Kelimeler arşivi içinde; başında "sandal" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. sandal ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sandal ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sandal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SANDALYECİLİK
SANDALGİLLER
SANDALAĞACI, SANDALCILIK, SANDALYELİK, SANDALYESİZ
SANDALKUŞU, SANDALYECİ, SANDALYELİ
SANDALCIK, SANDALLAR
SANDALCI, SANDALET, SANDALYE
SANDALE
SANDAL
SANDAL
Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç (Santalum album). Sandalet. İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle yürütülen deniz teknesi.
SANDALLAR
Bolu kenti, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Zonguldak kenti, Perşembe nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
SANDALYELİ
Sandalyesi olan.
SANDALGİLLER
Tropikal ve ılıman bölgelerde yaşayan, iki yüzden çok türü olan, taçsız iki çenekli bitkiler familyası.
SANDALYELİK
Sandalyeden zedelenmemesi için duvara çakılan ince uzun tahta kaplama. Sandalye yapmaya elverişli olan (ağaç).
SANDALYE
Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası. Makam, koltuk, mevki.
SANDALAĞACI
Yaban çileği ağacı, kocayemiş.
SANDALCIK
Denizli şehri, Kelekçi bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SANDALYESİZ
Sandalyesi olmayan. Koltuktan inmiş, koltuğunu kaybetmiş.
SANDALCILIK
Sandalcının yaptığı iş.
SANDALYECİLİK
Sandalyecinin yaptığı iş.
SANDALE
Sandalye.
SANDALYECİ
Sandalye yapan ve satan kimse.
SANDALET
Yalnız tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan açık ayakkabı, sandal (III).
SANDALCI
Sandal (II) işleten kimse.
SANDALKUŞU
Sarıasma da denilen bir çeşit kuş.
Bu bölümde tanımı içerisinde SANDAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KÜRSÜ
Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer. Sandalye. Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi, bölüm. Ana bilim dalı.
KÜREKÇİLİK
Kürek yapma ya da satma işi. Sandal vb.nde kürek çekme işi. Fırın, tren, vapur vb. yerlerde kürekle ocağa kömür atma işi.
BOYNA
Sandalı kıçtan yürüten kısa kürek, boyana.
HAMLA
Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması. Kıçtan birinci oturak. Sandalın bu biçimde aldığı yol.
BOT
Küçük gemi. Ağaç, plastik veya kauçuktan yapılmış küçük sandal. Uzun konçlu, kapalı ayakkabı.
FİLİKA
Cankurtaran sandalı.
KÜREKÇİ
Kürek yapan ya da satan kimse. Fırın, tren, vapur vb. yerlerde ocağa kürekle kömür atan kimse. Sandal vb.nde kürek çeken kimse.
BARKA
Büyük sandal.
İSKEMLE
Arkalıksız sandalye. Üstüne sigara tablası, çiçek vazosu vb. konulan küçük masa.
ISKARMOZ
Gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçların adı. Kürek takmak için kayık ve sandalın yan kenarına dikine yerleştirilmiş ağaç çubuk. Vücudu yuvarlak, uzunca, pullu, burnu sivri, küçük palamut boyunda bir balık (Sphyraena sphyraena).
ÇİFTE
İkisi bir arada bulunan veya ikili. İki namlulu av tüfeği. Çift kürekli (sandal, kayık). At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu, tekme.
DONAM
Bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme vb. bölümleri. Gemi ve sandalların donanımları.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
KOLTUK
Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer. Yapıcılıkta yan destek. Koltuklama ya da koltuklanma. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. Yüksek mevki, makam. Kenar, tenha yer. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye. Kayırma, destek. Genelev. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni.
KURTAĞZI
Gemi ve sandallarda halatın geçmesi için teknenin kenarına tutturulmuş, açık ağız biçiminde metal parça. Doğramanın birbirine geçen dişleri. Çatıdaki dışa açılan küçük pencere.
KALEMBEK
Bir cins kokulu sandal ağacı, yalancı öd ağacı. Bir cins mısır.
OTURACAK
Sandalye, tabure, kanepe gibi üstüne oturulan şey.
AVARA
Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma. Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması. Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut.
MATAFORA
Sandalları asmaya yarayan ve gemilerin bordalarında bulunan dikme.
HAMLACI
Büyük sandal ve kayıklarda kıçtan birinci oturakta kürek çeken kimse.