OKTAY ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "oktay" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. oktay ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu oktay ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oktay olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

OKTAY

Ok gibi güçlü olan eşsiz kimse.

  -   -   -  

Anlamında OKTAY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OKTAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PARALAKS

Farklı iki yerden çok uzaktaki bir noktaya yönelmiş iki doğru arasındaki açı. Dünya'nın yarıçapını bir gezegenden veya Dünya Güneş uzaklığını bir yıldızdan gören açı.

DEVİNMEK

Vücudu oynatmak veya kıpırdatmak, kımıldanmak, hareket etmek. Bir cismin, bir noktaya göre, yeri veya durumu değişmek, hareket etmek.

ODAKLAŞTIRMAK

Bir ışık demetini veya elektron akışını bir noktaya toplamak. Odak durumuna getirmek.

YAKINSAK

Tek bir noktaya doğru yönelen (ışın). Işıkları aynı noktaya doğru yöneltme özelliği taşıyan (mercek vb.). Birbirine gittikçe yaklaşarak uzanan, bir noktaya doğru yönelen (çizgi).

DEĞİŞKEN

Değişme özelliği gösteren, çok değişen, değişebilir, kararsız, değişici, mütehavvil. Geometride, bir koninin odağından çıkan dikeyin konikle kesiştiği noktaya kadar olan parçanın uzunluğu, parametre. Değişik sayı değerleri alabilen nicelik. Bir istatistik bütünün belli başlı niteliklerini daha basit ve kısa olarak gösterme olanağı veren ölçülebilir büyüklük, parametre. Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik, parametre.

VURGULAMAK

Vurgu ile söylemek. Belirlemek, damgasını vurmak. Bir yazı veya konuşmada sürekli olarak öne sürülen, önemle belirtilmek istenen düşünceye dikkati çekmek, belli bir noktayı altını çizerek belirtmek.

GİRİŞİM

Bir işe girişme, teşebbüs. İki veya daha çok dalga hareketinin, aynı noktaya aynı anda gelmesiyle birbirini yok edebilmesi veya kuvvetlendirebilmesi olayı.

ÇİVİLEMEK

Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak, mıhlamak. Sabitleştirmek, kesin olarak yerleştirmek. Vurmak, öldürmek. Aynı noktaya sürekli olarak bakmak. Olduğu yerde hareketsiz bırakmak.

DİKİLMEK

Dikme işi yapılmak. Dikme işi yapılmak. Ayakta durmak. Karşı koymak, engellemek. Dik duruma gelmek. Bazı üreme organları dokularına kan dolmasıyla sert ve dik bir duruma gelmek. Göz belli bir noktaya uzun süre bakmak.

KUZEY

Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, şimal, güney karşıtı. Yıldız. Bulunduğu noktaya göre kuzeyde kalan yer.

DEVİNİM

Devinme işi, hareket. Zaman içinde durum değiştirme. Bir toplumdaki olayların ana özelliğini, varlık biçimini belirleyen toplumsal süreçlerin bütünü. Bir düşünce sürecinin başlaması, hareket. Durağan bir noktaya göre devinmekte olan bir nesnenin durumu, devim, hareket. Bir ruh durumundan başka bir ruh durumuna geçiş.

DÖNELMEK

En yüksek noktaya çıktıktan sonra alçalmaya başlamak.

BULMAK

Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.

ŞAŞILIK

Şaşı olma durumu. Göz kaslarının kasılması sırasında eş güdüm bozukluğu dolayısıyla gözlerin aynı noktaya odaklanmaması, görüntünün ağ tabaka üzerine uygun noktaya düşmemesi durumu.

HOMOTETİ

Merkez olarak alınan bir noktaya göre birer noktasının geometrik yerleri karşılıklı olarak aynı olan iki nokta grubunun durumu.

MERHALE

Derece, basamak, aşama, evre. Varılması istenen noktaya kadar aşılması gereken yerlerin her biri, konak, menzil. Bir yolcunun sekiz saatte gidebileceği mesafe.

ELİPS

Bütün noktalarının belirli iki ayrı noktaya olan uzaklıklarının toplamı birbirine denk olan kapalı eğri. Eksilti.

BASKÜL

Ağırlıkları tartmaya yarayan alet, kantar. İki kolu sıra ile kalkıp inebilen, ortasından veya uçlarından birine az çok yakın değişmez bir noktaya dayanan kaldıraç.

ŞAMANDIRALAMAK

Belli bir noktayı işaretlemek için bir şamandırayı zincirleriyle birlikte denize bırakmak.

TA

Dek, değin, kadar, beri vb. edatlarla birlikte kullanılarak bir fiilin, bir hareketin, bir yerin, bir şeyin başladığı veya sona erdiği noktayı, zaman ve uzaklık bakımından abartmalı bir biçimde anlatan bir söz. Tantal elementinin simgesi.