Sonu SANKİ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sanki" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sanki ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında sanki olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sanki olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SANKİ

Farz edelim ki, güya. Sözüm ona, sözde. Soru cümlelerinde belirtilen konuya ilgiyi çekmek veya uyarıda bulunmak için kullanılan bir söz.

HALBUSANKİ

Hâlbuki.

  -   -   -  

Anlamında SANKİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SANKİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HO

Şu, o. Ey. Öküze seslenme ünlemi. Hoş, aslında, sanki, bk. hom. 0, şu. Bir seslenme ünlemi: hey. Holmiyum elementinin simgesi.

APAR

Oyuncunun rol gereği seyircilerin duyacağı biçimde, ama öbür oyuncular sanki duymuyormuş gibi düşünmesi ya da konuşması. Oyuncunun doğrudan seyirciye dönerek konuşması. Oyuncuların sahnede, seyircilerin duyacağı ama sanki öbür oyuncuların duymayacağı biçimde kendi kendine konuşmaları. Oyuncunun seyirciye dönerek konuşması (Seyirciye sesleniş).

DEĞMEDE

Umulmaz, inanılmaz anlamında kullanılır: Gelecek seneye ucuzluk olacak diyorlar, değmede. Galiba, herhalde, zannederim. Güya, sanki: Değmede ben bununla zengin mi olacağım?. Her yerde, gelişigüzel yerde. Kolay kolay, her zaman. Her ne zaman.

KENNE

Testi. Şişe. Barut yapmak için güherçile işlenen yer. Sanki. Lamba şişesi.

Anlam bakımından birbirleriyle ilgili cümleleri birbirine bağlayan bir söz. "Öyle, o kadar, o denli" vb.nden sonra, kullanıldığı cümleye güç katan bir söz. Özneyi, tümleci güçlendirerek cümlenin temel bölümüne bağlayan bir söz. Yakınma, kınama vb. duygular anlatmak için bir cümlenin sonuna getirilen bir söz. İkinci cümledeki yargının birincideki hareketin yapılışı sırasında görülerek şaşıldığını bildiren bir söz. Bir soru cümlesinin sonuna getirildiğinde şüphe veya endişe anlatan bir söz. Bazı kelimelerin sonuna bir ek gibi eklenerek birtakım zarflar, yeni edatlar oluşturan bir söz: Belki, çünkü, hâlbuki, mademki, sanki gibi. İki cümlede anlatılan durumların uyuşmazlığını bildiren bir söz.

KEENNE

Sanki.

ADEMCİLİK

Yirminci yüzyılın başında Rusya'da ortaya çıkan bu edebiyat çığırı, simgeciliğe (symbolisme'e) karşı bir tepki olup eşyayı sanki Âdem'in göziyle görüyormuş gibi mistikçilikten uzak bir kavrayışla kavrıyarak gerçek anlamında kullanılmış kelimelerle anlatmak yoludur. Bu çığıra DORUKÇULUK (Acméisme) de denir. XX. yüzyılın başında simgeciliğe karşı bir tepki olarak Rusya'da ortaya çıkan bir edebiyat akımı.

ADETA

Hemen hemen, sanki.

BAŞKİ

Sanki.

GOYA

Sanki, güya. Söz olan. Güya.

GORSAN

Sanki, güya.

BAYADAN

Her zaman, çoktan beri, şimdiye kadar: Bayadan bu rahatı bulduğun mu vardı sanki?. Çok evvel, eskiden: Bayadan burası çok kalabalıktı.

ÖYKÜNÜM

Belli bir bilgisayar için yazılmış izlencelerle başka bir bilgisayarı kullanma olanağı sağlayan teknik. Bir bilgisayar dizgesinin, sanki başka bir bilgisayar dizgesine öykünerek, onun için hazırlanmış veri ve izlencelerle, değişik sürede de olsa, özdeş sonuçlar vermesini sağlayan teknik. bk. benzetim. Tasarlama örgütlerinde kentin gelişmesini belirleyen etkenleri, belli varsayımlar altında, yapay olarak çevrime sokarak, kentlerin geleceğine ilişkin kestirimler yapmak ve varılan sonuçları gerçek kentsel yaşama uygulamaya çalışmak. 2--Bu yöntemi kullanarak yapılan kentbilim öğretimi.

GEREMET

Yoksulluktan meydana gelen dert, sıkıntı: Sanki o işin derdini geremetini o çeyhmiş.

GOYAMACANA

Sanki, güya.

GOYAMA

Sanki, güya.

GÜYA

Sözde, sanki.

AHIM

Eğim, meyil. Sanki.

SERAP

Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen göz yanılması, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu, ılgım, yalgın, pusarık.

SÖZDE

Gerçekte öyle olmayıp öyle geçinen veya bilinen. Sözüm ona, sanki, güya.