Sonu ONUK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "onuk" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu onuk ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında onuk olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde onuk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ONUK

Önlük. Sevgili, aziz.

PONUK

Atla eşeğin çiftleşmesinden olan melez yavru, katır.

HEYBELİKONUK

Diyarbakır kenti, Bağdere nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KONUK

Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse, misafir, mihman. Konakçının üzerindeki asalak.

IŞIMDONUK

Işınıma ve özellikle X-ısınlarına karşı saydam olmayan (özdek).

DONUK

Parlak olmayan, mat (II). Canlılığı olmayan, fersiz (göz). Canlılığı az olan, durgun, uyuşuk (kimse).

BOLONUK

Bulanık.

  -   -   -  

Anlamında ONUK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ONUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KAYNAR

Kaynamakta olan. Çok sıcak. Kaynak, pınar. Kaynarca. Yeni doğum yapmış anneye ve konuklara sunulan tatlı içecek.

BAŞODA

Geleneksel Türk evinde özellikle konukların ağırlandığı büyük ve özenli bir biçimde döşenmiş oda.

CANLANDIRICI

Canlılık veren, canlılık kazandıran şey. Bir canlı resim veya şema filmi için hareketliliği sağlayan tek tek resimleri yapan sanatçı. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapan kimse, animatör.

CANLANDIRMA

Canlandırmak işi. Solunumu ve kalbi durmuş olan hastaya yaşama döndürülmesi için yapılmış olan işlemler bütünü. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma, animasyon. Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtarak sunma. Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi, animasyon. Kişileştirme.

BOĞUNUK

Kısık, boğuk. Sıkıntılı, kapalı, donuk.

FERSİZ

Donuk, cansız (göz, ışık, yüz).

DONUKLUK

Donuk olma durumu.

HANEDAN

Hükümdar, devlet büyüğü vb. bir kişiye dayanan soy, büyük aile. Konuksever. Belli ve köklü bir soydan gelen, soylu.

ÇAY

Çaygillerden, nemli iklimlerde yetişen bir ağaççık (Thea chinensis). Müzikli toplantı. Bu yaprağın demlenmesiyle elde edilen güzel kokulu ve sarımtırak kırmızı renkli içecek. Çeşitli bitkilerin yaprak veya çiçeklerinin demlenmesiyle elde edilen bir içecek türü. Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı. Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu. Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri. Konukların içecek ve börek, pasta vb. yiyeceklerle ağırlandığı toplantı.

DONUKLAŞMAK

Donuk duruma gelmek.

BAŞMİSAFİR

En değerli konuk.

KOLTUK

Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer. Yapıcılıkta yan destek. Koltuklama ya da koltuklanma. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. Yüksek mevki, makam. Kenar, tenha yer. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye. Kayırma, destek. Genelev. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni.

BULANIK

Bulanmış olan, duru olmayan. Açık seçik görünmeyen, net olmayan. Muş iline bağlı ilçelerden biri. Donuk, anlamsız, fersiz (bakış). Niteliği tam anlaşılmayan. Bulutlu, kapalı (hava). Bulanmış, duru olmayan bir biçimde.

FERSİZLEŞMEK

Fersiz duruma gelmek, donuklaşmak.

KABUL

Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma. Akseptans. Konukları veya işi olanları yanına, katına alma. Bir öneriyi uygun bulma, onaylama. Bir yere alınma. Sunulan bir şeyi, armağanı alma.

GEYŞA

Dansçı ve şarkıcı Japon kadını. Özel olarak konuk ağırlamak için yetiştirilmiş Japon kadını.

EMAY

Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila.

KALICI

Sürekli, geçici karşıtı. Bir süre için belli bir yerde kalan, konuk, gidici karşıtı. Her zaman geçerliğini sürdürecek olan.

DONUKLAŞTIRMAK

Donuk duruma getirmek.

GÜN

Güneş. Güneş ışığı. İçinde bulunulan zaman. Çağ, devir. İyi yaşanmış zaman. Tarih. Zaman, sıra. Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre. Belirli günlerde ev hanımlarının konuk ağırlamak için yaptıkları toplantı. Gündüz. Bayram niteliğinde özel gün.