Kelimeler arşivi içinde; başında "sarsılma" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. sarsılma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sarsılma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sarsılma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SARSILMA
Sarsılmak işi.
SARSILMAK
Sarsma işine konu olmak. Güçsüz durumda kalmak. Beklenmedik bir olaydan çok etkilenmek.
SARSILMAH
Yerinden oynamak: Az sarsıl altını süpüreyim.
Bu bölümde tanımı içerisinde SARSILMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
IRILMAK
Ayrılmak, uzaklaşmak. Ana karnında çocuk ters gelmek, yerini değiştirmek. Yorulmak. Kımıldamak, sarsılmak. Yerinden oynamak: Göbeğim ırıldı. Zayıf düşmek. Gitmek, uzaklaşmak (Ç. Çiftliği). Ayrılmak; kımıldamak sarsılmak yerinden oynamak. Ayrılmak, uzaklaşmak, uzaklaşıp kaybolmak. Yorulmak, yorgunluk duymak.
DOLARLAŞMA
Değer yitirmesi nedeniyle ulusal paraya olan güvenin sarsılması sonucunda hesap birimi, değişim ve değer saklama aracı olarak ulusal para yerine Amerikan dolarının kullanılması. karşılığı para ikamesi.
TİTREMEK
Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak. Çok üşümek. Kaslar hızlı küçük kasılmalarla sarsılmak. Işığın aralıklı olarak gücü azalıp çoğalmak. Birinden veya bir şeyden korkmak, korkuya kapılmak. Ses kısık ve kesik çıkmak.
LİNGİRDEMEK
Şımarmak. Hafiflik, hoppalık yapmak. Arabanın üstünde sallanarak gitmek. Sarsılarak yürümek (at için). At tırısa benzer bir yürüyüşle koşmak, sarsıntılı ve hızlı yürümek. Savuşmak, kaçmak. Sallamak, sarsılmak, oynamak.
SALLANMAK
Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak, kımıldamak. Güçlü bir biçimde sarsılmak, titremek. Makamından veya bulunduğu durumdan uzaklaşmak, yerini bir başkasına bırakmak tehlikesiyle karşılaşmak. Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla, o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek. Vaktini boş ve yararsız işlerle uğraşarak geçirmek, oyalanmak, savsaklanmak. Salıncak, hamak vb.nde kendini sallamak.
IRGALANMAK
Irgalama işi yapılmak, sarsılmak, sallanmak. Sallanmak. Sallanmak, kımıldanmak, hiramân olmak.
TEZELZÜL
Sarsılma, sallanma.
SARSINTI
Sarsılma işi, birden sallanma. Canlı üzerinde beden ve ruh açısından önemli ve etkili yaralanma belirtileri bırakan durum, sadme, travma. Deprem sırasındaki yer hareketlerinin her biri. Bir kişi, toplum, kurum veya kuruluşun dengesini etkileyen, beklenmedik olumsuz değişiklik. Deprem. Titreme, titreyiş.
DEPRENMEK
Kımıldamak, hareket etmek, sarsılmak.
SARSILIŞ
Sarsılma işi.
SENDELEMEK
Dengesi bozularak düşecek gibi olmak, adımlarını şaşırmak. Herhangi bir olay karşısında ne yapacağını şaşıracak kadar sarsılmak.
İNAN
İnanmak işi. Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme. Tanrı'ya duyulan sınırsız inanış, iman, itikat.
SİLKELENMEK
Silkeleme işine konu olmak. Ani bir hareket yaparak vücudu sarsılmak, silkinmek. Elenmek.
OYNAMAK
Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak. Tehlikeye düşürmek. Bir film, oyun vb.nde rol almak. Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek. Sarsılmak, yeri değişmek. Rastgele yön vermek, aldatmak. Sporla ilgili çalışmalara katılmak. Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak. Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak. Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak. Değişiklik göstermek. Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek. Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak. Kımıldamak, hareket etmek. Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak. Film gösterilmek. Tiyatro eseri sahneye konmak. Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek.
AFKALAMAK
Hırpalamak, dövmek: Çocuğu afkalama. Dayaktan sersemlemek, sarsılmak, afallamak. Karıştırmak, alt üst etmek, kabartmak: Fazla afkalama, içini dışına çıkardın. Örselemek, buruşturmak, hırpalamak. Ovalamak: Şu benim çamaşırları da afkalayıver.
SARSINTISIZ
Sarsıntısı olmayan, sarsılmayan.
SİLKİNMEK
Üstünü silkmek. Ani bir hareketle, korkuyla vücudu sarsılmak, silkelenmek. Bir şeyi üstünden atmak, ondan kurtulmak.
ATAKSİ
Vücut faaliyetlerinde düzensizlik veya hareketlerde karışıklık. Hareketlerde eş güdümün bozulması, sendeleme, sarsılma. Kuzularda bakır eksikliği, genç sığırlarda A vitamini eksikliği, koyunlarda louping-ill, koyun ve keçilerde skrapi ve lökozis sonucu ortaya çıkan motorik sinir merkezleri arasındaki eş güdümün bozulması durumu. Vücut kaslarını uyaran sinirler arasındaki uyumlu çalışmanın bozulmasına bağlı olarak hayvanın düzensiz hareketler yapması. Statik ataksi ve lokomotorik ataksi olarak ikiye ayrılır. Yerleşmesine göre; spinal, serebellar ve serebral ataksi çeşitleri vardır.
BİNGİLDEMEK
Birdenbire sarsılmak, ürpermek.
SIÇRAMAK
Ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya veya ileriye atılmak. Yerinden koparak hızla, parçalar durumunda savrulmak. Bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birdenbire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılmak. Yayılmak, bir yerden başka bir yere geçmek.