Kelimeler arşivi içinde; başında "parıldamak" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. parıldamak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu parıldamak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde parıldamak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PARILDAMAK
PARILDAMAK
Işık saçmak, parlamak. Gelişmek, yükselmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde PARILDAMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YILDIRAMAK
Parıldamak.
BALKIMAK
Parlamak, parıldamak. Şimşek çakmak. Organ, kesik kesik ağrımak, sancımak. Su halkalanmak, dalgalanmak.
ŞILARMAK
Işıldamak, parıldamak.
BALGMAK
Parlamak, parıldamak, göz alıcı güzel olmak.
YILBIRDAMAK
Üstünde ışık oynaşmak, parıldamak.
IPILAMAK
Parlamak, parıldamak.
IPILDAMAK
Parlamak, parıldamak. Hafif ışık titreyerek parıldamak.
BALGINMAK
Parlamak, parıldamak, göz alıcı güzel olmak.
BALHIMAK
Parlamak, parıldamak, göz alıcı güzel olmak. Şimşek çakmak. Kesik kesik ağrımak, sancımak.
ILDIRMAK
Parıldamak. Korkutmak: Gözünü ıldır ki sana sataşmasın. Yanıp sönmek. Ilıtmak.
BALGIMAK
Suyun içinde oynamak. Yumuşaklığından dolayı oynak halde bulunmak: Bu yer balgıyor (bataklık hakkında). Hayvanlar otlakta sereserpe otlamak: Hayvanlar çayırda güzelce balgıdı. Çıban olgunlaşmak. Parlamak, parıldamak, göz alıcı güzel olmak.
YANMAK
Birleşiminde karbon bulunan maddeler, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak. Çok sevmek, büyük bir aşk ile sevmek. Bütünü ya da bir bölümü ateş veya sıcaklığın etkisi ile bozulmak, kömür durumuna geçmek. Çocuk oyunlarında oyun dışı kalmak. Bir bir sıralamak, dile getirmek, dert dökmek, anlatmak. Isı etkisiyle vücudun bir yanı yara olmak, kızarmak veya rengi koyulaşmak. Zarara, kötülüğe uğramak. Isı, ışık veren bir konuma geçmek. Birtakım etmenlerin etkisiyle işe yaramaz duruma gelmek. Vücut veya nesnelerin ısısı artmak. Hükümsüz kalmak, değerini yitirmek. Ateş durumuna geçmek, tutuşmak. Çok istemek, çabalamak. Parlamak, parıldamak. Yanık acısına benzer bir acı duymak. Çok üzülmek.
PARILDAMA
Parıldamak işi.
ŞILAMAK
Parlamak, ışıldamak. Işıldamak, parıldamak. Işıldamak.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
GÜMÜŞLENMEK
Gümüşle kaplanmak. Gümüş gibi parıldamak.
IŞILDAMAK
Titrek, parlak bir ışık saçmak, parıldamak.
YALABIMAK
Parıldamak, parlamak, ışıldamak. Şimşek çakmak.
YALDIRDAMAK
Işık yansımak, parlak bir nesne parlayıp sönmek; şimşek çakmak. Su üstündeki yağ ve benzerleri parıldamak.
YALBIRDAMAK
Işık yansımak, parlak bir nesne parlayıp sönmek; şimşek çakmak. Parıldamak.