Sonu ORAYA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "oraya" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu oraya ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında oraya olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde oraya olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ORAYA

O yere, o yöne.

KORAYA

Ekşi meyvelerden yapılan marmelât, meyve ezmesi.

HORAYA

Oraya.

  -   -   -  

Anlamında ORAYA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ORAYA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KANGREN

Vücudun herhangi bir yerindeki dokunun oraya kan gelmemesi sonucu ölmesi.

EMBELEŞİK

Bir çocuk ya da hayvanın hiç durmadan oradan oraya koşturup her şeyi yayıp dökmesi.

KAPINMAK

Ağrı ve sızıdan kıvranmak. Çabalamak, uğraşmak. Yitirdiği şeyi üzülerek, döğünerek aramak. Dilenmek. Açlığını bastırmak için bir şeyler atıştırmak. Aldanmak. Âşık olmak, sevdalanmak. Birden heyecanlanmak. Acıdan ya da açlıktan oraya buraya saldırmak, çabalamak. Uymak, benzemek: Sen onlara kapınma.

ÇALLANMAK

Adı çıkmak, ünü yayılmak: Çallanmış kızı alırmıyım hiç. Dolaşıp aranmak. Oraya buraya saldırmak. Yapacağı işi ona buna söylemek. Örtünüp sarınmak. Saç ağarmak. Hayvanlar otlamak. Meyve tatlanmak.

CIZIKLAMAK

Acele etmek. Zor karşısında oraya buraya koşturmak.

HURYA

Oraya, şuraya. Meşin sırt çantası, dağarcık.

ÇAVZURTMAK

İvmek, oraya buraya koşuşturmak.

FİNİKTİRMEK

Oraya buraya kaçırmak: Oğlum şu hayvanları ne finiktiriyorsun.

ÇETEN

Saman taşımak için kağnılara konulan büyük sepet. Çamaşır sepeti. Ahırın bir tarafında yavrular için ayrılan yer. Kenevir tohumu. Saman ölçü birimi. Çitten yapılmış ambar. Kamıştan duvar: Ben oraya kuyu kazdım, çeten diktim. Mısırları koçanlarıyle kurutmak için çubuklardan yapılan kulübemsi yer. Üstü allı yeşilli kilimle örtülü gelin kağnısı. Çitten örülmüş, silindir biçiminde, ayaklı mısır ambarı. Saman taşımaya yarayan, dört yanı kilim ya da hasırla çevrilmiş kağnı, at arabası. Saman taşımak için kağnının dört kazığı arasına kem ile örülen örtü. Saman taşımak için hazırlanmış kağınının dört uzun kazığı arasına 'kem' le örülen örtü. Ot saman koymak için kullanılan büyük sepet. Saman taşımaya yarayan büyük sepet. Üstü dal ve kamışlarla örtülen, içine yirmi ile otuz kadar kuzu alabilen, 1 m. kadar derinliğinde kuzu barındırma çukuru. (Yenikent Aksaray Niğde). Ağılın kenarına yapılan etrafı çevrili kuzu koruma yeri. (Yeşilyurt, Sarıdeğirmen Haymana Ankara). Saman çekilirken kağnının yanlarına konulan çul. (Alcılı Delice Ankara). Fazla saman taşıyabilmeleri için kağnılara konulan ince fındık dallarından örülmüş kanatlar. (Büyükdivanköyü Çorum).

KARZINAKLAMAK

İnce ince yağan karlar oraya buraya uçuşmak.

HURA

Şuraya, buraya, oraya.

ANDA

Kardeş. Fındık, bir fındık türü. Orada. Onda, o Hususta, o mevzuda. Oraya. O zaman.

GIRS

Cimri. Uzun süre hasta yatan kimsenin gösterdiği huysuzluk. Uzun süre kapalı yerde durarak dışarı çıkan hayvanın oraya buraya tos vurması.

DÖŞEMEK

Bir tabanı, tahta, karo, mermer vb. yapı gereçleriyle kaplamak. Boru, kablo vb. yerleştirmek, çekmek. Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek. Kumaş, halı vb.ni bir yeri iyice örtecek biçimde sermek.

ÇAVZUKMAK

İvmek, oraya buraya koşuşturmak.

GEBİLI

Olabilirlik, olanaklılık: Eğer gebili olsa seni oraya ulacıyım.

CIVZITMAK

Konuşurken saçmalamak, söz düzenini yitirmek. Gideceği yeri şaşırmak, oraya buraya gidip gelmek. İşi uzatmak, yarıda bırakmak, usanarak işten kaçmaya çalışmak.

ÇAVZIKMAK

Güçlüğü yenmek için oraya buraya koşturmak, bocaladığını gösteren davranışta bulunmak.

HÖNGÜRE

Nereye, ne yana ?. Oraya: Çuvalı höngüre bırak.

CIVGIRTMAK

Oraya buraya koşturmak.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük