Kelimeler arşivi içinde; başında "olanak" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. olanak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu olanak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde olanak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
OLANAKSIZLAŞTIRMA
OLANAKSIZLAŞMAK
OLANAKSIZLAŞMA
OLANAKSIZLIK
OLANAKÇILIK
OLANAKSIZ
OLANAKLI
OLANAK
OLANAK
İmkân.
OLANAKLI
Olma ihtimali bulunan, kabil.
OLANAKSIZLAŞMA
Olanaksızlaşmak işi, imkânsızlaşma.
OLANAKSIZLAŞMAK
Olanaksız duruma gelmek, imkânsızlaşmak.
OLANAKSIZ
Olanağı olmayan, olma ihtimali bulunmayan, gayrimümkün, imkânsız.
OLANAKSIZLAŞTIRMA
Olanaksızlaştırmak işi, imkânsızlaştırma.
OLANAKÇILIK
Coğrafya koşullarının bölgesel halk kültürlerini etkilemelerine karşın onların kimliklerinin oluşumunda hiçbir görevlerinin olmadığına ilişkin düşünüş, bk. coğrafya okulu, halk kültürü, karşılığı insanbilim okulu.
OLANAKSIZLIK
Olanaksız olma durumu, imkânsızlık.
Bu bölümde tanımı içerisinde OLANAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KABİL
Olanaklı.
ÇEVREGÖRÜ
Bir kentin ya da kasabanın, belli başlı özelliklerinin ilk bakışta algılanmasına ve kavranmasına olanak veren kısa gözlemi.
DÜŞÜLKE
Tasarımsal, belki de gerçekleştirilmesi olanaksız bir toplumsal durumu betimleyen felsefe yapıtı. Toplumsal konularda gerçekleştirilemez olduğu savlanan, çarpıcı görünüşlü herhangi bir öneri. İngiliz yazarı Thomas More'un Utopia adlı yapıtında betimlendiği gibi, her şeyin en güzel, en doğru, en yararlı biçimde düzenlendiği düşsel ülke.
GAYRİMÜMKÜN
Olanaksız.
AŞIRINÜFUSLANMA
Bir bölge ya da ülkenin, doğal kaynaklarını ve bu kaynakları işleyip değerlendirme olanaklarını aşacak denli kalabalıklaşması.
AKTARILIR
Alıp verilmesi olanaklı, aktarımı yapılabilir.
PENÇE
Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları. El. Ayakkabının tabanındaki kösele. Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç.
MUHAL
Olamaz, olmaz, olmayacak, olması, gerçekleşmesi olanaksız.
OLGUCULUK
Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizikötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte'un açtığı felsefe çığırı, pozitivizm. Bu çığırın gerçekçilik akımını doğuran edebî eserlerde uygulanmış biçimi.
ALTTUTMANLIK
Bir tutmanın bir taşınmaz mal üzerindeki halklarından bir bölümünü ya da hepsini bir başkasına aktarmasını olanaklı kılan tutmanlık sözleşmesi türü.
DÜZENTASAR
Kent ya da kasaba halkının sağlığını korumak, toplumsal, ekonomik ve ekinsel gereksinmelerini, iyi yaşama düzenini ve çalışma koşullarını ve güvenliğini sağlamak amacıyla, ülke, bölge ve kent verilerine dayanılarak oturma, çalışma, dinlenme ve ulaşım gibi kentsel işlevler arasında denge kurup, eldeki ve sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak için, varsa yeryazım durumu da belirtilen haritalar üzerinde toprak parçalarının kullanım biçimlerini ve başlıca bölge tiplerini gösteren, tüzel bir değeri olan onaylanmış belge. bk. ana düzentasar.
DÜŞÜLKÜ
Gerçekleştirilmesi olanaksız olan dizge ya da tasarı. Ancak imge gücüyle tasarlanabilen, kusursuz yönetim düzeni.
ARABİRİM
İki dizge ya da altdizge arasında öngörülen ilişki ya da iletişimi sağlama amacıyla tasarlanmış herhangi bir bağdaştırıcı birim ya da olanak.
MANTIK
Doğru düşünme sanatı ve bilimi. Düşüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin, ögelerinin, türlerinin, olanaklarının, yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimi, lojik. Doğru düşünmenin yolu ve yöntemi.
ANSITMA
Bir görüşmede belli soruların olanaklı yanıt seçeneklerinin görüşmeci tarafından yüksek sesle okunması.
CEP
Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri. Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta. Cep telefonu. Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme.
GAZEL
Divan edebiyatında 5-10 beyit arasında değişen, ilk beytinin dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerinin ikinci dizeleri birinci beyitle uyaklı, genel olarak lirik konularda yazılan nazım biçimi. Klasik Türk müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından sazlardan birinin eşliğinde söylenen, söyleyenin ses gücünü göstermesine de olanak veren müzik eseri. Sonbaharda kuruyup dökülen ağaç yaprağı.
OLAMAZ
Olmasını önleyecek derecede güçlü engelleri bulunan, olanaksız, gayrimümkün. Hayret, şaşırma bildirmek için kullanılan bir söz.
CİMNASTİK
İnsanın beden ve ruh yeteneklerini geliştirmek amacıyla biyolojik olanaklar içinde uygulanan yöntemli, ölçülü ve düzenli vücut alıştırmaları.
DÜŞKENT
Geçmiş yüzyıllar içinde, kentlerin düzenli ve tasarlı bir biçimde gelişmesine önem vermiş ve bu yolda çalışmış kimselerin, ekonomik olanaklarının elverişliliğini, yerleşim yerlerinin özgül koşullarını, halkın eğilimlerini hesaba katmaksızın, her yerleşim yeri için değişmez bir biçimde önerdikleri tasar türünün doğuracağı varsayılan kent.