Kelimeler arşivi içinde; sonunda "satılma" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu satılma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında satılma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde satılma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SATILMA
Satılmak işi.
ANIMSATILMA
Anımsatılmak işi, hatırlatılma.
AKSATILMA
Aksatılmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SATILMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MEŞRUTA
Bir kimseye, mirasçılara veya bir kuruluşa satılmamak şartı ile verilmiş mülk.
ÇELEP
Tanrı. Satılmak için ayrılmış kısır hayvan. 1-3 yaş arasında manda. (Un hakkında) esmer.
VAKFETMEK
Mal ve mülkünü satılmamak şartıyla bir hayır kurumuna veya işine bağışlamak. Adamak, bir şeyin bütününü bir işe vermek.
SATILIŞ
Satılma işi.
REEKSPORT
Bir ülkeden alınan malın başka bir ülkeye satılması.
SÜRÜMSÜZ
Sürümü olmayan, az satılan veya satılmayan (mal).
PERAKENDE
Malların teker teker ya da birkaç parça durumunda azar azar satılmasına dayanan (satış biçimi), toptan karşıtı. Düzenli olmayan, ayrı ayrı, dağınık, perişan. Bu biçimde alınan veya satılan.
HATIRLATILMAK
Anımsatılmak.
SERGEN
Raf. Nesnelerin, insanlara gösterilmek, satılmak için sergilendiği camlı bölme veya yer, camekân, vitrin.
DAĞINIKCILIK
Malın doğrudan doğruya tüketiciye bölüntülü olarak satılması.
AKSATILIŞ
Aksatılma işi.
HATIRLATILMA
Anımsatılma.
GEÇMEK
Bir yerden başka bir yere gitmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yazılmak, girmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak ya da söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Geride bırakmak, aşmak. Sönmek. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Okulda, sınavda başarı göstermek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Kabul edilemez olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Birinden meşk etmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek.
MAKTU
Kesilmiş, kesik. Ölçü ile satılmayan, götürü. Kesin olarak değeri biçilmiş.
BEZENEK
Basiret: Bezeneğim bağlandı, bir adım atamadım. Cesaret: Bu gün pazara eyi bir pirinç gelmiş, alacaktım amma satılmaz diye bezeneğim tutmadı. Koyunun tırnaklarının biraz yukarısında ve arkada bulunan küçük tırnak.
KARABORSA
Piyasada olmayan bir malın gizlice yüksek fiyatla alınıp satılması işi.
LAKAŞ
Kepek, tuz ve su karıştırarak yapılan hayvan yemi, yal. Yağsız, satılması doğru olmayan kötü et.
GÖNDEREN
mürsil. Satılmak üzere ya da başka nedenlerle başkasına ve başka yere mal gönderen kişi.
GİTMEK
Bir yere doğru yönelmek. Yeter olmak, yetmek, yetişmek. Herhangi bir durumda olmak. Ölmek. Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Dayanmak. Değerlendirmek, saymak, karşılamak. Çıkmak, ulaşmak. Götürülmek, gönderilmek. Makine, işlemek, çalışmak. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak. Sürmek, devam etmek. Geçmek. Yürümek, yol almak. Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak. Yakışmak, yaraşmak. Satılmak. Yapmak. Başvurmak, yapmak. Bir şey zarar görmüş olmak. Tüketilmek, harcanmak. Yok olmak, elden çıkmak.
KAPAN
Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak. Düzen, hile. Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar ve bu kantarın bulunduğu yer.