Kelimeler arşivi içinde; sonunda "olaylaştırmak" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu olaylaştırmak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında olaylaştırmak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde olaylaştırmak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
OLAYLAŞTIRMAK
Olay durumuna getirmek, olay yapmak.
KOLAYLAŞTIRMAK
Kolay bir duruma getirmek, güçlükleri ortadan kaldırmak. Bir işi sonuna yaklaştırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde OLAYLAŞTIRMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KÜMELEME
Kümelemek işi. Film yapımını kolaylaştırmak amacıyla aynı dekor içindeki çekimleri bir araya toplama, oyuncuların çalışma durumlarını düzenleme.
ENDOSKOP
İnsan vücudunun herhangi bir boşluğunu, muayeneyi kolaylaştırmak için aydınlatıp görünür duruma getiren alet, içgöreç.
ANDAL
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).
ANDAN
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Mademki, sonra, bakalım. Ondan. Tuzsuz pirinç lâpası. Ona. Sonra, ondan sonra. Ondan Ötürü. Oradan. Onunla.
CEP
Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri. Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta. Cep telefonu. Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme.
OLAYLAŞTIRMA
Olaylaştırmak durumu.
ERİTKEN
Kaynaşmayı kolaylaştırmak için kullanılan ve katışkılar ile bileşerek erimiş metali anlaştırma görevini gören bileşik.
YAĞLAMAK
Yağ sürmek. Dalkavukça övmek, yağ çekmek. Sürtünen iki yüzey arasına, kaymayı kolaylaştırmak için yağlı bir madde sürmek.
KARBONAT
Karbonik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuzların genel adı. Sodyum bikarbonat. Genellikle sindirimi kolaylaştırmak için suya katılan kimyasal birleşim.
SODA
Sindirimi kolaylaştırmak, susuzluğu gidermek, içkileri sulandırmak için kullanılan, içinde sodyum karbonat bulunan, köpüren su. Temizlik işlerinde kullanılan bir çeşit tuz.
GÖR
Mezar, mezarlık. Tahıl hastalığı. Ocakta yakılan büyük kütüklerin yanmasını kolaylaştırmak için altına konulan destek.
ANBAL
Bağ evleği. Sulamayı kolaylaştırmak üzere, toprağın durumuna göre yapdan parça parça düz yer.
BUZKIRAN
Donmuş deniz, göl veya ırmaklarda ulaşımı öteki gemilere kolaylaştırmakta kullanılan, buzları kırarak yol açmak için yapılmış gemi.
DOLAMLAMA
(Söz sanatı terimi) Bir şeyin anlaşılmasını kolaylaştırmak veya doğrudan doğruya söylemekten çekinilen bir şeyi kendi adiyle söylememek için bir çok kelimeler kullanma. Bir imge değeri katmak için anlatımı değişmecelerle, eğretilemelerle bezeme sanatı. Bir şeyin anlaşılmasını kolaylaştırmak ya da doğrudan doğruya söylenmesinde sakınca görülen, utanç duyulan nesneleri kendi adlarıyla söylememek için değişik sözcükler, söz öbekleri kullanma.
SAFRA
Balonlarda bulunan pilotların, yükselmek veya inişi yavaşlatmak istediklerinde attıkları ağırlık. Bazı balık ağlarının alt tarafına takılan, ağın su içinde kalmasını sağlayan ağırlık, balast. Karaciğerin hazmı kolaylaştırmak için onikiparmak bağırsağına salgıladığı yeşilimsi sarı renkli acı sıvı, öd. Sıkıntı, tedirginlik, rahatsızlık veren kimse veya şey. Gemileri ve her boyda deniz aracını dengede tutmak, istenilen su düzeyine kadar batırabilmek için dip bölümlerine konulan ağırlık, balast.
KALEKENT
Dış saldırılara karşı korunmak için kale duvarlarıyla çepçevre sarılmış, savunmayı kolaylaştırmak amacıyla yüksek yerlerde kurulmuş eski kent.
KOLAYLAŞTIRMA
Kolaylaştırmak işi. Üstün tutma, benimseyerek koruma, kişiye yapılacak işlemde kolaylık gösterme. Küme çözümleme yordamlarında gözlemcinin özgür tartışmalar, kendiliğindenli ilişkilerin örtük anlamlarını açığa çıkarma ve sorunları ya da ilişki düğümlenmelerini, çözümleme de üstlendiği yardım ve ayrıştırma işi.
KÖRSÜLTMEK
Bir işi derleyip toparlamak, işi derleyip toparlayarak kolaylaştırmak.
EŞDÜZELTİM
Yapım işlemlerini kolaylaştırmak için ayrı düzeylerdeki toprak parçalarının, kazarak, toprağı başka yere taşıyarak aynı düzeye getirilmesi işi. Yeryüzünde bulunan ya da yeryüzüne yakın olan noktaların düşey doğrultudaki uzaklıklarının ölçülmesi işi.
EPİSYOTOMİ
Doğum sırasında yavrunun vulvadan geçişini kolaylaştırmak ve oluşabilecek yırtılmalara engel olmak için vulva ve perineum bölgesine yapılan kesi.