PÜRÜZ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "pürüz" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. pürüz ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu pürüz ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde pürüz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

PÜRÜZLENDİRMEK

13 harfli kelimeler

PÜRÜZLENDİRME

11 harfli kelimeler

PÜRÜZLENMEK, PÜRÜZSÜZLÜK

10 harfli kelimeler

PÜRÜZLEMEK, PÜRÜZLENME

9 harfli kelimeler

PÜRÜZALIR, PÜRÜZLEME

8 harfli kelimeler

PÜRÜZLÜK, PÜRÜZSÜZ

7 harfli kelimeler

PÜRÜZLÜ

5 harfli kelimeler

PÜRÜZ

Bazı kelimelerin anlamları

PÜRÜZ

Bir şeyin düzgünlüğünü bozacak çıkıntı, gedik veya kusur. Engel, güçlük.

PÜRÜZALIR

Bir borunun ağzına biçim vermek, genişletmek veya çapaklarını, pürüzlerini almak için kullanılan, çevresinde kesici yüzü bulunan alet, rayba.

PÜRÜZLEME

Pürüzlemek işi. Yüzey işlemi uygulanacak yüzeye, gerektiğinde pürüzlülük kazandırmak amacıyla yapılan işlem.

PÜRÜZSÜZ

Pürüzü olmayan. Hatasız, takılmadan. Düzgün (ses).

PÜRÜZLÜ

Pürüzü olan. Boğuk ve bozuk (ses). Karışık, güç (durum, iş).

PÜRÜZLENME

Pürüzlenmek işi.

PÜRÜZSÜZLÜK

Pürüzsüz olma durumu.

PÜRÜZLENMEK

Pürüz oluşmak, pürüzlü duruma gelmek. Bir iş, durum vb. karışık ve güç bir duruma gelmek. Ses boğuk ve bozuk çıkmak.

PÜRÜZLÜK

Kavga, döğüş.

PÜRÜZLEMEK

Yapılarda sıva, alçı veya boyanın daha iyi tutmasını sağlamak amacıyla yüzeyi pürüzlü duruma getirmek.

PÜRÜZLENDİRMEK

Pürüzlenme işini yaptırmak.

PÜRÜZLENDİRME

Pürüzlendirmek işi.

  -   -   -  

Anlamında PÜRÜZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PÜRÜZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇAPAK

Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).

PARAZİTSİZ

Paraziti olmayan. Pürüzü olmayan bir biçimde.

FONDÖTEN

Cildi pürüzsüz göstermesi, renk vermesi için kadınların yüzlerine sürdükleri yarı sıvı veya boyalı krem, düzgün.

İÇBÜKEY

Yüzeyi düzgün ve pürüzsüz çukur biçiminde olan, obruk, mukaar, konkav.

ÇATALLI

Çatalı olan. İki veya daha çok ihtimali olan. Pürüzlü (ses). Çatal durumunda olan.

PALAMUT

Uskumrugillerden, ortalama 1-2 kilogram gelen, eti esmer, büyüklüğüne göre "Çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak, piçuta" adlarını alan, pulsuz bir balık, sivri (Pelamys sarda). Rulo biçiminde hazırlanmış kopya. Yurdumuzda yetişen meşe türlerinin uzunca, fındığa benzeyen, sert ve pürüzlü, bir yüksük içinde bulunan, tanen bakımından zengin meyvesi, pelit.

DURU

Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

PÜSÜRLÜ

Püsürü olan, pürüzlü.

KUŞE

Özen isteyen baskı işlerinde kullanılan, parlak, düzgün, pürüzsüz, kaygan kâğıt.

GÜÇLÜK

Zorluk. Engel, pürüz. Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat.

PUDRA

Bazı mineral ürünlerin karışımı ile elde edilen, cildi korumak, düzgün ve güzel göstermek veya kırışıklıkları, pürüzleri gizlemek amacıyla yüze ve tene sürülen, kokulu ince toz.

KILÇIKLI

Kılçığı olan. Pürüzlü, çapraşık, karışık.

DÜZGÜN

Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.

ENGEL

Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.

KUMLAMA

Çam türü ağaçlarda yıl halkaları arasındaki görüntü ayrımını daha da belirtmek için yüzeye, hava basıncından yararlanarak kum püskürtme. Oyma işlerinde, çukurda kalan yüzeyleri özel dişli araçlarla pürüzlü duruma getirme.

KEÇELEŞMEK

Telleri birbirinin içine girip karışarak ayrılmaz olmak. Deri pürüzlü duruma gelmek, keçe gibi olmak. Vücudun bir yeri uyuşup duyarlığı azalmak.

PÜSÜR

Bir şeyin can sıkıcı, karışık ayrıntısı veya pürüzü. Tembel, kalpazan. Karışık, kusurlu (iş). Can sıkıcı, istenmeyen kimse. Karışık, dolaşık (ip, saç vb.).

GREN

Kâğıdın yüzeyinin pürüzlülük derece ve tipinin bir izlenimi.

CİLLOP

Parlak, pürüzsüz, tertemiz. Yeni.

ÇATLAMAK

Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak. Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek. Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak.