Kelimeler arşivi içinde; sonunda "olluk" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. Sonu olluk ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında olluk olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde olluk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
OROSTOPOLLUK
KARAKOLLUK
ŞENBOLLUK
MOĞOLLUK
BOLLUK, FOLLUK, KOLLUK, SOLLUK, YOLLUK, DOLLUK, GOLLUK, HOLLUK
OLLUK
OLLUK
Folluk. Suyun aktığı yer : Su olluğunu derinletmiş.
KARAKOLLUK
Karakolla ilgili.
HOLLUK
Tavuğun yumurtladığı yer, folluk. Bostanları beklemek için yapılan çardak. Pancar. Folluk, tavuğun yumurtladığı yer.
ŞENBOLLUK
Ordu ili, İkizce belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
FOLLUK
Tavukların yumurtlaması için hazırlanmış özel yer.
KOLLUK
Gömlek kollarının ucundaki iliklenen bölüm, manşet. Güvenliği sağlamakla görevli polis veya jandarma. İş yaparken giysiyi korumak için bilekten dirseğe kadar kola geçirilen, genellikle koyu renkli kumaştan dikilmiş parça. Kollara takılan ve dikkati çekmesi istenen görevlilerin kimliklerini gösteren şerit.
DOLLUK
Mide bozukluğu, karın şişkinliği şeklinde beliren hastalık. Bebeğin vücudunda çıkıp kaybolan sivilceler.
MOĞOLLUK
Çekik gözlü, yarık dilli, basık kafalı ve yumuşak kemikli bir yapıyla birlikte ortaya çıkan doğal bir geri anlaklılık türü.
BOLLUK
Bol olma durumu. Parasal bakımdan rahatlık. Her şeyin bol olduğu yer. Fazlalık.
OROSTOPOLLUK
Kurnazca iş, dalavere, dolap.
GOLLUK
Yüznumara, hela. Ceket ya da gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk. Büyüyemeyen, kısa ve bodur kalan insan ya da hayvan. Polis karakolu. Dört köşe uzun tahta. Salak (adam).
YOLLUK
Yolculuk sırasında yenmek üzere hazırlanan yiyecek, yol azığı. Yol masrafı olarak ödenen para, harcırah. Koridorlara serilen, dar ve uzun halı, yol halısı. Yolcuya verilen armağan.
SOLLUK
Sol görüşe sahip olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde OLLUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SALMA
Salmak işi. Kuşların üretilmesine ayrılan oda. Pirinçle pişirilen bir yemek türü. Başıboş gezen (hayvan). Bazı yerel giysilerde kolun yeninden sarkan kumaş parçası. Sürekli akan (su). Osmanlı Devleti'nde kol gezen kolluk eri. Genellikle köylerde işlerin görülmesi için ihtiyar heyetinin kararıyla her evden toplanması gereken para.
GINA
Zenginlik, bolluk. Bıkma, usanma.
ONGUNLUK
Ongun olma durumu, mutluluk, bolluk, bereket, feyiz, saadet.
GENLİK
Genişlik. Dalga genliği. Bolluk, refah.
MANŞET
Gömleğin kol ağzına geçirilen, genellikle çift katlı kumaştan yapılmış olan bölüm, kolluk. Voleybolda topa vuruş biçimi. Gazetelerin ilk sayfasına iri puntolarla konulan başlık.
SALTANAT
Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması. Bolluk ve zenginlik, gösterişli yaşayış. Birinin bir işte, bir yerde bulunan kimseler üzerindeki egemenliği.
POLİS
Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta. Bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu.
YAĞMUR
Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.
BET
Beniz kelimesi ile birlikte, "yüz rengi" anlamında ikileme oluşturan bir söz. Bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamında ikileme oluşturan bir söz.
BEREKET
Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan. İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda. Yağmur.
KOLÇAK
Yalnız başparmağı ayrı, diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven. Kola geçirilen işaretli bağ, pazubent. Kadınların dirseklerine kadar taktıkları basmadan yapılmış olan süs eşyası. Koltuk veya iskemlenin kol konacak parçası. Ceket veya gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk. Zırhın kola geçirilen parçası.
ÖDENEK
Bir iş için ayrılan belli para, tahsisat. Devlet harcamalarının yapılabilmesi için her yılın bütçesiyle yürütme organına verilen harcama izni. Parlamento üyelerine, görevleri sebebiyle verilen, yolluk dışında kalan para.
KÜLLİYET
Bütünlük, tümlük. Çokluk, bolluk.
GÖNENÇ
Bolluk, rahatlık ve varlık içinde iyi yaşama, refah.
ABUNDANS
Bolluk.
MÜREFFEHEN
Gönençle, sıkıntısız bir biçimde, bolluk içinde.
MEBZULİYET
Çokluk, bolluk.
FERAHİ
Bolluk, genişlik. Ucuzluk. Polis ve inzibat görevlilerinin boyunlarına taktıkları ayça biçiminde üstü yazılı metal arma. II. Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik.
GÜMRAHLIK
Gümrah olma durumu, bolluk, sıklık, gürlük.
HARCIRAH
Yolluk.