Kelimeler arşivi içinde; başında "radyo" olan, toplam 62 adet kelime bulunmaktadır. radyo ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu radyo ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde radyo olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
RADYOİMMÜNOASSAY, RADYOİMMÜNOESSEY, RADYOKROMATOGRAF, RADYOPROTEKSİYON, RADYOFARMAKOLOJİ, RADYOELEKTRİKSEL, RADYOSENSİBİLİTE, RADYODİYAGNOSTİK
RADYOİMMÜNESSEY, RADYOFARMASOTİK, RADYOELEKTRONİK, RADYOSTEROSKOPİ, RADYODERMATİTİS
RADYOBİYOLOJİK, RADYOKARTOGRAF, RADYOFİZYOLOJİ, RADYOREZİSTANS, RADYOTEKNOLOJİ
RADYORESEPTÖR, RADYOSENSİTİV, RADYOBİYOLOJİ, RADYOAKTİVİTE, RADYOKONTRAST, RADYOELEKTRİK, RADYOAKTİFLİK
RADYOTELEFON, RADYOTELGRAF, RADYOTOKSEMİ, RADYOELEMENT, RADYOEKOLOJİ
RADYOTERAPİ, RADYOMETRİK, RADYONÜKLİD, RADYODERMİT, RADYOTEDAVİ, RADYOFOSFOR, RADYOİZOTOP, RADYOİYODİN
RADYOSKOPİ, RADYODONTİ, RADYOCULUK, RADYOFİZİK, RADYOAKTİF, RADYOGRAFİ, RADYOMETRİ, RADYOLUSEN, RADYOLOJİK, RADYOKİMYA, RADYOFONİK, RADYOMETRE
RADYOLİNK, RADYOGRAM, RADYOGRAF, RADYOFOTO, RADYOFONİ, RADYOLOJİ
RADYOLOG, RADYOEVİ, RADYOPAK, RADYOLUS
RADYOCU
RADYO
RADYO
Elektrik dalgalarının özelliğinden yararlanarak seslerin iletilmesi sistemi. Bu istasyonun yayınlarını alan araç. Elektrik dalgalarıyla düzenli olarak yayın yapan istasyon ve bu istasyonun programlarını düzenlemekle görevli kuruluş.
RADYOSENSİBİLİTE
Işınıma duyarlılık.
RADYOİMMÜNOESSEY
Bir biyomolekülün eser miktarlarını tespit etmek için kullanılan hassas ve kantitatif bir yöntem.
RADYODERMATİTİS
Işınıma maruz kalan deride meydana gelen yangı.
RADYOELEKTRONİK
Elektroniğin radyoelektriğe uygulanması.
RADYOELEKTRİKSEL
Radyoelektriğe ilişkin.
RADYOFARMASOTİK
Radyonüklidlerin organizmada istenilen doku veya organlara ulaştırılabilmesi için bağlandığı ilaçlar.
RADYOKARTOGRAF
Vücudun bir bölümündeki radyoaktiflik dağılımının grafiğini çıkarmaya yarayan aygıt.
RADYOPROTEKSİYON
Radyasyondan korunma ve korunma yöntemlerini araştırma.
RADYOBİYOLOJİK
Radyobiyoloji ile ilgili.
RADYOİMMÜNESSEY
Radyoaktif olarak işaretli özel antikor ve antijen kullanılarak maddelerin aranması ve ölçülmesi için kullanılan çok hassas bir teknik.
RADYOFARMAKOLOJİ
Radyoaktif maddelerin vücuttaki etkileriyle radyoaktif maddelerle işaretlenmiş ilaçların farmakokinetiğinden bahseden farmakoloji dalı.
RADYODİYAGNOSTİK
Radyoaktif ışınların, hastalıkların tanısında kullanımını konu alan radyoloji bilim dalı.
RADYOKROMATOGRAF
Bir karışımın çeşitli bileşenlerinin etkinlik eğrisini, kromatografi yöntemiyle, ışınım bulucusu önünden geçen bir şerit üzerine çizmeye yarayan aygıt.
RADYOSTEROSKOPİ
Herhangi bir organın X ışınları aracılığıyla üç boyutlu görüntüsünün ekran üzerinde incelenmesi.
RADYOİMMÜNOASSAY
Bir biyomolekülün eser miktarlarını belirlemek için kullanılan ve özgül antikoruyla birleşen molekülün radyoaktif biçimini belirleme esasına dayanan duyarlı ve kantitatif bir yöntem, RİA.
Bu bölümde tanımı içerisinde RADYO geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EMAN
Radyoaktif cisimlerde ölçü birimi.
DRAMATİZE
Radyo, televizyon veya sahne oyunu biçimine getirilen (edebî eser). Olduğundan daha acıklı, abartılı bir biçimde ortaya konulan (olay).
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
FONOJENİK
Sesi radyoya veya fonografa uygun olan (kimse).
DİSKJOKEY
Radyo ve diskoteklerde müzik yayınlarını plak veya ses bantları aracılığıyla yöneten kimse.
DEDEKTÖR
Gaz, mayın, radyoaktif mineral, manyetik dalga vb.ni bulmaya, tanımaya yarayan cihaz, algılayıcı.
HOPARLÖR
Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektikçe sesi yükselten alet. Radyo, pikap, teyp vb. araçlarda sesi işitilebilecek duruma getiren alet.
BATARYALI
Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş. Batarya ile çalışan (radyo, telefon vb.).
KALİFORNİYUM
Atom numarası 98, atom ağırlığı 244 olan, aktinit grubundan yapay bir radyoaktif element (simgesi Cf).
AKORTSUZLUK
Ses düzensizliği ya da ayarsızlığı. Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma.
FRANSİYUM
Atom numarası 87, atom ağırlığı 223 olan, aktinyumdan elde edilen radyoaktif element (simgesi Fr).
IŞINÖLÇER
Işınların enerjiye dönüşmesini gösteren araç, radyometre.
AKTİNİT
Aktinyum, toryum, protaktinyum, tulyum, plütonyum, amerikyum, küriyum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı.
FİLM
Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit. Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak. Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü. Sinemalarda gösterilen eser.
AKTİNYUM
Atom numarası 89, atom ağırlığı 227 olan radyoaktif bir element (simgesi Ac).
CINGIL
Küçük üzüm salkımı. Boncuk, gümüş veya altın para ile yapılmış, başlığa veya giysiye takılan süs. Radyo programları öncesinde veya sonrasında çalınan, tanıtıcı, özel müzik parçası.
EFEKT
Radyo ve televizyon yayınlarında, tiyatro oyunlarında veya film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
AKORTSUZLAŞTIRMAK
Ses düzensizliği veya ayarsızlığı meydana getirmek. Radyoda bir ayar frekansında sapma meydana getirmek.
İLETİŞİM
Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon. Telefon, telgraf, televizyon, radyo vb. araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi, bildirişim, haberleşme, muhabere, komünikasyon.