Sonu OĞRUN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "oğrun" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu oğrun ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında oğrun olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde oğrun olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

OĞRUN

Gizli, saklı. Gizli.

  -   -   -  

Anlamında OĞRUN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OĞRUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

YARIDÜZLEM

Düzlemde bir doğrunun bir yanında kalan bölge.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

ÜÇYÜZLÜ

Bir noktada kesişen ve düzlem deş olmayan üç doğrunun oluşturduğu uzambiçim. Bir noktada kesişen ve düzlemdeş olmayan üç ışının bileşimi.

YÖNETTİ

Düzlemdeki bir doğru için, bu doğrunun eğim açısı. Uzaydaki bir doğru için, eksenlerin artı yönleriyle doğru arasındaki açılardan her biri. Bir eğri için, eğrinin teğetinin yöneltisi.

EĞİLME

Eğilmek işi. Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı. Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması.

İZDÜŞÜM

Belirli bir uzam bilgisel (geometrik) yolla, uzayın bir noktasına ya da maktaların bir kümesine, bir doğrunun ya da bir yüzeyin bir noktasını ya ida noktaların bir kümesini karşılık getirme işlemi. Bir ışık kaynağından çıkan ışınlar yoluyla aygıta sürülen diyapotifizin görüntüleme eylemi. Bu yolla oluşan görüntü. Bir zaman dizisinde, dizinin öngörü değeri. Olasılık kuramında, bir değişkenin koşullu beklentisi. Kristal cisimlerinin, kristal fiziksel özelliklerini (yüzeyler, kenarlar, kuşak bağıntıları, optik özelliklerle biçim ilişkileri), bir düzlem üzerine yansıtma.

OLASICILIK

Bilginin ancak olasılık değeri olduğunu, kesin doğrunun bilinemeyeceğini, bilginin yalnız olasılığa erişebileceğini ileri süren teoriye dayalı kuşkucu öğreti, probabilizm.

DÜZLEM

Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan, düz, yassı. Ortam. Üzerine, kesişen iki doğrunun her noktasının dokunması gereken yüzey, müstevi.

HAÇ

Hristiyanlığın sembolü sayılan ve birbirini dikey olarak kesen iki çizgiden oluşan biçim, istavroz, put (I), salip. Öküzleri sürerken söylenen söz. Ekim ayı. Kaç. Hiç. (Süsleme) Hıristiyanlıkta İsa'nın çarmıha gerilişini simgeleyen, başka kültürlerde ise süs örgesi olarak kullanılan artı işaretinin biçimi. Örneğin: Latin haçı, Yunan haçı, andrea haçı vb. Eski Romalılarda suçluyu öldürmek için kullanılan bir araç. Hıristiyanlığın simgesi olan, birbirini dik kesen iki doğrunun oluşturduğu biçim, put.

UYGULAMACILIK

Yalnız insanın kendisine yararlı olarak kullanabileceği şeyi gerçek sayan, gerçeğin ve doğrunun değerini, onun uygulamada sağladığı yarara göre saptayan öğreti.

AÇI

Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim, zaviye. Görüş, bakım, yön, anlayış biçimi. Ortak başlangıç noktasına sahip iki ışının bileşimi. Bir açının ölçüsü için kullanılan kısa ad. Ortak bir noktadan (köşe) çıkan iki yarıdoğrunun (kıyı) oluşturduğu uzambiçim. Ortak bir noktadan çıkan iki yarıdoğrudan birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği. Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemin oluşturduğu uzambiçim. Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemden birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği. Bir alıcı merceğinin, dereceyle belirtilen görüş açısı. Bir kimsenin, çevresindekileri seçiklikle görebildiği açı. Acı, dert, keder, tasa.

KÖŞE

Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı, zaviye. İki duvarın birleştiği girintili veya çıkıntılı yer. İki sokağın veya caddenin kesiştiği yer, büküç. Bölüm, yer veya yan. Kuytu, tenha veya ücra yer. Kimsenin kolay kolay uğramadığı yer. Kesici araçları bilemeye yarayan bir çeşit taş, bileği taşı. Kadınların başlarına takarak yüzlerine ya da şakaklarına sarkıttıkları gümüş ya da altın süs eşyası. Dört yönden her biri. Yapıda köşelere konulan büyük ve düzgün taş. Deriden kesilmiş, çarık dikmekte kullanılan sırım. Kanepe yastığı. Gelin ya da sünnet çocuğu için hazırlanan yer. Ocağın bir kenarı. Ocak başı. Ayrılık, anlaşmazlık, aykırılık : Ahmet gene köşe çıkardı. Halının bir köşesine yapılan bir çeşit süs, köşe motifi. Ayaktopu alanını oluşturan yan ve kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri. Bir açıyı belirleyen iki yarıdoğrunun kesiştiği nokta. Çokgen tanımında sözü geçen noktalarından biri Verilen bir çok yüzlünün yüzlerini oluşturan çokgenlerin köşelerinden biri. 4- Yalınca tanımında sözü geçen noktalarından biri. İki ya da daha çok sayıdaki metal parçanın birbirlerine bağlandığı yer.

KEŞİ

Yağsız, kuru peynir. Doğrunun konsayı eksenini kestiği yer.

YUVAK

Yuvgu. Loğ taşı, toprak damı düzlemek ve pekiştirmekte kullanılan taş silindir. Yol düzlemekte kullanılan silindir. İçindekilerin dökülmemesi için arabaların ön ve arkalarına konulan tahta setler, kapaklar. Tilkiyi ininden çıkarmak için yapılan tuzak. Yer altına kazılarak üstü kapatılmış, kuruları koymaya ayrılmış yer. Kuş yuvası. Küçük kuzuların yattıkları yer. Makara. Değirmen taşının altına sürülüp kaldırılmasını sağlayan iki başı yuvarlak, ağaç kaldıraç. Bulgur ufağı ya da pirinç, ince çekilmiş kıyma ile yoğrulduktan sonra küçük küçük yuvarlanıp haşlanarak yapılan bir çeşit yemek. Loğ taşı. Parça. ölçü birimi. (Mimarlık) Düz toprak damlı evlerin üstündeki killi toprağı sert bir katman haline getirmek için dam üzerinde yuvarlanan silindir biçimindeki ağır taş. Löktaşı ve loğ da denir. Düzlemsel bir eğri boyunca eğriyi keserek ve durgan bir doğruya koşut olarak devinen bir doğrunun oluşturduğu uzambiçim ya da uzambiçimin koşut iki düzlemle sınırlanmış parçası. Sürülmüş tarlayı düzeltmekte kullanılan ağaç silindir. (Kurtköy Bozüyük Bilecik; Dutlu İnönü Eskişehir). Merdane. (Kartal Eskişehir). Havudun arkasındaki çıkıntı. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).

AYRIKLIK

Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma. Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı. Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya . ya . ve ya da ile gösterilen ilişki. Kural dışılık. Genel kuraldan ayrılma, derogasyon.

DOĞRULTU

Yön, istikamet. Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum. Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol, istikamet. Tutulan, izlenen yol.

KONİ

Durağan bir noktadan geçen ve kapalı bir eğriye dayanarak hareket eden bir doğrunun çizdiği yüzey, mahrut. Bu biçiminde olan. Çembersel bölge üzerindeki her noktanın çember düzlemi dışındaki bir nokta ile birleşiminden oluşan geometrik cisim. Bu yüzeyle sınırlı katı cisim.