Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sarılı" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sarılı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sarılı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sarılı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SARILI
SARILI
Üstünde sarı renk bulunan. Sarılmış olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde SARILI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SARMAK
Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek. Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek. Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak. Hoşuna gitmek, zevkini okşamak. Kucaklamak. Yumak yapmak. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek. Sarılıp tırmanmak. Sözle saldırmak, tedirgin etmek. Saldırmak, hücum etmek. Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek. Örtmek. Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak. Dolayında yer almak. Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak.
ÇİVİTLEMEK
Çamaşırı çivitli suya sokup sarılığını gidermek.
SOĞANCIK
Yalın kat yaprakla sarılı, besin bakımından zengin küçük soğan. Beyinle omurilik arasında kalan son bölge. Sarımsak dişi.
SARILGAN
Sapı yakınındaki başka bitkilere, başka şeylere sarılıp yükselen, otsu veya odunsu (sap, bitki), sarmaşan.
SARILIKLI
Sarılık olan (kimse).
ÇİVİT
Eskiden çivit otundan, bugün yapay yollarla elde edilen, mavi renkli, sarılığını gidermek için çamaşırın son suyuna karıştırılan toz boya.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
KABLO
Elektrik akımı iletiminde kullanılan ve yalıtkan bir madde ile sarılı bulunan metal tel.
TOPAÇ
Çevresine ip sarılıp birden bırakılarak ya da kamçı ile vurularak döndürülen koni biçiminde ucu sivri oyuncak. Kurşun borunun ağzını genişletmekte kullanılan bir tür ağaç tıkaç. Kayık küreğinin toparlakça yeri. Toparlak sepet veya küçük küfe.
MİZANPLİ
Islak saçın sarılıp sıcak hava yardımıyla kurutulmasından sonra fırça ve tarakla yapılmış olan tarama biçimi.
HEPATİT
Sarılık.
BAĞIRDAK
Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ, bağıldak. Kadınların âdet zamanında bağladıkları bez, bağıldak. Yaklaşık 30 santimetre eninde bir metre boyunda, uçlarında birer metre kaytanı olan, astarlı, ipek ve sırma işlemeli kumaş, bağıldak.
KOÇAN
Marul, lahana vb. sebzelerde yaprakların çıktığı sert gövde. Mısırın tanelerini taşıyan, üzeri yaprakla sarılı, püsküllü meyvesi. Belge, izin belgesi. Defter biçimindeki makbuz ve biletlerin zımbalı bölümü koparıldıktan sonra cilde bağlı kalan parçası. Mısırın taneleri atıldıktan sonra kalan sert bölüm. Tapu senedi.
SARILIŞMA
Sarılışmak işi.
BOBİN
Makara. Tampon silindiri veya mihver boru etrafına sarılmış kâğıt veya kartonun sürekli uzunluğu. Fotoğraf filmi rulosu. İçinden elektrik akımı geçebilen yalıtılmış tel ile bu telin sarılı bulunduğu silindirden oluşan aygıt.
DENK
Yük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri. Uygun, nitelik yönünden eşit. Destekleri paralel, yönleri aynı, şiddetleri eşit bulunan güçler. Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmış biçimi, balya. Ağırlık bakımından eşit olan. 0,80175 gram olan ağırlık ölçü birimi.
KINLI
Kını olan, bir kınla sarılı olan. Kını çok gelişerek bağlı bulunduğu sapı az veya çok saran yaprak.
ÇÖZMEK
Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak. Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek. Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek. Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak. Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak. Saçı açmak. Düğmeyi iliğinden açmak.
BIYIK
Üst dudak üzerinde çıkan kıllar. Asma vb. bitkilerde, sarılıp tutunmaya yarayan sürgün. Balıklarda deri uzantısı.
KUŞATMAK
Çevresini sarmak, çevrelemek, çevirmek, abluka etmek, ablukaya almak, ihata etmek, muhasara etmek. Kaplamak. Bele sarılıp bağlanan şeyleri başkasının beline bağlamak. Çevrelemek, çokça bulunmak.