SAHA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "saha" olan, toplam 32 adet kelime bulunmaktadır. saha ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu saha ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde saha olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

SAHABETÇİ

8 harfli kelimeler

SAHANGÜL, SAHAYLUK, SAHAPSİZ, SAHANLIK, SAHANİÇİ, SAHANGUR, SAHAFLIK

7 harfli kelimeler

SAHAVET, SAHARİÇ, SAHARCA, SAHAVEL, SAHABET, SAHALLU, SAHAVÜL, SAHADET

6 harfli kelimeler

SAHAVU, SAHABİ, SAHABI, SAHANK, SAHACA, SAHABE

5 harfli kelimeler

SAHAB, SAHAV, SAHAD, SAHAT, SAHAR, SAHAP, SAHAN, SAHAL, SAHAF

Bazı kelimelerin anlamları

SAHA

Alan. Takım oyunlarında karşılaşmaların yapıldığı yer.

SAHANİÇİ

Bir çeşit helva.

SAHARCA

Yabani bir bitki.

SAHANGUR

İşlenmiş mendil.

SAHAPSİZ

Sahipsiz.

SAHANGÜL

Mermerşahi de denilen bir çeşit tülbent.

SAHABETÇİ

Koruyucu, kayırıcı kimse.

SAHAVEL

Çalı süpürgesi.

SAHAVÜL

Çalı süpürgesi.

SAHABET

Koruma, kayırma.

SAHAYLUK

Çalı süpürgesi.

SAHARİÇ

Yağ tavası. İnce doğranmış soğanı yağda kavurarak yapılan yemek.

SAHAVET

El açıklığı, seleklik, cömertlik.

SAHALLU

Sakallı.

SAHAFLIK

Sahaf olma durumu.

SAHANLIK

Yapılarda ve bazı taşıtlarda kapı önünde, merdiven başlarında veya dönülen bölümünde bulunan geniş yer. Sahanın aldığı miktarda olan.

  -   -   -  

Anlamında SAHA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAHA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

KORT

Tenis oynanan alan, tenis sahası, tenis kortu.

TAVA

Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap. Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü. Maden eritilen saplı pota. Deniz veya göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm. Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık. Bu kapta pişmiş yemek. Kireç karıştırılan tekne.

DEPLASMAN

Dış saha. Belirli bir durumda yüzen geminin teknesinin taşırdığı suyun ton olarak hacmi.

YAKUTÇA

Yakut Türkçesi, Sahaca. Bu Türkçeyle yazılmış olan.

AMPLİFİKASYON

Ontogeni ve filogenide yapısal ve görevsel kompleksliğin gittikçe artırılması yönündeki değişiklikler. Bir DNA parçasının kopya sayısının in vitro ya da konak hücresi içinde fazla üretilerek artırılması. Bir nükleik asit parçasının kopya sayısının in vitro veya konak hücre içinde fazla üretilerek artırılması. Mikroskopta görüş sahasının genişletilmesi. Özel bir nükleik asit baz dizisinin birçok kopyasını oluşturan in vitro çoğaltma işlemi.

MEYDAN

Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

BABA

Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.

KOMİSER

Güvenlik teşkilatının meslek aşamaları içinde yer alan, il, ilçe veya bucaklarda bulundukları yerin emniyet ve asayişine ait işleri yöneten, üniformalı veya sivil memur. Hükûmet komiseri. Saha komiseri.

TAKIM

Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Takım elbise. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Sigara ağızlığı. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik.

ARIZMA

Küçük sahan.

BADNUS

Tepsi, büyük sahan.

HAVAALANI

İçerisindeki bina, tesis ve donatımlar dâhil uçakların iniş, kalkış ve yer hareketlerini yaparken kullanabilmeleri amacıyla belirlenmiş, ülke içindeki uçuşların yapıldığı saha.

ASHAP

Sahipler. Sahabe.

ALTIPAS

Ceza sahası içinde kale direklerine 5,5 metre uzaklıkta, kale çizgisine dik çizilen çizgi ile kale çizgisi arasında kalan bölüm.

YAKUT

Pembe veya erguvan tonları ile karışık koyu kırmızı renkte, saydam bir korindon türü olan değerli taş. Bu taştan yapılmış veya bu taşla süslenmiş. Kuzeydoğu Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğu veya bu topluluktan olan kimse, Saha.

KORNER

Futbol, hentbol ve su topunda kale çizgisi ile saha çizgisinin kesiştiği nokta. Köşe atışı.

NET

Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen. İyi duyulan (ses). Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan. Tenis, masa tenisi gibi oyunlarda servis atışlarında topun karşı sahaya geçerken fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz. Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

AREA

Alan, yer, saha.