POZ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "poz" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. poz ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu poz ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde poz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

POZİTRONYUM

10 harfli kelimeler

POZİTİFLİK, POZİTİVİST, POZİTİVİZM

9 harfli kelimeler

POZFIRINI

8 harfli kelimeler

POZOLOJİ, POZİSYON, POZİTRON

7 harfli kelimeler

POZANTI, POZİTİF

6 harfli kelimeler

POZSUZ, POZLAK, POZMAK

5 harfli kelimeler

POZUK, POZUH, POZAN, POZAK

4 harfli kelimeler

POZA

3 harfli kelimeler

POZ

Bazı kelimelerin anlamları

POZ

Resim ve fotoğrafta duruş. Fotoğrafta objektifin açık kaldığı süre. Fotoğraf makinesinde kullanılan filmde her bir kare. Kurum, çalım.

POZUH

Bozuk.

POZOLOJİ

Hastalara uygulanacak ilaç miktarları, uygulama yolları ve doz aralıklarından bahseden farmakoloji dalı. Doz bilgisi.

POZSUZ

Kurumsuz, çalımsız.

POZFIRINI

Fırının ekmek çıktıktan sonraki sıcaklığı, az sıcaklık.

POZİTİF

Olumlu, negatif karşıtı. Artı.

POZUK

Meşe palamudu. Bozuk.

POZİTİVİST

Olgucu.

POZİSYON

Konum. Durum.

POZİTRON

Bütün atomlarda bulunan pozitif yüke sahip temel parçacık, elektron karşıtı.

POZİTİFLİK

Pozitif olma durumu. Pozitif elektriklenme olayları gösteren bir cismin durumu.

POZANTI

Adana iline bağlı ilçelerden biri.

POZLAK

Güvercinden küçük, boz renkli, eti yenir bir çeşit kuş.

POZİTİVİZM

Olguculuk.

POZMAK

Bozmak : Benim bisikleti sen pozdun.

POZİTRONYUM

Negatif bir elektronla bir pozitrondan oluşan, hidrojen atomuna benzeyen kararsız yapı.

  -   -   -  

Anlamında POZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde POZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KİTABET

Yazmanlık, kâtiplik. Kompozisyon, tahrir.

KOMPOZE

"Ögelerini birleştirmek, bütünleştirmek, yeniden oluşturmak" anlamlarındaki kompoze etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.

DURUM

Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

ELEKTRİK

Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü. Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma. Çarpıcılık, cazibe, canlılık. Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi.

KONUM

Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi, pozisyon. Bir şehrin uzak ve yakın çevresiyle her türlü ilişkisini sağlayan ve şehrin gelişmesini etkileyen coğrafi şartlarının bütünü. Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri, konuş.

DAYATMAK

Dayama işini yaptırmak. Bir şeyi zorla kabul ettirmek, empoze etmek. Başkasının isteğine karşı koymak. Kendi istediğini yaptırmakta direnmek.

BESTECİ

Beste yapan kimse, bestekâr, kompozitör, maestro.

OLGUCULUK

Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizikötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte'un açtığı felsefe çığırı, pozitivizm. Bu çığırın gerçekçilik akımını doğuran edebî eserlerde uygulanmış biçimi.

OLGUCU

Olguculukla ilgili olan, olguculuk yanlısı, pozitivist.

DAYATMACI

İstediğini yaptırmada baskı uygulayan, direten, empoze eden.

HIRTAPOZLUK

Hırtapoz olma durumu.

ELEKTRON

Bütün atomlarda bulunan negatif yüke sahip temel parçacık, pozitron karşıtı.

ARTI

Toplama işleminde + işaretinin adı, zait. Fazlalık. Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı), eksi karşıtı, pozitif.

EMPOZE

"Dayatmak" anlamındaki empoze etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.

EKSEN

Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver. Çizgi. Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. Dingil.

ERKE

Enerji. Pozitif bilimlerde iş başarma gücü, bir direnmeyi yenme gücü.

NEGATİF

Olumsuz. Eksi, pozitif karşıtı. Gerçekteki aydınlık ve karanlık bölümleri tersine gösteren fotoğraf camı veya filmi.

BESTECİLİK

Bestecinin yaptığı iş, bestekârlık, kompozitörlük.

EVRİLİR

Konu ile yüklemin birbirinin yerine geçmesiyle doğruluğu bozulmayan (önerme): "Her insan güler" evrilir bir önerme sayılır çünkü "her gülen insandır" yargısı yanlış olmaz. Alıcıda kullanılıp kimyasal işlemden geçtikten sonra doğrudan doğruya pozitife dönebilen (film).

EKSPOZE

"Sergilemek, gözler önüne sürmek" anlamındaki ekspoze etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.