Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sabın" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sabın ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sabın olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sabın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SABIN
SABIN
Sabun. Latince kökenli sapo: sabun.
Bu bölümde tanımı içerisinde SABIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HESAPLAŞMAK
Birbirindeki alacakla vereceğin hesabını yapmak. Bir şeyin olumlu veya olumsuz yönlerini düşünerek, tartışarak bir yargıya varmak. Karşılıklı olarak kozlarını paylaşmak.
KOMPRADOR
Aracı. Çok zengin kimse. Uzak Doğu ülkelerinde yabancı ortaklıklar hesabına iş sözleşmesi yapan yerli aracı.
ÜSTÜNE
İlişkin, üzerine, dair. Hesabına. -den sonra. Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz. -e göre, uygun olarak.
İŞBİRLİKÇİ
Yabancı ortaklıklar hesabına iş sözleşmesi yapan yerli aracı.
ACINMAK
Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.
ÇEK
Bir kimsenin, satın aldığı hizmet veya ürün karşılığında para yerine verdiği ve karşılığı banka hesabından ödenen yazılı belge. Slavların batı kolundan olan bir ulus veya bu ulusun soyundan gelen kimse.
OĞMADIK
Beceriksiz. Hesabını bilmeyen, ölçüsüz.
KÜP
Su, pekmez, yağ ve benzerleri sıvıları veya un, buğday gibi tahılları saklamaya yarayan, geniş karınlı, dibi dar toprak kap. Sarhoş. Birbirine eşit karelerden oluşan altı yüzlü dikdörtgen, mikâp. Bu biçimindeki nesne. Bir cismin hacim hesabında kullanılan ölçü birimi. Bir sayının üçüncü kuvveti: (43)=4x4x4=64.. Saz çalgısının gövde kısmı. Darbuka. Arabaların ön ve arkasında olan iki kalın tahta. Küreğin, baltanın sap takılan yeri. Çalılık. Kesilmiş ağaç. Kısa boylu ağaç. Testi. Uzayda on iki ayrıtının tümü eş uzunlukta, yüzleri birbirine eşleşik dördüller olan altıyüzlü. nin, eş uzunluklu n sayıda kapalı aralığın çarpım kümesinden oluşan altkümesi. Üçboyutlu uzayda, tüm yüzleri kareler olan dik prizma. Adana kenti, Aladağ ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SAYILAR
Varlıkların miktarını, tane olarak hesabını bildiren kelimeler. Sayılar soyut sayıları bildirdiklerinde ve ad görevi yüklendiklerinde bağımsız olarak kullanılırlar: Kırk beş dokuza bölünür. İki kere iki dörttür. Üçe dördü eklersen yedi olur. Kalemlerden ikişer tane sana, ikişer tane kardeşine aldım. Birinci grup gitsin, ikinci grup gelsin. Üçler, yediler, kırklar ve benzerleri Sayı türleri, nesnelerin sayılış sırasını, parçalarını bildirme, bölük bölük gösterme gibi anlam inceliklerine sahiptirler: beşinci sınıf, ikişer kalem, iki-üç saat vb. Sayı ile gösterilen değerler. Üremin sayışımında gün toplamı üremi sayışılacak para (belgit tutarı) ile yargılanarak bulunan sayı. Oyuncular arasındaki sayı durumu.
TECEKLİ
Tutumlu, hesabını bilir.
SAĞLAMA
Sağlamak işi. Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılmış olan kontrol işlemi, mizan.
BORDRO
Bir hesabın ayrıntılarını gösteren çizelge.
HESAPÇI
Hesabını iyi bilen, tutumlu, hesabi. Çıkarını kollayan, davranışlarını buna göre düzenleyen (kimse), hesabi.
HORHORİ
Hesabını kitabını bilmeyen.
MAHSUBEN
Hesaba geçirilerek, alacağa sayılarak, hesabına sayılmak üzere.
KAYIT
Bir yere mal ederek deftere geçirme. Pencere çerçevesi. Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin veya kopyasının bir yerde yazılı bulunması. Araç, eşya. Sesi veya görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi. Önem verme. Yiyecek. Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme. Resmî belge. Şart.
PÜSÜRÜK
Bulamacın üzerine pekmez dökülerek yapılan bir çeşit yiyecek. Derme çatma, gelişigüzel : Böyle püsürük laflarla beni sinirlendirme. Pısırık, beceriksiz. Pasaklı, kirli : Püsürük kadın geliyor. Geriye artan, takanak : Hesabında püsürük bırakma. Toprak damlı evlerde dama döşenen cıvık çamur. Cimri. Pis, özensiz giyinen.
SAYIŞMAK
Ödeşmek, hesaplaşmak, hesabına saymak, takas etmek. Çocuk oyunlarında sayı sayarak ebeyi belirlemek.
ADINA
Bir şeyin veya bir kimsenin namına, hesabına, yerine.
KASAPLIK
Kasap olma durumu, etçilik. Kan dökücülük, hunharlık. Kesilmek üzere kesimevine gönderilen (hayvan). Kasabın yaptığı iş, etçilik.