Kelimeler arşivi içinde; başında "pırt" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. pırt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu pırt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde pırt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PIRTİKLEMEK
PIRTINPIRT, PIRTTIRMAK, PIRTLATMAK, PIRTIMPIRT
PIRTARMAK, PIRTIMPIT, PIRTLATMA, PIRTLAMAK, PIRTKESEK
PIRTADAK, PIRTIMAÇ, PIRTIŞIK, PIRTDEER, PIRTLAMA
PIRTMAK, PIRTINA, PIRTICI, PIRTLAK
PIRTİK, PIRTIL, PIRTIK
PIRTİ, PIRTI
PIRT
PIRT
Tavuk, kuş ve benzerleri hayvanların tüyleri. Taranan yünün işe yaramayan bölümü.
PIRTİKLEMEK
Ufalamak, parça parça etmek.
PIRTLATMA
Pırtlatmak işi.
PIRTDEER
Kabuğundan, bulunduğu yerden akarak, kayarak çıkmayı anlatır.
PIRTADAK
Kabuğundan, bulunduğu yerden akarak, kayarak çıkmayı anlatır : Zavallının gözü pırtadak çıkıp akıverdi.
PIRTLAMA
Pırtlamak işi.
PIRTARMAK
Ufak bir nedenle küsmek, küsüp bir yana çekilmek.
PIRTTIRMAK
Çözmek.
PIRTKESEK
Parça parça, ufak ufak. Parça parça.
PIRTLAMAK
Bulunduğu yerden kayıp dışarı çıkmak.
PIRTINPIRT
Haşlanıp yıkandıktan sonra ince ince doğranmış asma yaprağı, soğan, kıyma, salça ve bulgurla yapılan bir çeşit yemek.
PIRTLATMAK
Pırtlama işini yaptırmak. Nohut, badem ve benzerleri yiyecekleri suda ıslatarak kabuklarını çıkarmak. Yerinden fırlatmak, kaydırarak dışarı çıkartmak.
PIRTIŞIK
Toplanmış, büzülmüş, buruşmuş (yaygı için).
PIRTIMAÇ
Mantı, tatarböreği.
PIRTIMPIT
Haşlanıp yıkandıktan sonra ince ince doğranmış asma yaprağı, soğan, kıyma, salça ve bulgurla yapılan bir çeşit yemek.
PIRTIMPIRT
Haşlanıp yıkandıktan sonra ince ince doğranmış asma yaprağı, soğan, kıyma, salça ve bulgurla yapılan bir çeşit yemek.
Bu bölümde tanımı içerisinde PIRT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HÖLLÜM
Vücutça gelişmiş fakat geri zekâlı kişi. Düzensiz ve yırtık pırtık giyinen kişi. Bol elbise giyerek. Hörgüç.
KIPRAYIŞLI
Kıpırtılı.
KIPIRTISIZ
Kıpırtısı olmayan. Kıpırtısı olmadan.
KIPIRTISIZCA
Kıpırtısız bir biçimde.
KIPIRTILI
Kıpırtısı olan.
KARAVELLİ
Dertli, kederli. Âşık öykülerinin içinde, öykünün ana temasından ayrı olarak söylenen ve genellikle gülmeceye dayanan küçük öykü. Çoğu kez bir masaldır, örnek : Pırtlatan pekmez.
PIRTLAK
Pırtlamış, dışarı fırlamış, patlak. Kabuğundan kolayca dışarı çıkabilen.
KIPIRTISIZLIK
Kıpırtısız olma durumu.
ŞAPPADAK
Ansızın. Ani bir "şapırtı" sesi çıkararak.
KIPRAYIŞSIZ
Kıpırtısı olmayan, kıpırtısız.
KIFILTI
Rahatsız edici davranış, patırtı, kıpırtı. Evecenlik, telâş : Onun canı tez de kıfıltısı eksik olmaz. İstek.
TAPIRDAMAK
"Tapırtı" sesi çıkarmak.
HAMÇIK
Ağzını yayarak şapırtı ile yemek yemeyi anlatır.
HİRTİK
Yırtık pırtık, eski. Yaşlı adam.
HAMÇUK
Ağzını yayarak şapırtı ile yemek yemeyi anlatır.
CILBIR
Yoğurtlu yumurta. Et, ıspanak ve yumurtadan yapılan yemek. Soğan, domates ve et suyu ile yapılan sulu yemek. Makarna ve erişteden yapılan sulu yemek. Yağda kızartılmış balık üstüne limon ve sarmısak dökülerek yapılan yiyecek. Manda ve öküzleri yürütmek için çenelerinin altına gelecek şekilde konulan sivri demir. Satılan hayvanın ipi için alınan para. Yırtık pırtık. Hayvanların yular başlığının çene altındaki halkasına bağlanan ip veya takılan zincir. Yulara takılan ip. Merkep yuları. (Kamanlar Güdül Ankara).
HİRÇİK
Yırtık pırtık, eski.
EBİCULLUK
Elbisesi eski, üstü başı yırtık pırtık olan. Başkasının sözüne uyan. Berduş, serseri.
ÇAĞŞIR
Kırlarda yetişen, susuzluğa dayanan bir çeşit ot. Dere otuna benzer yemeği yapılan bir çeşit ot. Yırtık pırtık elbise. Kıldan dokunan şalvarlık kumaş. İşlemeli dar şalvar. İçe giyilen don. Geniş pantolon, şalvar. Kümes hayvanları ve kuşların ayağındaki tüyler, telekler. Kuşların ayağına bağlanan süslü bez, kumaş parçası. Dantel. Püskül. Post. Bir yılda davarın ikinci defa çiftleşme isteği duyması (hk.). Üst donu, şalvar, bol pantolon.
KIPIRTMAK
Yürümek, kımıldamak : Tembel durma kıpırtıver.