarlık) Basamaklı tiyatrolarda imparatorların oturmalarına ayrılmış yüksekçe yer. a. bk. seki.
CEFERLİK
Üzerine kullanılmayan eşyaların konduğu yüksekçe yer. Ahırlarda saman, ot ve benzerleri konan kafesli tahta bölme.
MİNBER
Camilerde hutbe okunan merdivenli, yüksekçe yer.
YASTIK
Başın altına koymak veya sırtı dayamak için kullanılan, içi yün, pamuk, kuş tüyü, ot vb.yle doldurulmuş küçük minder. Fide yetiştirmek için ince toprak ve gübreden hazırlanmış yüksekçe yer. Yapılarda, makinelerde bazı bölümlerin üzerine dayandığı parça. Bu biçimde yapılmış ve türlü işlerde kullanılan şey.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
SEKÜ
Ormanlık, kayalık ya da dağ başındaki düzlük. Tarla ve bahçelerdeki basamak biçiminde düzlükler. Sedir, kerevet. Bağ duvarı. At, eşek ve sığırların ayaklarındaki ak leke. Palto. Ceket. Basamak. Yüksek, tümsek yer. Kaldırım. Ahır içinde, bakıcıların yattıkları yüksekçe yer (Erzincan Merkez). Sebze tarhı. Seki, taraça. Amasya şehri, Saraycık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Giresun şehrinde, Tirebolu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
TEREK
Evlerin veya dükkânların yüksekçe yerinde bulunan raf. Başlık veya şapkanın öndeki çıkıntılı bölümü, terek.
PLATFORM
Yüksekçe yer. Bir siyaset programında, dayanılan düşünce veya düşüncelerin tümü. Büyük çaplı tabakaların çarpılması ve bunun sonucunda oluşan hafif eğimlerle nitelenen jeolojik yapı tipi.
MİTİ
Burun : Ağzı, mitisi ufacıktır. Çevrenin iyice göründüğü yüksekçe yer, tepe.
HACEGAN
Divan ve Babıâli dairelerindeki büro şefleri ile daha başka kimi görevlilere verilen yüksekçe bir aşama, haceganlık.
KAF
Tarla kenarlarındaki yüksekçe toprak setler.
TÜNEMEK
Kuşlar, kanatlı evcil hayvanlar, uyumak için bir dala veya sırığa konmak. Tabure, yüksekçe iskemle vb. üzerine oturmak.
KAŞ
Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar. Kemerli ve çıkıntılı şey veya yer. Sarp kayalık, uçurum. Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm. Duvar, bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Sarp kayalıklar, uçurum. Tepe, dağ. Bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set. Yokuşun düzlüğe çıkılacak yeri, yokuşun başı. Patika, ince yol. Suyun, toprağın bir yanını oyup diğer yanını yükselttiği kısmı. Duvar, duvarın üstü. Çatı saçağı. Dam. Balkon. Semerin iki yanındaki ağaçlar. Ufuk. Mısır kırması. Mısır kırması ile yapılan çorba. Ocağın kemeri : Ocağa kaş çevirmek her ustanın işi değildir. Köprünün kemeri. Kemençede telleri yüksekçe tutmaya yarayan, eşiğin yanında bulunan, kaş biçimindeki delikler. Su kaynağı. Ev, oda, ahır ve benzerleri yapılarda dama uzunlamasına atılan atmaların altına, iki yana, yapı uzunsa ortaya gelecek biçimde enlemesine yerleştirilen ağaçlar. Dağlık, kayalık yolun dönemeci. Sergen, raf. Semerin üst, ön tarafında binenlerin tutunması veya yüke ait ipin bağlanmasına yarayan iki, ağaç çıkıntı. Yokuş, uçurum. Boylu boyunca uzanmış büyük kısmı toprağa gömülü kaya. Taraf, geçe. Uçurum, set, duvar. Kaç?. Kaş// kaş goz: kaş ve göz gibi çehreye ait uzuvlar// kaş kiprik: bk. kaş kirpik// kaş kirpik: kaş ve kirpik, bk. kaş kiprik// kaş yihmak: melul olmak, mahzun olmak Artvin Yusufeli Uşhum köyü. Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa yumuşak tüyler. Toprak damlarda duvarı taşan kısım. (Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar; Alçılı Delice Ankara). Alçak duvar. (Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar). Semerin ön ve arkasında ip geçirmeye yarayan çatal ağaçlar. Eğer ve semerin önündeki sivri kısım. Tepelerde su ayırımı çizgisi. (Kadıköy Buldan Denizli). Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa, yumuşak tüyler. Eyerin ve semerin önünde ve ardında olan yükseklikler. Kavun ve karpuz dilimi. Damın saçağı. 4.Ufuk. Gümüşhane kenti, Kelkit ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
TALVAR
1.Bağ ve bostanlarda, çalı çırpıdan yapılmış üstü kapalı bir çeşit çardak, bağ evi ya da bostan kulübesi. 2.Asma çardağı. 3.Çardak. 4.Hayvanların barınması için dört direkten yapılmış üstü kapalı çardak. 5.İlkel biçimde yapılmış üstü açık balkon. 6.Bağ ve bahçelerde tahtadan yapılan, yerden bir metre yükseklikteki yatılacak yer. 7.Bağ ve bostanlarda bekçiler için yüksekçe yapılan gözetleme yeri. 8.Bağ ve bahçe kulübelerinde direk yerine kullanılan kalın ağaç. 9.Bağ teveklerini yukarı kaldırmak için yanlarına dikilen sırık. Sergen, raf. Dallardan yapılıp üstü otla kapatılmış çardak. Üst kısmı asma dalları ile örtülmüş bağevi. (Uluğbey Senirkent Isparta; Başkışla Karaman Konya). Çardak, kulübe.
BACAK
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.
CEREK
Boyunduruğu dövene bağlayan, uzunluğu hayvanların boynuna göre değişen bir ağaç. İnce uzun, yuvarlak sırık, dilme. Çatılarda kullanılan ağaç. Taze çam fidanı. Ağaçlar dizilip üzerine toprak doldurularak yapılan döşeme: Bizim cerek çöktü, tazelenecek. Baş parmakla işaret parmak arasındaki uzunluk. Eşini kaybetmiş kekliğin feryadı. Kaburga kemiği: Damda geçi yayılır - cerekleri sayılır - Dama çıkma Fadimem - Seni gören bayılır. Bostan ve tarlalara yapılan basit kulübe, gölgelik. Kesilmiş, budanmış ince ağaç, sırık. Çatıların kapatılmasında kullanılan ince, uzun sırık. Üzerine çarşaf, havlu ve benzerleri eşya atılan ağaç. Evin tavanına atılan ince uzun ağaç, kiriş (Kaman). Halk dilinde Tuzlanmış pastırmalık etlerin yıkama işleminden sonra kurutulması amacıyla asıldıkları ahşap veya madeni askı. Mutfak ve odaların yüksekçe bir kesimine üzerine eşya asmak için çakılan bilek kalınlığında uzun bir çıta. (Salman Akkuş Ordu).
PODYUM
Genellikle atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli, yüksekçe yer.