Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sandalye" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sandalye ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sandalye olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sandalye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SANDALYE
SANDALYE
Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası. Makam, koltuk, mevki.
Bu bölümde tanımı içerisinde SANDALYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DIRÇIK
Çifte, tekme. Ayağına çabuk kişi. Sandalye, masa ayağı.
ESKEMİ
Arkalıksız, örme sandalye.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
SANDALYELİK
Sandalyeden zedelenmemesi için duvara çakılan ince uzun tahta kaplama. Sandalye yapmaya elverişli olan (ağaç).
SANDALYELİ
Sandalyesi olan.
OTURACAK
Sandalye, tabure, kanepe gibi üstüne oturulan şey.
SANDALYECİLİK
Sandalyecinin yaptığı iş.
FİTA
Hamam havlusu. Hindi. Dişi hindi. Basınç, sıkıştırma. Düğünlerde güveyin oturacağı yerin belli olması için sandalyenin arkasına asılan ipek havlu. İpek peştemal.
SANDALYESİZ
Sandalyesi olmayan. Koltuktan inmiş, koltuğunu kaybetmiş.
İSDOL
Sandalye. Masa. Rusça kökenli stol: sehpa; masa yüksekliğinde küçük yüzeyli çay sehpası.
SANDALYECİ
Sandalye yapan ve satan kimse.
BEMBENLİK
Hasır sandalye ve hasır örmeye yarayan bir çeşit ot.
KÜRSÜ
Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer. Sandalye. Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi, bölüm. Ana bilim dalı.
GOLTUH
Konukluk, konuk olma durumu. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye, koltuk. Omuz başının altında, kolla gövdenin arası, kol altı.
AYAKCAK
Aptesane, hela, ayak yolu. Arkalıksız kısa iskemle. Tırpanla ekin biçenlerin ayaklarına bağladıkları demet. Direğe çıkmaya yarıyan aygıt. Taban ve koncu tek parça ağaçtan yapılmış, burnuna meşin çakılı ayakkabı. Merdiven, merdiven basamağı. El leğeni. Tahta, arkalıksız sandalye. Merdiven. Tırpanla biçildikten sonra, dağınık olarak yere yığılan ekinleri, ayağın yardımıyla düzenli kümeler durumuna getiren (H) harfi biçiminde ot araç. (Amasya).
GICIRLI
Kuvvetli, şişman (insan ve hayvan için): Demin gıcırlı bir adam geçti, az daha sandalyeyi kıracaktı. Taşlı: Bizim bulgur gıcırlı.
İSKEMLE
Arkalıksız sandalye. Üstüne sigara tablası, çiçek vazosu vb. konulan küçük masa.
PABUÇ
Ayakkabı. Bina kolonlarının temeldeki basma yüzeyinin geniş ve daha güçlü olarak yoğunlaştırılmış bölümü. Masa, sandalye vb. mobilyaların ayaklarına takılan metal veya plastik eklenti. İletken telleri elektrik birimlerine bağlayan veya cıvatalı bağlantıyı sağlayan parça.
GÖTÜRGE
Bir ucunun bağlı bulunduğu bir nokta etrafında dönen kol, kaldıraç, manivela. Değirmen taşını kaldırmak ve indirmek için kullanılan ağaçtan yapılmış bir çeşit ayar aracı. Öğütülecek buğdayı değirmen teknesinden taşın altına yavaş yavaş döken araç. Döveni ata bağlayan ipe takılı ağaç. Tahta sandalye, iskemle. Kasık bağı. Yük. İş.
KOLTUK
Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer. Yapıcılıkta yan destek. Koltuklama ya da koltuklanma. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. Yüksek mevki, makam. Kenar, tenha yer. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye. Kayırma, destek. Genelev. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni.