Kelimeler arşivi içinde; başında "oğlan" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. oğlan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu oğlan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oğlan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
OĞLANBONCUĞU, OĞLANBAŞLIĞI
OĞLANYATAĞI, OĞLANELMASI
OĞLANCILIK, OĞLANANASI, OĞLANALANI
OĞLANFESİ, OĞLANKOLU
OĞLANAŞI, OĞLANCIK, OĞLANCUK, OĞLANEVİ, OĞLANLIK, OĞLANOTU
OĞLANCI
OĞLAN
OĞLAN
Erkek çocuk. Cinsel bakımdan erkeklerin zevkine hizmet eden sapık erkek. Bacak. Yetişkin erkek.
OĞLANOTU
Ağız ve karın ağrılarını geçirmek için kullanılan bir çeşit yabanıl ot.
OĞLANCUK
Çocuk, küçük çocuk.
OĞLANFESİ
Şapka. (Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta).
OĞLANBONCUĞU
Bayılmaya neden olan bir çocuk hastalığı.
OĞLANKOLU
Yolların köşeli yerleri, dönemeç. Kolböreği.
OĞLANAŞI
Bir çeşit zamk.
OĞLANYATAĞI
Dölyatağı.
OĞLANELMASI
Yaban gülünün fındık büyüklüğündeki kırmızı renkli meyvesi.
OĞLANCILIK
Erkeklerin kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunma durumu, lutilik, kulamparalık, livata.
OĞLANANASI
İzmir ili, Menderes ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
OĞLANCIK
Oğullara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz.
OĞLANLIK
Bebeklerde yüksek ateş nedeniyle baygınlık biçiminde beliren bir hastalık, havale. Çocukluk. Çocuk havalesi.
OĞLANEVİ
Evlenme sürecinde erkek tarafı, erkekevi.
OĞLANBAŞLIĞI
Evlenme sırasında gelinin babasının ya da başka bir yakınının güveye yaptığı ödeme, verdiği mal.
OĞLANALANI
Çanakkale kenti, Kalkım bucağına bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde OĞLAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
PENCİK
Asker yetiştirilmek için savaş tutsaklarından beşte bir oranında ayrılan acemi oğlanı adayı. Asker yetiştirilmek üzere verilen beşte bir askerden sonra esir sahibinde kalan beşte dört oranındaki esir için alınan vergi. Gümrük idaresi tarafından belirli bir vergi karşılığında köle sahibine verilen sahiplik hakkını gösteren senet.
CELEP
Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse. İç oğlanı.
ABBİSİ
Darısı: Ben oğlanı nişanladım, abbisi seninkine.
ABALAMAK
Çocuk emeklemek, emekliyerek yürümeğe başlamak. Yerde sürünmek, sürünerek yürümek, yere eğilip emekler gibi yürümek: Avcı abalıyarak ayının inine girdi. Çabalamak: Şapkam kayboldu abaladım abaladım bulamadım. Sendelemek. Korkmak. Yeni elbise ile giydirip kuşatmak: Bizim oğlanı abaladım. Baskı yaparak canından bezdirmek: Âbalamayın beni, ben size ne yaptım!.
AYI
Memelilerin etobur takımından, beş parmaklı, tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayvan, kocaoğlan (Ursus arctos). Kaba saba olan insanlar için kullanılan bir seslenme sözü.
FANTİ
İskambil oyunlarında oğlan, bacak veya vale adlarıyla bilinen kâğıt.
ALABAYIR
Aydın ili, Çine ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Erzurum şehri, Gökoğlan bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Van şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
PARLAK
Parlayan, ışıldayan. Temiz ve ışıklı. Göze çarpacak kadar başarılı. Yüzü güzel (oğlan).
KULAMPARALIK
Oğlancılık.
OĞULCUK
Oğlanlara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz. Bitki tohumlarında bir kökçük ile bir filizcikten oluşan ana bölüm. Döllenmiş yumurtacığın gelişmeye başladığı andan dölüt olmasına kadar geçen süredeki adı, rüşeym, embriyo.
YOL
Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.
BAKİRE
Cinsel ilişkide bulunmamış (dişi), kızoğlan, kızoğlankız, erden.
KULAMPARA
Oğlancı.
AKDAMAR
Tütün yapraklarında görülen bir çeşit hastalık. Namuslu, dürüst kimse. Adıyaman ilinde, Samsat ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Erzurum şehrinde, Gökoğlan bucağına bağlı bir yer. Trabzon kenti, Akçaabat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ERKEKEVİ
Oğlanevi.
BACAK
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.
ÇOCUK
Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.
LUTİ
Oğlancı.
ALAGARSON
Kısa kesilmiş saç. Oğlan saçı biçiminde kısa kesilmiş kadın saçı.
AĞACALIK
Bir iş yapana ücretinden başka verilen şey, para. Çobanların, hizmetkârların pazarlıklı hizmet sürelerini doldurduktan sonra, bedava olarak çalıştıkları birkaç haftalık zaman. Gelinin erkek kardeşine oğlan evi tarafından yapılan elbise.