Kelimeler arşivi içinde; sonunda "safi" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu safi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında safi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde safi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SAFİ
Katıksız, duru, temiz. Net. (sa:'fi) Yalnız olarak, yalnız, sadece.
GAYRİSAFİ
Karışık, katışık.
ŞEYHSAFİ
Samsun kenti, Havza ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAFİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
NET
Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen. İyi duyulan (ses). Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan. Tenis, masa tenisi gibi oyunlarda servis atışlarında topun karşı sahaya geçerken fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz. Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi.
ÇOĞALTAN
Çarpan. Gelir harcama modelinde, otonom kalemlerin herhangi birinde ortaya çıkan değişmenin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı kendisinden daha büyük etkiyi gösteren, 1931 yılında ilk kez Richard F. Kahn tarafından geliştirilen ve daha sonra da J. M. Keynes tarafından ayrıntılandırılarak kullanılan katsayı. Bu katsayı otonom harcamanın türüne göre farklı terimlerle tanımlanmaktadır.
BAŞAM
Ağabey. Bu akşam: Başam misafirimiz gelecek.
BAKOZ
Ağaç temellerin küçük parçaları: Misafir odasının bakozları hafif kaldı.
KONUKSEVERLİK
Konuksever olma durumu, misafirperverlik.
ÇEŞNEVİR
Misafirlere sunulan kuru yemiş.
BURÇULMAK
Misafiri ağırlamak için zahmete katlanmak, ikram etmek.
BURÇUKLAMAK
Misafiri ağırlamak için zahmete katlanmak, ikram etmek.
CİNLİK
Eski odalarda misafirlerin heybelerini koymak için yapılan dolap.
AŞ
Yemek. Bulgur pilâvı. Pirinç pilâvı. Bulgurdan yapılan sulu pilâv. Çorba. Nişasta, şeker ve su ile yapılan bir çeşit tatlı. Tarhana. Buğday unundan yapılan erişte: Bugün bizde misafir vardı ona aş kestim. Fırınlanmış mısır kırıklarından yapılan bir çeşit yemek. Zeytin tanesinin mengenede sıkıldıktan sonra kalan posası. Aşı: Dün okullarda aş yapmışlar. Çift sürerken öküzlere sesleniş şekli. Aç: Garnın aş mı ôlum?. Aş, yemek. Eski türkçe aş: Yemek. "Tarhana aşi. Ağaç (bk. âç). Ağaç. Aşı. Aç, tok değil. Yemek, çorba, yiyecek şey.
ADONİK
Lâtin nazmında safik dönülerin sonuna getirilen bir çeşit dize.
KONUKLUK
Konuk olma durumu, misafirlik.
LEVHA
Bir yere asılmak için yazılmış yazı, safiha. Tabela. Tablo, resim.
ALKAP
Yakalama, yaka paça etme. Dalavereci, dönek. Misafiri iyi karşılama.
KONUKEVİ
Resmî veya özel kuruluşların kendi görevlilerinin yararlanması için yaptırdığı konut, misafirhane.
KONUK
Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse, misafir, mihman. Konakçının üzerindeki asalak.
KONUKSEVER
Konuklarına iyi davranan, onları iyi ağırlayan ve kendisine konuk gelmesinden hoşlanan, misafirperver.
AĞILLAMAK
Koyun, keçi gibi hayvanları sağmak üzere ağıla koymak. İkram etmek, ağırlamak: Misafiri ağılladık. Ağırlamak, misafir kabul etmek.
ATANAK
Çocukların kuş vurdukları sapan. Köy odalarında misafirlerin elbise ve paltolarını asmaları için iki direk arasına yatay uzatılmış ağaç. Ağaç ve ot kökü.
SAFLIK
Saf olma durumu, temizlik, arılık, safiyet. Kolayca aldatılabilme durumu.