Kelimeler arşivi içinde; başında "peş" olan, toplam 63 adet kelime bulunmaktadır. peş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu peş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde peş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PEŞTAMALCILIK
PEŞTAMALSIZ, PEŞTAMALLIK, PEŞKİRAĞASI, PEŞKİRCİLİK
PEŞİNCİLİK, PEŞİNATSIZ, PEŞTAMALLI, PEŞTAMALCI
PEŞTİMBAL, PEŞİREFÇİ, PEŞTAMBAL, PEŞDEMMAL
PEŞREFLİ, PEŞNAMAZ, PEŞMELBA, PEŞLEMEK, PEŞKÜTAN, PEŞKÜNLÜ, PEŞTAHTA, PEŞKİRCİ, PEŞTAMAL, PEŞKİDAN, PEŞKEŞÇİ, PEŞDAMAZ, PEŞGİDAN
PEŞİNEN, PEŞTALA, PEŞREVİ, PEŞEMBE, PEŞİCEK, PEŞTUCA, PEŞİNCİ, PEŞİNAT
PEŞKUN, PEŞGİN, PEŞKİN, PEŞREV, PEŞGEŞ, PEŞGEK, PEŞENK, PEŞGUN, PEŞGÜN, PEŞKİR, PEŞLİK, PEŞDİL, PEŞHUN, PEŞKÜN, PEŞKÜL, PEŞKEŞ
PEŞTU, PEŞUK, PEŞRİ, PEŞGU, PEŞOY, PEŞNİ, PEŞME, PEŞLİ, PEŞİK, PEŞİN
PEŞE, PEŞİ
PEŞ
PEŞ
Arka, art. Elbisenin etek kısmı. Bazı giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası. Yüzü dönük, ters. Kâğıt oyunlarında el tutma, kâğıt alma. Üçetek denilen kadın giysisi. Peş, arka. Etek.
PEŞDEMMAL
Kadınların bağladığı iş önlüğü.
PEŞTAMALLI
Peştamalı olan.
PEŞKİRAĞASI
Hasoda örgütünde peşkir ve havlulara bakan görevli.
PEŞKİRCİLİK
Peşkircinin işi.
PEŞTAMALSIZ
Peştamalı olmayan.
PEŞTAMALCILIK
Peştamalcının işi.
PEŞREFLİ
İzmir şehri, Gökçen nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
PEŞTİMBAL
Peştamal.
PEŞTAMALCI
Peştamal, futa, havlu ve benzerleri dokuyan veya satan kimse.
PEŞNAMAZ
Topluluğa namaz kıldıran, imam. İmam.
PEŞİREFÇİ
Bilip bilmediği konuda her işe karışan, öncülük eden.
PEŞTAMALLIK
Hava parası. Peştamal olmaya yarayan (dokuma).
PEŞTAMBAL
İş önlüğü.
PEŞİNCİLİK
Peşinci olma durumu.
PEŞİNATSIZ
Peşin para vermeden veya almadan.
Bu bölümde tanımı içerisinde PEŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
PEŞİN
Bir alışverişte, alışveriş yapıldığı anda, alınan şeyin tesliminden önce veya teslimiyle birlikte ödenen, veresiye karşıtı. Daha önce, önceden. Çalışmadan verilen (ücret, aylık). Toptancıdan bir malı çok miktarda veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma, spot.
FAHTE
Klasik Türk müziğinde genellikle ilahi, beste ve özellikle peşrev formlarında kullanılan, yirmi zamanlı ve on iki vuruşlu bir büyük usul.
HANE
Ev, konut. Basamak. Klasik Türk müziğinde, peşrev vb. saz parçalarının bölümlerinden her biri. Birleşik kelimelerde "bina, yapı, yer, makam" anlamlarıyla ikinci kelime olarak yer alan bir söz. Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri, bölük, göz. Ev halkı.
ARMADURA
Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.
PEŞİNCİ
Malı peşin para ile satan veya satın alan kimse.
PEŞKİRCİ
Peşkir dokuyan veya satan kimse.
KAMULAŞTIRMAK
Devlet veya kamu tüzel kişilerce, kamu yararı gerektiğinde kişinin hukukunu da koruyarak karşılığını peşin ödemek koşuluyla taşınmazların sahiplerinden izin alınmaksızın yasal yollarla tamamını veya bir kısmını almak, devletleştirmek, istimlak etmek, özelleştirmek karşıtı.
LOMBAR
Gemi bordalarına, küpeştelerine açılan dörtgen biçiminde delik.
MUACCEL
Acele olunmuş. Peşin, hemen ödenmesi gereken.
NAKİT
Para, akçe. Kullanılması hemen mümkün olan para, peşin para, likit.
PARAPET
Küpeşte.
ÇAPKIN
Geçici aşklar ve ilişkiler peşinde koşan (kimse), hovarda. Cinsellik hatırlatan. Haylaz. Okşayıcı bir seslenme sözü.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
ANAFORCU
Yolsuzlukla kazanç peşinde olan kimse.
ARDINCA
Hemen arkasından, hemen ardından, arkası sıra, ardı sıra, peşinden, peşi sıra, takiben.
PEŞİNEN
Peşin olarak, önceden.
KORKULUK
Tarla, bağ ve bahçelerde kuşların zarar vermesini önlemek için konulan, insana benzer kukla. Düşme tehlikesi olan yerlere çekilen duvar veya parmaklık. Bostan korkuluğu. Küpeşte.
NAKDEN
Para olarak. Peşin olarak.
FASIL
Bölüm, kısım, devre. Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü. Dönem, devre. Belli bir sürede yapılmış olan iş, karşılaşılan durum veya olay. Bütçede ayrı ayrı gösterilen bölümler. Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna. Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi.