Kelimeler arşivi içinde; başında "poz" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. poz ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu poz ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde poz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
POZİTRONYUM
POZİTİFLİK, POZİTİVİST, POZİTİVİZM
POZFIRINI
POZOLOJİ, POZİSYON, POZİTRON
POZANTI, POZİTİF
POZSUZ, POZLAK, POZMAK
POZUK, POZUH, POZAN, POZAK
POZA
POZ
POZ
Resim ve fotoğrafta duruş. Fotoğrafta objektifin açık kaldığı süre. Fotoğraf makinesinde kullanılan filmde her bir kare. Kurum, çalım.
POZUK
Meşe palamudu. Bozuk.
POZLAK
Güvercinden küçük, boz renkli, eti yenir bir çeşit kuş.
POZİTİF
Olumlu, negatif karşıtı. Artı.
POZİTİFLİK
Pozitif olma durumu. Pozitif elektriklenme olayları gösteren bir cismin durumu.
POZMAK
Bozmak : Benim bisikleti sen pozdun.
POZFIRINI
Fırının ekmek çıktıktan sonraki sıcaklığı, az sıcaklık.
POZOLOJİ
Hastalara uygulanacak ilaç miktarları, uygulama yolları ve doz aralıklarından bahseden farmakoloji dalı. Doz bilgisi.
POZİTRON
Bütün atomlarda bulunan pozitif yüke sahip temel parçacık, elektron karşıtı.
POZİTRONYUM
Negatif bir elektronla bir pozitrondan oluşan, hidrojen atomuna benzeyen kararsız yapı.
POZANTI
Adana iline bağlı ilçelerden biri.
POZSUZ
Kurumsuz, çalımsız.
POZUH
Bozuk.
POZİSYON
Konum. Durum.
POZİTİVİST
Olgucu.
POZİTİVİZM
Olguculuk.
Bu bölümde tanımı içerisinde POZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
OLGUCULUK
Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizikötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte'un açtığı felsefe çığırı, pozitivizm. Bu çığırın gerçekçilik akımını doğuran edebî eserlerde uygulanmış biçimi.
DURUM
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
HIRTAPOZLUK
Hırtapoz olma durumu.
DAYATMACI
İstediğini yaptırmada baskı uygulayan, direten, empoze eden.
ERKE
Enerji. Pozitif bilimlerde iş başarma gücü, bir direnmeyi yenme gücü.
BESTECİLİK
Bestecinin yaptığı iş, bestekârlık, kompozitörlük.
EKSPOZE
"Sergilemek, gözler önüne sürmek" anlamındaki ekspoze etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.
KİTABET
Yazmanlık, kâtiplik. Kompozisyon, tahrir.
NEGATİF
Olumsuz. Eksi, pozitif karşıtı. Gerçekteki aydınlık ve karanlık bölümleri tersine gösteren fotoğraf camı veya filmi.
ARTI
Toplama işleminde + işaretinin adı, zait. Fazlalık. Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı), eksi karşıtı, pozitif.
KONUM
Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi, pozisyon. Bir şehrin uzak ve yakın çevresiyle her türlü ilişkisini sağlayan ve şehrin gelişmesini etkileyen coğrafi şartlarının bütünü. Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri, konuş.
EMPOZE
"Dayatmak" anlamındaki empoze etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.
EKSEN
Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver. Çizgi. Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. Dingil.
EVRİLİR
Konu ile yüklemin birbirinin yerine geçmesiyle doğruluğu bozulmayan (önerme): "Her insan güler" evrilir bir önerme sayılır çünkü "her gülen insandır" yargısı yanlış olmaz. Alıcıda kullanılıp kimyasal işlemden geçtikten sonra doğrudan doğruya pozitife dönebilen (film).
KOMPOZE
"Ögelerini birleştirmek, bütünleştirmek, yeniden oluşturmak" anlamlarındaki kompoze etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.
BESTECİ
Beste yapan kimse, bestekâr, kompozitör, maestro.
ELEKTRİK
Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü. Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma. Çarpıcılık, cazibe, canlılık. Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi.
ELEKTRON
Bütün atomlarda bulunan negatif yüke sahip temel parçacık, pozitron karşıtı.
DAYATMAK
Dayama işini yaptırmak. Bir şeyi zorla kabul ettirmek, empoze etmek. Başkasının isteğine karşı koymak. Kendi istediğini yaptırmakta direnmek.
OLGUCU
Olguculukla ilgili olan, olguculuk yanlısı, pozitivist.