Kelimeler arşivi içinde; başında "saplama" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. saplama ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu saplama ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde saplama olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SAPLAMA
Saplamak işi. Bir menteşenin iki oynak parçasını birleştirmeye yarayan küçük, ince metal mil. İç içe geçen veya başka bir parça üzerine eklenen parçaların bağlantısı için kullanılan, türlü kalınlık ve uzunlukta, bir yanı yivli, yuvarlak metal kama.
SAPLAMAH
Saplamak, batırmak.
SAPLAMAK
Hızla batırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAPLAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
SANÇMAK
Saplamak, batırmak.
VURMAK
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.
KARARLAMAK
Ölçü ve tartıya dayanmaksızın, gözle oranlayarak hesaplamak, tahmin etmek.
SAPLAYIŞ
Saplama işi.
ADAT
Adet. Gelenek, görenek, bk. adet, edet. Faiz hesaplamalarında kullanılan ve faize esas olan anapara miktarı ile gün sayısının çarpılıp yüze bölünmesi sonucu bulunan tutar.
KARELEME
Karelemek işi. Herhangi bir çokgenle eş değerli bir kare çizme. Bir resmin, büyüterek veya küçülterek kopyasını çıkarma yöntemi. Eş değer bir kare ile hesaplama.
BIÇAKLAŞMAK
Birbirine bıçak saplamak.
SOKMAK
İçine ya da arasına girmesini sağlamak. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak. Belli etmeden kötü bir malı vermek. Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek. Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek. Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek. Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak. Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek.
ŞİŞLEMEK
Birine veya bir şeye şiş saplamak, şiş batırmak. Kama, çakı vb. bir araçla yaralamak.
ARINNAMAK
Önceden hesaplamak, göze almak: Ben zaten bu neticeyi arınnamıştım.
BİÇAHLAMAK
Bıçak saplamak.
OYULGALAMAK
Gelişigüzel dikmek. Saplamak, sokmak.
HESAPLAMA
Hesaplamak işi.
ORANLAMAK
Ölçmek, hesaplamak, hesap etmek. Eşit tutmak. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak hüküm vermek, tahmin etmek. Karşılaştırmak, kıyaslamak.
REKZETMEK
Dikmek, saplamak, kurmak.
İSTİMARA
Ölçme, değerlendirme. Bir kabın hacmini veya alabileceği miktarı hesaplama.
TRİGONOMETRİ
Üçgenleri hesaplamayı konu edinen matematik kolu, müsellesat.
REKİZ
Dikme, saplama, kurma.
ÖLÇÜNMEK
Bir şeyi uzun uzun düşünüp hesaplamak, teemmül etmek.