Sonu OCUK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ocuk" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ocuk ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ocuk olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ocuk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

ÇİLÇOCUK

7 harfli kelimeler

BİYOCUK

5 harfli kelimeler

BOCUK, ÇOCUK, GOCUK, KOCUK, MOCUK

4 harfli kelimeler

OCUK

Bazı kelimelerin anlamları

OCUK

Şeytan.

BİYOCUK

Bir kerecik.

ÇOCUK

Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

GOCUK

Tek parça hayvan postundan yapılmış olan ceket. İçi kürk, pelüş vb.nden yapılmış olan kalın ceket.

MOCUK

Deve yavrusu. Domuz yavrusu. Kısa hırka. Çukura taş atarak oynanan bir çocuk oyunu. Gocuk. Uç kısmında yumru biçiminde şişkinlik bulunan çoban sopası. (Kurtköy Bilecik).

ÇİLÇOCUK

Küçük çocuk.

BOCUK

Ortodokslarca kutlanan İsa'nın doğum yortusu.

KOCUK

Gocuk, içi kürklü kaput. Midye. Bakla, nohut ve benzerleri bitkilerin çift çenetli kabukları. Lahana sapı.

  -   -   -  

Anlamında OCUK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OCUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ATKI

Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.

AYAKLANMAK

Çocuk yürümeye başlamak. Hasta iyileşip yürüyebilir duruma gelmek. Ayağa kalkıp gitmeye davranmak. Toplu bir biçimde zor ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek. Uyanmak, uyanıp kalkmak.

AFACAN

Zeki ve yaramaz (çocuk).

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

BAĞDAŞMAK

Anlaşmak, uzlaşmak, uymak, imtizaç etmek. Bağdaş kurup oturmak. Çocuk oyunlarında arkadaş olmak.

ATLAMBAÇ

Çocukların atlama oyunu.

APALAK

Tombul, gürbüz, iri (bebek veya küçük çocuk).

ARAROT

Sıcak iklimlerde yetişen maranta adlı kamıştan ve başka bitkilerin kökünden çıkarılan, çocuk maması yapmaya yarayan un.

AYAKÇAK

Merdiven, merdiven basamağı. Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık. Dokuma tezgâhı ayaklığı, ayaklık.

ANAOKULU

Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu, ana mektebi.

AGU

Süt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses.

BAKICI

Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.

ATAERKİL

Soyda, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden (topluluk), pederşahi, patriarkal.

AZGIN

Azmış olan, azılı. Çok yaramaz (çocuk). Çabuk iltihaplanan, yarası hemen kapanmayan (ten). Coşmuş, taşmış. Cinsel istekleri aşırı olan. Gözü hiçbir şeyden yılmayan.

BACAKSIZ

Bacağı olmayan. Bacakları kısa olan, kısa boylu, bodur. Yaramaz. Yaşından büyük işlere kalkışan çocuklara söylenen bir söz.

ASKERCİLİK

Askerci olma durumu. Bir tür çocuk oyunu.

ALTIZ

Altısı bir arada doğan (çocuk).

ADAKLAMAK

Küçük çocuk yürümeye başlamak.

ANACIL

Anasına düşkün (çocuk).

ATIŞMAK

Tartışmak. Çocuk oyunlarında ebeyi veya takımda olanları belirlemek için karşılıklı olarak adım atmak. Kendisine dargın olan bir kimseye barışıkmış gibi söz söylemek.