Sonu OLUŞTURMA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "oluşturma" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu oluşturma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında oluşturma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde oluşturma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

OLUŞTURMA

Oluşturmak işi.

  -   -   -  

Anlamında OLUŞTURMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLUŞTURMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

FOSFATLAMAK

Ekilen topraklara fosfatlı gübre vermek. Madensel bir parçanın yüzeyinde koruyucu bir fosfat tabakası oluşturmak.

CEPHELENMEK

Cephe oluşturmak.

DİRSEKLENMEK

Dirsek biçiminde kıvrılmak, dirsek oluşturmak. Dirsekle itilmek.

CEPHELEŞMEK

Farklı düşünce ve istekler çerçevesinde zıt birlikler oluşturmak.

GRUPLAŞMAK

Grup oluşturmak, gruplara ayrılmak.

GICIKLAMAK

Gıcık oluşturmak, kaşındırmak. Kuşkulandırmak. Cinsel istek uyandırmak.

ESTERLEŞME

Oksijenli asitlerle alkollerin birleşerek ester oluşturması.

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

ÇÖKME

Çökmek işi. Boya içindeki pigmentin ve dolgu maddelerinin zamanla kabın dibinde tortu oluşturması. Bir kısım yerin alttan yıkılarak alçalması.

DÜZMEK

Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek. Şiir, destan, şarkı vb. yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek. Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek. Erkek, cinsel ilişkide bulunmak. Uydurmak.

DÜŞÜNMEK

Aklından geçirmek, göz önüne getirmek. Zihniyle arayıp bulmak. Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek. Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak. Tasalanmak, kaygılanmak. Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek. Tasarlamak. Farz etmek.

GRUPLANDIRMAK

Gruplara ayırmak. Dağınık olan şeyleri toplayarak grup oluşturmak.

GÖLGELEMEK

Gölgeli duruma getirmek. Resimde gölge oluşturmak. Bir kimsenin veya bir şeyin değerini azaltmak, sönüklük getirmek.

BİLEŞİM

Bileşme işi. İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturma, terkip. Bileşme sonucu oluşan cisim. Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluştuğunu belirleyen verilerin tamamı.

ÇALIŞMAK

Bir şeyi oluşturmak ya da ortaya çıkarmak için emek harcamak. Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak. Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek. Herhangi bir iş üzerinde olmak. İşi veya görevi olmak, bulunmak. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak.

AKIŞMA

Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.

ARALAMAK

İki şey arasında açıklık oluşturmak, az açmak. Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştirmek. Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek.

BİLEŞMEK

İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturmak, terekküp etmek.