Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sallanma" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sallanma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sallanma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sallanma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SALLANMA
SALLANMA
Sallanmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SALLANMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TEZELZÜL
Sarsılma, sallanma.
CIVINMAK
Ağırlamak. Bir kimseye kişiliği ile ilgili beğenisini bildirmek. 3.Yerinmek, üzülmek. Dövüne dövüne ağlamak. Deli gibi sevinmek. Gücenmek. Salıncakta sallanmak. Ağlayarak, devinerek üzüntüsünü dışa vurmak.
YAYLANMAK
Yaylar üzerinde hareket etmek. Bacakları dizden esneterek yay üzerindeymiş gibi sallanmak. Çekilip gitmek.
SALLANDIRMAK
Sallanma işini yaptırmak. Asmak, idam etmek.
BEŞİK
Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola. Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma. Bir şeyin doğup geliştiği yer. Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü.
ZANGIRDAMAK
Güçlü bir ses çıkararak titremek veya sallanmak, zıngırdamak.
YALPALANMAK
Sallanmak, bir o yana bir bu yana gidip gelmek.
DİNGİLDEMEK
Sallanmak, oynamak. Korkmak, kuşkulanmak.
CALBALANMAK
Çalkalanmak, sallanmak (sıvı hakkında).
SALLANTI
Sallanma işi. Sürüncemede bırakma, savsaklama.
SALINCAKLI
Salıncak gibi sallanmaya yarar biçimde olan, salıncağı olan.
BAYNANMAK
Şımarmak, nazlanmak. Yılan yarı kalkmış durumda sağa sola sallanmak, su yılanı su içinde sallanmak.
SALLANIŞ
Sallanma işi.
TERSBEŞİK
Sırtüstü yatışta kollarla, bükülü durumdaki dizleri kavrayarak sırt üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma, yuvarlanma.
IRGANMAK
Sallanmak, kıpırdanmak.
SARSINTI
Sarsılma işi, birden sallanma. Canlı üzerinde beden ve ruh açısından önemli ve etkili yaralanma belirtileri bırakan durum, sadme, travma. Deprem sırasındaki yer hareketlerinin her biri. Bir kişi, toplum, kurum veya kuruluşun dengesini etkileyen, beklenmedik olumsuz değişiklik. Deprem. Titreme, titreyiş.
CIMIRTLAK
Arasına oturulup sallanmak için karşılıklı iki ağaca bağlanmış iplerden meydana gelen salıncak.
ÇIVMAK
Atlamak, sıçramak, zıplamak. Hızla giden bir şey bir yere çarpıp yön değiştirmek, sekmek, çavmak, sapmak, inhiraf etmek. Atlamak, sıçramak, fırlamak. Kaçmak. (hayvanlar). Hayvan yoldan çıkmak. Atılan mermi hedeften aşmak. Yıldız kaymak. Bir yere atılan taş düz olarak gitmek. Ağaç, filiz vermek. Sallanmak: İlkbaharda bahçelerde salıngaç yapıp çıvmak çok hoş olur. Dikine uzanmak.
YELPİRDEMEK
Kımıldamak, hafif sallanmak.
SARKAÇLAMAK
Türlü tutuş ve duruşlar gergin durumda bulunan vücut bölümlerini kendi ağırlıklarıyla düşmeye ve sallanmaya bırakmak.