SEKTE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "sekte" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. sekte ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu sekte ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sekte olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SEKTE

Olmakta olan bir şeyin birdenbire durarak kesilmesi, durgu. İnme, felç. Bozukluk.

SEKTEKKİÇ

Çocukların karşılıklı geçip bir ayak üstünde sıçrayarak oynadıkları oyun.

SEKTEİKALP

Kalbin durması, kalp sektesi, kalp krizi.

SEKTEKİBARNAK

Kilim ve namazlıklarda görülen motif. (Yenikent Aksaray Niğde).

SEKTELEMEK

Sıçrayarak yürümek.

SEKTER

Başkalarının siyasi, dinî vb. düşüncelerine, inançlarına karşı çıkan, katı ve hoşgörüsüz davranan (kimse). Katı, hoşgörüsüz (düşünce, tutum).

  -   -   -  

Anlamında SEKTE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SEKTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KALKIK

Düzeyine göre yüksekte olan. Kabararak yerinden ayrılmış. Dik durumda, ucu yukarı doğru olan.

TAFRA

Kendisini olduğundan büyük gösterip böbürlenme, yüksekten atma.

TRAMPLEN

Yüzme sporunda, suya yüksekten atlamada kullanılan bir ucu sabit, öteki ucu esneyen sıçrama tahtası. Kayakta, atlamayı yapan sporcuya gerekli hızı sağlayan, özel olarak düzenlenmiş eğik alan.

İNMEK

Yüksekten veya yukarıdan aşağıya doğru gelmek. Alçalıp eski durumuna dönmek. Bir yeri kaplamak, basmak veya bir yerden akmak, kaymak. Sayısı azalmak. Fiyatı düşürmek. Ağmak. Uzamak, ulaşmak. Bir yerden başka bir yere gitmek, varmak. Değeri düşmek. Bir taşıt veya binek hayvanından yere basmak. İnme gelmek. Dağ, tepe vb. yüksek bir yerden gelmek. Konaklamak. Vurmak. Yıkılmak.

SET

Toprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılmış olan kalın duvar. Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük. Takım, grup. Seki. Ateşli silahlarda namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü. Masa tenisi, voleybol vb. oyunlarda maçın her bir bölümü.

İNDİRMEK

Yüksekten, sarp ve kötü yerden veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak. Yağmur, sis, birdenbire bastırmak. Bir taşıt veya binek hayvanından aşağıya almak. Hızla vurmak. Fiyatını azaltmak, düşürmek. Kırmak, tahrip etmek. Kapamak.

AVURTLAMAK

Büyüklenmek, çalım satmak. Yüksekten atmak.

ALÇALMAK

Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek. İnsanın değeri azalmak.

AKBABA

Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.

ARIŞ

Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. Çözgü.

DUŞ

Temizlik veya tedavi amacıyla suyu yüksekten üzerine doğru püskürtme yoluyla yıkanma. Bu biçimde yıkanmaya yarayan alet.

TAFRACI

Böbürlenen, yüksekten atan kimse.

AVURTLU

Çalım satan, yüksekten atan.

DURGU

Sekte. Bir müzik eserinde, bitiş etkisi yapan armonik zincirlemeler bütünü.

ÇEKME

Çekmek işi. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. Çekmece. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Düzgün biçimli. Parmak ya da mızrapla çalınan çalgı. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. Çekilerek giyilen veya kullanılan.

KOÇU

Süslü bir tür gezme arabası. Direkler üzerine, yüksekte kurulmuş zahire ambarı.

ENGİN

Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş, vâsi. Yüksekte olmayan, alçak (yer), ingin, münhat. Değer ve fiyatı düşük olan. Açık deniz.

ŞİŞİNMEK

Surat asmak, dargın durmak. Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belli etmek, kabarmak, gururlanmak. Bazı böcekler, saldırıya uğradıklarında bütün uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmek.

PİKE

Kabartmalı pamuklu kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan yatak örtüsü. Uçağın yüksekten hedefin üzerine dik olarak saldırması. Uçağın yüksekten, hedef üzerine büyük bir açı ile inmesi. Bu kumaştan yapılan. Yüksek bir yerden suya dik olarak dalma. İyi ayrılamama sebebiyle un veya irmik içerisinde kalmış olan, gözle görülebilen, iri ve koyu renkli kepek vb. parçacık.

TOZUTMAK

Toz kaldırmak, çevreye toz yaymak. Böbürlenmek, yüksekten konuşup söylediği sözü yerine getirmemek, palavra atmak, mangalda kül bırakmamak. Kar, toz gibi savurmak. Aklını yitirmek.