Kelimeler arşivi içinde; sonunda "nükleer" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu nükleer ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında nükleer olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde nükleer olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
POLİMORFNÜKLEER
TERMONÜKLEER, MULTİNÜKLEER
MONONÜKLEER, PARANÜKLEER
NÜKLEER
NÜKLEER
Atom çekirdeği ile ilgili, çekirdeksel.
MULTİNÜKLEER
Çok çekirdekli.
MONONÜKLEER
Tek bir çekirdeği olan. Monoenergit. Tek çekirdekli. Sadece bir çekirdeği bulunan.
TERMONÜKLEER
Ancak çok yüksek sıcaklıklarda, hafif elementler arasında doğan (çekirdeksel tepkime).
PARANÜKLEER
Çekirdeğe yakın, çekirdeğe bitişik.
POLİMORFNÜKLEER
Parçalı çekirdek gösteren, parçalı çekirdekli. Parçalı çekirdekli lökosit.
Bu bölümde tanımı içerisinde NÜKLEER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SNRNA
Küçük nükleer RNA.
PLUTONYUM
Radyoaktif olan nükleer yakıt olarak kullanılan +3 ve +7 yükseltgenme basamakları bilinen, gümüşümsü, yoğun ve zehirli bir aktinit grubu elementi.
MAKROFAJ
Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia, kemik dokusunda osteoklâstlarla aynı olduğu düşünülen, zarında mannozil glikozu reseptörü ile mikroorganizmaların yakalanıp fagosite edilmesini sağlayan, ayrıca zarında gram negatif bakteriler için CD 14 reseptörü, immünoglobulin G antikoru reseptörleri, kompleman reseptörleri olan, faaliyete geçen makrofajlarda lökosit fonksiyon antijeni, doku uyuşurluk antijeni ve benzerleri reseptörleri olan, sabit (histiyosit) ve hareketli tipleri bulunan bağ dokusu hücresi. Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi. Organizmanın hücresel savunmasında başlıca rolü üstlenen, yangı bölgesindeki bağ doku hücreleri ve monositlerin farklılaşmasıyla oluşan bir çeşit akyuvar, büyük fagositik hücre, mononükleer fagositler. Kornea ve kalp kapakları gibi damarsız dokuların yangısında, fagositoz yapan hücreler sadece makrofajlardır.
GRANÜLOM
Çevredeki sağlam dokuya oranla sertlik gösteren, granülasyon dokusundan oluşmuş küçük yumru. Düğümcük veya yumru biçiminde doku kümesi. Granülomlu yangıda oluşan, mononükleer hücreler, epiteloid hücreler, dev hücreleri ve bağ doku hücrelerinden oluşan, tümör benzeri şişkinlik.
GLİKOPROTEİN
Proteinlerin karbohidratlarla birlikte oluşturdukları ve zarların yapısına giren bileşik protein. Karbonhidrat zinciri, plazma zarında (glikoforin vb.) dış yüzeye doğru, çekirdek zarlarında perinükleer aralığa, mitokondri zarlarında dış kompartımana doğru, salgı glikoproteinlerinde (mukus maddesi, hormon vb.) ise genellikle reaksiyona giren tarafa doğru bulunur. Glukoprotein. Proteinlerin karbonhidratlarla birlikte oluşturdukları ve zarların yapısına giren bileşik protein, glükoprotein. Proteinlerin karbonhidratlarla kovalent bağlarla birleşmesiyle oluşan zarların yapısına giren bileşik protein.
REAKTİFLİKÖLÇER
Bir nükleer reaktörün reaktifliğini, bir ya da birkaç bulucu yardımıyla belirlemeye yarayan elektronik ölçüm düzeni.
ÇEKİRDEKSEL
Nükleer.
AYNŞTAYNYUM
Atom sayısı 99 olan, uranyumun sürekli ısınmasıyla veya termonükleer tepkimeler sırasında oluşan yapay element (simgesi Es).
DEVİRÖLÇER
Bir ya da birkaç bulucuyla kullanılan ve nükleer reaktörün devrini saptamaya yarayan ölçüm aygıtı.
FİSYON
Ağır bir radyoaktif izotop çekirdeğinin nötron, proton ve benzerleri bir parçacıkla bombardıman edilerek, kütle numaraları birbirine yakın iki ayrı çekirdeğe dönüştürülmesi olayı. Nükleer santrallerde ve atom bombasında bu olaydan açığa çıkan enerjiden yararlanılır.
FİSİL
Küçük soğan, arpacık soğanı. Filiz, sürgün. Sıska, zayıf. Tüylenmemiş fare yavrusu. Yemeğin içindeki et parçaları. Tarla içinde çalılar. Küçük soğan. Soğan ve sarımsağın tohumluğu. Nükleer fisyona uğratılma özelliği olan çekirdekler için kullanılan genel sıfat.
URANYUM
Atom numarası 92, atom ağırlığı 238,03, yoğunluğu 18,7 olan, 1800 °C'ye doğru eriyen, demir görünüşünde, nükleer enerji elde etmede kullanılan bir element (simgesi U).
MEGATON
Bir milyon ton değerinde kütle birimi. Nükleer bir bombanın veya merminin gücünü ölçmeye yarayan birim.
KÜRİ
Radyoaktif ışınların doz birimi. Saniyede parçalanma sayısı 3,7x 1010 olan bir radyoaktif elemanın nükleer aktivitesidir. Nükleer aktivitesi 1 küri olan radyumun kütlesi çok yaklaşık olarak 1 gramdır.
OSTEOKLAST
Kemik yıkımında görev alan ve tek çekirdekli fagosit sistemine dâhil olan, çok çekirdekli bir kemik hücresi. Kemik yıkımını gerçekleştiren, kemiklerin rezorpsiyon yüzeylerine yakın olarak bulunan, iç boşluklar meydana getiren, 3-50 arasında monositin birleşmesinden oluşan büyük sitoplazmalı, sitoplazmaları asit yapıda ve lizozom içeren büyük, mononukleer fagositer sistemi içeren, çok çekirdekli dev fagositik hücre. İyi gelişmeyen granüllü endoplazma retikulumu ve çok sayıda Golgi, mitokondriyon ve bağımsız ribozomları içeren, paratiroit bezinin salgısı olan parathormonla uyarılarak kemik matriksinin rezorpsiyonunu artırarak dolaşıma kalsiyum ve diğer iyonları veren hücredir. Kemik yıkımında görev alan ve mononükleer fagosit sistemine dahil olan çok çekirdekli büyük kemik hücresi.
PLAZMA
Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı. Elektrik yükü yansız olan gaz moleküllerinden, pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkan. Dolaşan kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Protoplazma, sitoplazma. Atomları ve molekülleri tüm olarak ya da kısmen iyonlaşmış gaz. Son yıllarda yıldızlararası gazın ve yıldız gazyuvarları içindeki gazın plazma olduğu kabul edilmektedir. Bir elektrik boşalımında veya çok sıcak bir çekirdek işlemi içinde iyonlar, atomlar ve elektronların oluşturduğu iletken bir gaz ortamı. Bir gazı, elektrik arkından geçirerek elde edilen iyonlaşmış ışıklı gaz. Kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Dolaşan kanın birçok organik, inorganik ve iyon taşınmasında rol alan sıvı kısmı, vücut dışına alınan pıhtılaşması önlenmiş biçimli elemanları çöktürülmüş olan kanın sıvı kısmı, kan plazması. Lenfin sıvı kısmı. Merhem hazırlamada kullanılan bir nişasta gliseriti. Bir gazın çok yüksek ısıda kısmen ya da tamamen iyonlaştırılmasıyla elde edilen ve nükleer füzyonda kullanılan akışkan madde.