Kelimeler arşivi içinde; sonunda "seklik" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu seklik ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında seklik olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde seklik olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SEKLİK
İzmir şehri, Yuntdağ bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
DİRSEKLİK
Koltuk, kanepe vb.nde dirsekleri dayamaya elverişli bölüm. Ceket kolunun dirsek bölümünü korumak veya yamamak için kullanılan (kumaş vb.). Dirsek olarak kullanılmaya uygun olan (ağaç, boru vb.).
BAĞILYÜKSEKLİK
Herhangi bir yerin (örneğin bir dağın), anataban düzeyi olan deniz yüzünden değil de, kendi tabanına göre ölçülen yüksekliği.
YÜKSEKLİK
Yüksek olma durumu. Geometrik biçimlerde, tabandan tepeye olan uzaklık. Yükselti. Bir yıldızdan gelen ışın ile ufuk düzlemi arasındaki açı.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEKLİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MENZİLE
Aşama, kerte, yükseklik derecesi.
TEPECİK
Yerden yükseklikleri çok az olan tepeler. Çiçek tozunun konmasına yarayan, çiçeklerde dişi organların ucu.
OKTANT
Özellikle denizcilikte 450 C'lik yükseklikteki cisimleri gözlemeye yarayan alet. Dairenin sekizde biri.
TON
Bir metreküp hacminde ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı. İnsan veya çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi. Bin kilogramlık ağırlık birimi. Bir rengin koyuluk veya açıklık derecesi. Ses titreşimlerinin yükselip alçalması, titrem. Konuşmada sesin duyguları belirtecek biçimde çıkması.
KOT
Giysi yapılmış olan bir tür mavi, kaba pamuklu kumaş, blucin. Yörelere göre değişen ölçüde tahıl alabilen, tahtadan yapılmış bir ölçek. Temel ile zemin arasındaki yükseklik. Bu kumaştan yapılmış olan (giysi).
AYVA
Gülgillerden, çiçekleri iri, beyaz veya pembe, yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikte bir ağaç (Cydonia vulgaris). Bu ağacın büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe, ufak çekirdekli meyvesi.
BAROGRAF
Bir hava taşıtının uçarken izlediği yolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya işaretlemeye yarayan alet. Basınçyazar.
İRTİFA
Yükseklik. Yükselti.
FAİKİYET
Üstünlük. Yükseklik.
ATLAMA
Atlamak işi. Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılmış olan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma. Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.
SEKİ
Oturmak için evlerin önüne taş ve çamurdan yapılmış olan set. Toprak üstündeki yükseklik, doğal set, taraça. Sekil. Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli, teras. Oturulacak sedir biçiminde taş veya set.
OTURTMALIK
Yapının toprak üstünde kalan, 1 metre kadar yükseklikte, bütün yapı boyunca devam eden, üstüne gelen duvarlardan birkaç santim dışarı çıkıntılı ana temel duvarı.
KÖPRÜ
Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı. İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey. Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılmış olan diş protezi. Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum, güreşçi köprüsü. Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durumu. Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri.
BASKETBOL
Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun, basket, sepet topu.
BULUT
Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın. Keder, endişe. Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
FİLİSKİN
Yerden 2-3 karış yükseklikte, çok yıllık ve otsu bir bitki (Mentha pulegium).
TINI
Türlü müzik araçlarının verdiği sesleri birbirinden ayırt etmeyi sağlayan ses özelliği. Bir cismin titreşiminden çıkan sesi, başka nitelikteki bir cismin aynı yükseklikte çıkan sesinden ayırt ettiren özellik, tınnet. Söyleniş biçimi, vurgusu.
DÜZLÜK
Düz olma durumu. Geniş, düz yer. Deniz yüzeyine göre değişik yüksekliklerde olan az eğimli yer.
ALTİMETRE
Yükseklikölçer.