Kelimeler arşivi içinde; başında "plase" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. plase ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu plase ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde plase olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PLASENTASYON, PLASENTOFAJİ
PLASENTİTİS
PLASELEMEK
PLASELEME, PLASENTAL, PLASENTOM
PLASENTA
PLASEBO
PLASE
PLASE
At yarışlarındaki müşterek bahislerde, sekiz atın katıldığı yarışlarda ilk üç, dört atın katıldığı yarışlarda ise ilk iki dereceyi kazanacak atın bilinmesi biçiminde oynanan oyun. Voleybol, tenis, masa tenisi vb. oyunlarda topu yumuşak bir vuruşla rakip alandaki bir boşluğa indirme. Futbolda topu yumuşak bir vuruşla havadan istenilen yere gönderme. Basketbolda çembere doğru uzanarak topu yavaşça sepete bırakma.
PLASELEME
Plaselemek işi.
PLASEBO
İlaçlara özgü farmasötik biçimlere sokulan fakat gerçekte ilaç olmayan etkisiz bir madde.
PLASENTİTİS
Plasentanın yangısı. Çoğunluklu enfeksiyon etkenlerince oluşturulur ve yavru atmaya sonun düşmemesine neden olur.
PLASELEMEK
Topu kavisli vuruşla ileri göndermek.
PLASENTAL
Plasentaya ait.
PLASENTA
Döl eşi.
PLASENTASYON
Plasentanın biçimlenme süreci.
PLASENTOM
Uterusta yer alan karunkulayla villusun oluşturduğu kotiledonun birleşmesinden oluşan fonksiyonel yapı. Geviş getirenlerde görülen ve döl yatağında bez içermeyen karunkulalar zigot oluşumundan sonra oldukça büyürler.
PLASENTOFAJİ
Karnivor olmayan hayvanların doğum sonrası atılan kendi plasentalarını iç güdüsel olarak yemeleri.
Bu bölümde tanımı içerisinde PLASE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TERATOJEN
Normal embriyonal gelişmeyi bozarak kusurlu doku veya organ oluşmasına neden olan madde veya etken. Anneden plasenta yoluyla yavrunun dolaşımına geçmesi sonucu yavruda doğuştan biçim bozukluklarına neden olan etkenler veya maddeler.
KORYOVİTELLİN
Bazı keselilerde görülen koryonun bir kısmının vitellüs kesesi ile astarlandığı plasenta tipi.
MİKROKOTİLEDONLAR
Kısrakta fetüs gelişiminde koryon kesesinin endometriyumla birlikte yaptığı mikroplasentomlar.
IGG
İnsan serum immünoglobulinlerinin %80'ini oluşturan, 6.5-7.0 S çökelme kat sayısına sahip, 150000 molekül ağırlığında, %3 karbohidrat içeren, anneden plasenta aracılığıyla yavruya geçebilen, ikincil bağışıklık cevaplarında oluşan immunoglobulin ana molekülleri. İmmünoglobulin G.
DEPLASE
"Yerini değiştirmek" anlamındaki deplase etmek , "yeri değişmek." anlamındaki deplase olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
KRİPT
Plasentasyonda görev yapan endometriyum yüzeyindeki villi koryalislerin içine girdiği kör kesecikler.
OVOVİVİPAR
Kabuğu olan fakat anasının içinde iken açılan yumurtalar meydana getiren canlı. Bir plasenta oluşumuyla anneyle yavru arasında bağlantı olmaksızın, yumurtası vücut içinde gelişen ve yavruyu yumurtadan çıktıktan sonra vücut dışına bırakan. İçerisinde larva bulunan yumurtalar üreten. Hemen doğum anında yumurta kabuğundan larvanın çıkması, ovoviviparus. Tüm meydana gelmiş kabuğu olan fakat ananın vucudu içindeyken açılan yumurtalar veren hayvan.
KORYOALLANTOYİK
Memelilerde ve bazı keselilerde görülen koryonun allantoisle astarlandığı plasenta tipi.
NEOSPOROZİS
Köpek, sığır, at ve koyunlarda Neospora caninum adlı protozoonun neden olduğu sistemik, merkezi sinir sistemi lezyonları ve yavru atmayla sonuçlanan toksoplazmozis benzeri hastalık. Bulaşma ookistlerle bulaşık gıda ve suyun ağız yoluyla alınmasıyla olmaktadır. Nekrotik plasentitis, miyozitis, irinsiz ensefalomiyelitis, polimiyozitis, miyokarditis ve dermatitis şekillenir.
KORYON
Zar, örtü. Maternal plasentayla ilişki hâlinde olan en dıştaki yavru zarı.
ÖSTETROL
Anne serumu, amniyon sıvısı ve idrarda bulunan fetoplasental bölümde üretilen bir östrojen.
RELAKSİN
Gebelik sırasında sarı cisim ve plasentadan salgılanarak döl yatağı ve pelvise ait eklemler arasındaki bağları gevşetici, ayrıca serviksi yumuşatıcı ve genişletici etkiye sahip peptit hormon. Gebelik sırasında, corpus luteum tarafından çıkarılan ve pelvis bağlarının gevşemesini sağlayan hormon.
KOTİLEDON
Tohumlu bitkilerin tohumunda bulunan ilk yaprak ya da yapraklar olup fotosentez yapan yaprakları verir ya da toprak altında kalır. Memeli plasentasında villus grubu. Çenek. Çanak, çukurcuk. Geviş getirenlerde fetal plasentanın koryon zarında villi koriyalislerin kümeleşmesi sonucu oluşan, plasentasyonda fonksiyonel görev yapan, karunküllerle birleşerek plasentomu oluşturan yapı.
KORYOALLANTOİS
Koryon ve allantoisin birleşmesinden oluşan, mezodermle ilişkili damarlar aracılığıyla gaz değişimini sağlayan ekstraembriyonik yapı, allantokoryon. Bu yapı kuş ve sürüngenlerde yumurta kabuğuyla bitişiktir. Memelilerde ise bu yapı plasentayı oluşturur.
ETENLİLER
Memeliler (Mammalia) sınıfından, embriyoları gelişimlerini ana hayvanın uterusu içerisinde tamamlayan, embriyo gelişimi sırasında gerekli besin ve oksijeni ana hayvanın dolaşım sisteminden alan, sindirim sistemleri ve ürogenital sistemleri ayrı ayrı kanallarla dışarı açılan, tek delikliler (Monotremata) ve keseli memeliler (Marsupialia) dışta olmak üzere bütün memelileri içine alan bir alt sınıf ya da bazı sınıflandırmalara göre bir bölüm. Plâsentalılar. (karşıtlık, plasentalılar, Placentalia, adl. Monodelphia),olmak üzere hepsinde eten bulunan 16 takımı vardır.
SEMİPLASENTA
Yarım plasenta.
PROGESTERON
Corpus luteumdan salgılanan ve döllenmiş yumurtanın uterusa yerleşmesi için uterusa etki eden steroit bir hormon. Sarı cisim, plasenta ve az miktarda böbrek üstü bezi kabuğundan salınan, gebeliğin devamından ve meme bezi gelişiminden sorumlu steroit yapılı hormon.
KARUNKULA
Bazı tohumların hilum kısmına yakın taraflarında bulunan yağ ya da vaks ihtiva eden etli yapı. Körelmiş aril. Et tomurcuğu, etçik, küçük et parçası. Geviş getirenlerde döl yatağının lamina propriyasında bez içermeyen, maternal plasentanın fonksiyonel kısmı olan düğme biçiminde belirgin oluşum, karunkül.
ÖSTROJENLER
Omurgalılarda bir grup steroit hormon. Dişilerin yumurtalık ve plasentasında teşekkül eden, ikincil dişi eşey karakterlerinin gelişmesini, dişi eşey organlarının büyümesini ve görev yapmasını sağlayan dişi eşey hormonları. Bitkilerde de benzer bileşikler bulunmuştur.
ÖSTROJEN
(estrogen) Omurgalılarda östrus oluşturan bir grup steroit hormon. Folikülün granuloza hücreleri ve gebelikte plasentadan salgılanan, sentetik olarak da hazırlanan, dişilik karakterlerinin gelişmesi, kızgınlık belirtilerinin ortaya çıkması, memede stromal gelişim ve kanal büyümesini sağlayan 18 karbonlu steroit yapılı bir hormon. Östron, östradiol ve östriol olmak üzere klinik önemi olan 3 östrojen vardır.