Sonu ORLAMAK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "orlamak" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. Sonu orlamak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında orlamak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde orlamak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ANAFORLAMAK, FORFORLAMAK

10 harfli kelimeler

RAPORLAMAK, KILORLAMAK

9 harfli kelimeler

KLORLAMAK, OĞORLAMAK

8 harfli kelimeler

HORLAMAK, ŞORLAMAK, ZORLAMAK, BORLAMAK, ÇORLAMAK, GORLAMAK, KORLAMAK, TORLAMAK

7 harfli kelimeler

ORLAMAK

Bazı kelimelerin anlamları

ORLAMAK

Yara sulanmak, yangılanmak.

FORFORLAMAK

Lamba ya da mumun alevi düzgün çıkmak.

ZORLAMAK

Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek. Üstelemek, ısrar etmek. Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak.

RAPORLAMAK

Rapora bağlamak, rapor hâline getirmek.

TORLAMAK

Derleyip toplamak, düzenlemek anlamında derlemek sözcüğüyle birlikte kullanılır. Ağa düşüp kalmak.

HORLAMAK

Uyku sırasında soluk alırken boğaz ve burundan gürültülü sesler çıkarmak, horuldamak. Birinin gönlünü incitircesine davranmak, hor görmek.

KORLAMAK

Korumak, saklamak. Kapıyı arkasından kilitlemek. Tuttuğu işi gelişigüzel yapmak. Bir şeyin üstünü örterek saklamak. Kötülemek; kapatmak; söküğü dikip kapatmak; kapı, pencere ve benzerleri hiç açılmıyacakmış gibi kapatmak.

BORLAMAK

İçini oymak.

OĞORLAMAK

Çalmak.

KLORLAMAK

Mikroplardan arındırmak amacıyla suya düşük oranda klor katmak. Savaşta insanlara, hayvanlara ve bitkilere zararlı olması, öldürmesi için klor püskürtmek. Özellikle yünlü kumaşlara, ipliklere parlaklık vermek için klor gazına tutmak.

ANAFORLAMAK

Yolsuzluk yaparak kazanç elde etmek.

KILORLAMAK

Yuvarlamak, yuvarlaya yuvarlaya götürmek.

ŞORLAMAK

Su vb. "şor" diye ses çıkararak akmak.

ÇORLAMAK

Kötüleşmek, tükürdüğünü yalamak. Yemek yemek.

GORLAMAK

Yığmak.

  -   -   -  

Anlamında ORLAMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ORLAMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SIKMAK

Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak. Yalan söylemek. Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek. Sıkıntı vermek. Baskı altına almak, üzmek, bunaltmak, zorlamak. Dar gelmek. Silahla ateş etmek. Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak.

KURCALAMAK

Ellemek, karıştırarak bakmak. Sivri bir şey sokup karıştırarak zorlamak. Bir konuyu araştırmak, üstünde durmak, eşelemek. Meşgul ve rahatsız etmek. Karıştırıp azdırmak, tahriş etmek.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

SIKIŞTIRMAK

Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak. Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak. Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek. Sarkıntılık etmek. Kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak. Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak. Ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak. Zorlamak.

ÇALIŞMAK

Bir şeyi oluşturmak ya da ortaya çıkarmak için emek harcamak. Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak. Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek. Herhangi bir iş üzerinde olmak. İşi veya görevi olmak, bulunmak. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak.

ANAFORLAMA

Anaforlamak işi.

İTMEK

Bir şeyi güç uygulayarak ileri götürmek. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisinden uzaklaşmaya zorlamak, çekmek karşıtı. Bulunduğu yerden aşağı düşürmek. Sürüklemek, sevk etmek. Kapı, pencere vb.ni güç uygulayarak açmak veya kapamak.

SIKINMAK

Kendini sıkmak, zorlamak.

UYARMAK

Bir kimseye bir davranışta bulunmasını veya bulunmamasını söylemek, ikaz etmek. Görevini gereği gibi yapmayan kimseye nasıl davranması gerektiğini hatırlatmak, ihtarda bulunmak. Bir canlının herhangi bir organını dıştan bir etki ile görev yapmaya zorlamak. Uyandırmak. Öğütle yola getirmeye çalışmak.

GÖĞÜSLEMEK

Göğsünü dayayarak zorlamak. Karşı durmak, engel olmak, direnmek.

SIKILAMAK

Sıkı duruma getirmek. Dolma tüfek, tabanca vb. ateşli silahları ağızdan doldurup sıkıştırmak. Bunaltmak. İyice tembih etmek. Zorlamak. Sıkıştırmak.

RAPORLAMA

Raporlamak durumu.

YIRTMAK

Kâğıt, kumaş gibi bükülüp katlanan şeyleri parçalamak. Sağrısını mahmuzla yaralayarak binek hayvanını alıştırmak. Zorlamak. Bir işi yapmaktan kurtulmak. Vücudu kanatacak kadar derin çizmek. Yok etmek, bastırmak. Köşeyi dönmek.

SIKBOĞAZ

Bir şey yaptırmak için "birini zorlamak, baskı yapmak" anlamlarına gelen sıkboğaz etmek deyiminde geçen bir söz.

CEBRETMEK

Zorlamak.

ŞORLAMA

Şorlamak işi.

KLORLAMA

Klorlamak işi.

IKINMAK

Herhangi bir nedenle soluğunu içinde tutarak kendini zorlamak. Peklikte veya doğum sırasında kasları zorlayarak soluğunu tutmak.

HORLAMA

Horlamak işi.

SÜRÜKLEMEK

Bir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek. İlgi uyandırarak bırakamayacak duruma getirmek, çok ilgilendirmek. Bir kimseyi, bir işi yapmaya zorlamak. Akarsu alıp götürmek. İstekli olmayan birini bir yere götürmek, getirmek. Kötü bir duruma, sona doğru götürmek.