Kelimeler arşivi içinde; sonunda "reseptör" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu reseptör ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında reseptör olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde reseptör olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
PROPRİYORESEPTÖR
MEKANORESEPTÖR
RADYORESEPTÖR
FOTORESEPTÖR, KEMORESEPTÖR, OZMORESEPTÖR
JEORESEPTÖR
RESEPTÖR
RESEPTÖR
Almaç.
PROPRİYORESEPTÖR
Kas, tendon ve benzeri iç bölgelerde iç uyartılara duyarlı alıcılar.
MEKANORESEPTÖR
Temas, basınç, yer çekimi gibi mekanik uyartılara duyarlı özel duygu alıcı.
RADYORESEPTÖR
Işık ve ısı uyartılarını alan duygu alıcısı.
KEMORESEPTÖR
Kimyasal maddelere karşı duyarlı olan almaçlar. Kimyasal enerji değişikliklerini alan almaçlar, kemosensör. Dildeki lezzet tomurcukları, burundaki koku almaçları, glomus carotikum ve arcus aorticus'ta bulunan glomus aorticum ve kandaki oksijen, karbondioksit ve pH değişikliklerini alan almaçlar.
JEORESEPTÖR
Yer çekimi duygusunu alan yapı.
OZMORESEPTÖR
Çevrelerindeki ozmotik değişimlere karşı reaksiyon gösteren hücreler.
FOTORESEPTÖR
Göz gibi ışığa duyarlı duygu organı. Koni ve çomak hücreleri gibi bir hücrenin ya da hücrenin bir kısmının ışığa duyarlı olması. 3.Rodopsin, klorofil gibi ışığa cevap veren duyarlı molekül. Işığı algılayabilen duyu hücresi. Göze gelen fotonların çarptığı ve zarında elektriksel bir uyarı meydana getirdiği özelleşmiş sinir hücresi. Rodopsin, klorofil gibi ışığa cevap veren duyarlı molekül. Klorofil taşıyan birçok kamçılıda ve kimi renksiz Phytoflagellata'da bulunan, hareket yönünü tayinde işe yaradığı düşünülen yapı.
Bu bölümde tanımı içerisinde RESEPTÖR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
NÖROTRANSMİTTER
Nöronun ucundan salgılanan ve bir sonraki nöronun özgün bir reseptörüne bağlanan, sinir impulslarının iletimine yardımcı olan, genellikle nitrojen içeren düşük moleküler ağırlıklı bir bileşik.
AGRİN
Sinir kas bağlantılarındaki bazal laminadan elde edilen ve kas zarındaki asetil kolin reseptörlerinin bir araya gelmesini sağladığı ileri sürülen bir protein.
KOREPRESSÖR
Bir reseptöre bağlanarak onun operatör bölgesine bağlanmasına engel olan bir molekül.
FAZMİT
Phasmidea sınıfındaki nematodların kuyruklarının son kısmının iki kenarında bulunan duyusal çukurlar. Secernentea'ların genellikle çiftler hâlinde bulunan küçük kemoreseptörleri. Phasmidia alt sınıfında bulunan nematod. Belirli nematodlarda bulunan, bulunup bulunmamasına göre nematodları iki alt sınıfa (fazmit nematodlar, afazmit nematodlar) ayıran bir çift arka kimyasal almaç.
KAPSAİSİN
Kimyasal olarak trans-8-mehyl-N-vanillyn-6-noneamide yapısında, suda çözünmeyen, vazodilatasyonu azaltan, nozireseptörleri doğrudan uyararak ağrı duyarlılığını artıran, sindirim salgı bezlerini uyararak yem tüketimini artıran ve en fazla acı biberde bulunan alkoloit yapısında bir bileşik. Kapsaisinin tekrarlanan dozlarda alınması durumunda duyarsızlaşmaya ve yerel olarak uygulandığında irritasyon ile gözyaşı akıntısına neden olduğu ayrıca, afferent sinir uçlarından taşikininlerin salıverilmesini de artırarak trakeobronşiyal düz kasların kasılmasını sağladığı bildirilmiştir.
ALMAÇ
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, reseptör.
RETİNULA
Böceklerde bileşik gözün ommatidyumunun en iç tarafında bulunan uzun fotoreseptör hücre tabakası.
OZMOFOR
Bir bileşiğin kokusundan sorumlu atom grubu. Koku alma organı epitel hücrelerinin kemoreseptörlerine bağlanırlar. Bitkilerde taç yapraklar üzerinde bulunan ve güzel koku salgılayan özel bezler.
ENKEFALİNLER
Beyin, bağırsak ve adrenal bezde bulunan, morfini taklit ederek opyumları beyindeki reseptörlere bağlayan, endorfinlerle beraber endojen opyumlar olarak kabul edilen bir pentapeptit.
HİBRİDOMA
Sadece melez hücre grubunda, özellikle B ya da T lenfositlerinin miyeloma hücreleri ile birleşmesi ile oluşan, sürekli kontrolsuz bir şekilde antikor ya da T hücresi reseptörleri meydana getiren, genellikle monoklonal antikor oluşturan hücreler olarak da bilinen hücreler.
LENFOSİTLER
Kanda ve lenfte bulunan, tek çekirdekli, küçük, renksiz, bağışıklık olaylarına giren bir kan hücresi tipi. B lenfositleri, T lenfositleri ve bu grupta sayılan doğal öldürücü hücreler (NK) oarak gruplandırılırlar. Ayrıca plazma zarlarındaki reseptörlere göre ve salgıladıkları sitokinlere göre de alt gruplara ayrılırlar. Lenf hücresi.
İNTEGRİNLER
Hücre dışı matrikste bulunan fibronektin, kollagen ve fibrinojen gibi yapışma proteinlerindeki arjinin, glisin, aspartik asitten oluşan tripeptitlere bağlanan hücre zarındaki reseptör gruplarından biri. LFA-1, Mac-1, Gp 150/95, PS antijenleri, VLA antijenleri gibi.
MEDİYATÖR
Reseptörle efektörü bağlayan sinir hücresi. Metabolik bir yolu etkileyen herhangi bir enzim ya da hormon.
OMMATİDYUM
Böceklerde ve kabuklularda petek (mürekkep) gözü meydana getiren çok sayıdaki hücrelerin her biri. Dış yüzeyi saydam kutikuladan oluşmuş bir mercek kapsayan ve saydam pelte şeklinde geriye uzanan bir koni ya da uzantıdan (kristal koni) oluşur. Çevresinde pigment hücreleri vardır. Kaidesinde ışığa duyarlı pigment kapsayan fotoreseptör hücrelerinin oluşturduğu kadeh şeklinde bir retinula yer alır. Petek gözü meydana getiren çok sayıda gözeden herbiri; sade göz.
ENDORFİNLER
Bağırsak, beyin ve hipofiz bezinde meydana gelen, opyum reseptörlerine bağlanarak uyuşturucu maddeyi taklit eden, enkefalinlerle beraber endojen opyumlar olarak da bilinen bir grup peptit.
NÖRAMİNİDAZ
Glikoproteinlerde karbohidrat yan zincirinden uçtaki N-asetil nöraminik asidi çıkaran enzim. Bazı virüslerin yüzeyinde olan ve hücrelerde bu virüsler için bulunan reseptörleri tahrip eden bir enzim.
MAKROFAJ
Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia, kemik dokusunda osteoklâstlarla aynı olduğu düşünülen, zarında mannozil glikozu reseptörü ile mikroorganizmaların yakalanıp fagosite edilmesini sağlayan, ayrıca zarında gram negatif bakteriler için CD 14 reseptörü, immünoglobulin G antikoru reseptörleri, kompleman reseptörleri olan, faaliyete geçen makrofajlarda lökosit fonksiyon antijeni, doku uyuşurluk antijeni ve benzerleri reseptörleri olan, sabit (histiyosit) ve hareketli tipleri bulunan bağ dokusu hücresi. Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi. Organizmanın hücresel savunmasında başlıca rolü üstlenen, yangı bölgesindeki bağ doku hücreleri ve monositlerin farklılaşmasıyla oluşan bir çeşit akyuvar, büyük fagositik hücre, mononükleer fagositler. Kornea ve kalp kapakları gibi damarsız dokuların yangısında, fagositoz yapan hücreler sadece makrofajlardır.