SALLAMA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "sallama" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. sallama ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu sallama ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sallama olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SALLAMA

Sallamak işi. Sallama çay.

SALLAMAMAK

önem vermemek. dikkate almamak, aldırmamak, ciddiye almamak. Görmezlikten gelmek; değer vermemek.

SALLAMAK

Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek. Bir işi sürekli olarak başka bir zamana ertelemek, savsaklamak. Zor durumda bırakmak. Vurmak, atmak. Sarsmak. Beklenmedik bir başarı kazanmak. Uydurmak, kafadan atmak.

  -   -   -  

Anlamında SALLAMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SALLAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇAMPALANDIRMAK

İçinde sıvı olan bir kabı sallamak.

HERPİTMEK

Sallamak: Bıçağı bir daha herpittik.

ÇIRPALAMAK

Kap içindeki sıvıyı sallamak: Suyu çırpalamadan getir.

SİLKMEK

Üstündeki şeyleri düşürmek veya temizlemek için bir şeyi kuvvetle sallamak, sarsmak. Ani bir hareketle sarsmak.

ELİTMEK

El sallamak, çağırmak, işaret etmek.

SARSMAK

Birdenbire ve güçle kımıldatmak, sallamak, oynatmak, titretmek. Zarar verecek yolda etkilemek.

AHFEŞ

"Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz.

ÇALKALAMAK

Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak. İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak. Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek. Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak. Sağlığının bozulmasına yol açmak. Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek. Kuluçka yumurtalarını çevirmek.

ÇUĞDURMAK

Ağırca bir şeyi kaldırarak sallamak. Çalmak, hırsızlık yapmak.

GÜREMEK

Beşiği ya da salıncağı sallamak. Dişi hayvan döllenmek. At ve eşek çiftleşmek istemek. Dişi tay, aygır istemek.

IRGALAMAK

Yerinden oynatıp sallamak, sarsmak. İlgilendirmek.

CİRALAMAK

Sallamak.

SALLANMAK

Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak, kımıldamak. Güçlü bir biçimde sarsılmak, titremek. Makamından veya bulunduğu durumdan uzaklaşmak, yerini bir başkasına bırakmak tehlikesiyle karşılaşmak. Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla, o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek. Vaktini boş ve yararsız işlerle uğraşarak geçirmek, oyalanmak, savsaklanmak. Salıncak, hamak vb.nde kendini sallamak.

ÇALLAMAK

Görmeden el yordamıyla aramak, yoklamak. El sallamak. Olayı görmeden, bilmeden sezmek. Gezip aramak. Yemekten önce birşeyler atıştırmak. Yemek tabağını ekmekle sıyırıp yemek.

ELLİKLEŞME

Ekin biçen kimselerin bir sıraya girerek aynı yöne doğru orak sallamaları.

BULLAMAK

Sallamak.

SAVURMAK

Havaya atıp dağıtmak, saçmak. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak. Yalan, küfür vb. söylemek. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek.

HELLEMEK

Kuşları ürkütüp kaçırmak. Sallamak: Çocuk ağlıyor salıncağını helleyiver. Yuvarlamak. Özendirmek, isteklendirmek: O bu işi kendiliğinden yapamazdı Ali'nin hellemesi. Öğrenmek, bellemek.

GABAĞ

Ön: Köpek koşarak geldi, gabağıma durdu ve kuyruğunu sallamaya başladı.

SAVSAKLAMAK

Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak, geciktirmek, umursamamak, ertelemek, sallamak, ihmal etmek.