OKUMAK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "okumak" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. okumak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu okumak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde okumak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

OKUMAK

Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek. Bir şeyin anlamını çözmek. Değerlendirmek. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak. Sesli olarak söylemek. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek. Sövmek, küfretmek. Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek.

  -   -   -  

Anlamında OKUMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OKUMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DOKUMA

Dokumak işi, tekstil. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Yapı, oluşum. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez.

HATMETMEK

Kur'an'ın tamamını okumak. Herhangi bir kitabı baştan sona kadar tekrar tekrar okumak. Sona erdirmek, bitirmek.

SÖYLEMEK

Düşündüğünü ya da bildiğini sözle anlatmak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Türkü, şarkı vb. okumak. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Yapılmasını istemek. Yazmak, düzmek. Haber vermek. Sipariş etmek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak.

DEVRETMEK

Dönmek, dolaşmak. Baştan sona değin okumak, bitirmek. Bir malın mülkiyetini, bir mal üzerindeki hakkı başkasına geçirmek. Aktarmak.

CİC

Hasır dokumak için kullanılan ot. (Kayalık Susuz Kars). Süs.

OKUMA

Okumak işi, kıraat.

KARIŞTIRMAK

Karışma işini yaptırmak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Üstünkörü okumak. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Kurcalamak, oynamak. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek.

ŞAKIMAK

Ötücü kuşlar ezgili ses çıkarmak, ötmek, şakramak, terennüm etmek. Çok konuşmak, çenesi düşmek. Güzel şarkı söylemek veya şiir okumak.

CULFA

Dokumacı. Yünden kumaş dokumakta kullanılan aygıt. Dokuma tezgahı.

AHDARMAH

Devşirmek, toplamak. Karıştırmak, altüst etmek, çevirmek. Dolu olan bir şeyi boşaltmak. Baştan sonuna kadar okuyup bitirmek, hatmetmek. Aramak, araştırmak, soruşturmak. Arayıp bulmak. Çağırmak: Ahmedi ahdar, buraya gelsin. Tarlayı ilk defa sürmek. Tarlayı ikinci veya üçüncü defa sürmek. Baştan sona okumak, hatim etmek.

ÖRMEK

İplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak ya da geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak. Kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak. Estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak. Duvar yapmak veya onarmak. Saç, yele vb. şeylerin tellerini birkaç bölüme ayırıp birbirine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak. Müzik, edebiyat vb.nde bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak.

HECELEMEK

Bir kelimenin hecelerini teker teker söylemek. Bir kelimeyi ilk bakışta okuyamayıp heceleri teker teker okumak.

COĞULDAŞMAK

Yığılmak, toplanmak. Koro halinde şarkı okumak.

ELEKTROFON

Fonograf kayıtlarını okumak ve elektrik akımının aracılığıyla yükselterek sese çevirmek için gerekli araçları içinde toplayan cihaz.

CİRMİT

Kilim dokumakta kullanılan demir tarak.

KOKOROZLANMAK

Göz korkutmak, meydan okumak.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

SESLENDİRMEK

Sesli duruma getirmek, sesli olmasını sağlamak. Sesi, çekimden sonra film üzerine geçirmek, kaydetmek. Hissedilen bir duyguyu, düşünülen bir fikri dile getirmek, duyurmak. Bir müzik eserini okumak.

SÖKMEK

Bir şeyi bulunduğu yerden kuvvet kullanarak ya da gevşeterek çıkarmak, çekip ayırmak. Rüzgâr, sel, akarsu, bir şeyi yerinden çıkarmak, götürmek. Geçmek, etki yapmak. Geçip gitmeye engel olan zorlukları atlatmak. Ayırmak, uzaklaştırmak, vazgeçirmek. Okuyabilme becerisini kazanmak. Balgam vb.nin çıkması, akması kolaylaşmak. Örülmüş, dikilmiş şeyin, örgüsünü veya dikişini ayırmak. Karışık bir yazıyı okumak. Kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak. Gelmeye başlamak veya çıkagelmek.

ARGALAMAK

Seyrek dokumak, baştan savma dokumak.