NİŞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "niş" olan, toplam 54 adet kelime bulunmaktadır. niş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu niş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde niş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

NİŞANLAYABİLMEK, NİŞANLAYIVERMEK

14 harfli kelimeler

NİŞADIRTOKMAĞI, NİŞANLAYABİLME, NİŞANLAYIVERME

13 harfli kelimeler

NİŞASTALANMAK, NİŞADIRKAŞIĞI

12 harfli kelimeler

NİŞASTALANMA, NİŞASTACILIK

11 harfli kelimeler

NİŞANLANMAK, NİŞANÇUBUĞU

10 harfli kelimeler

NİŞANCILIK, NİŞANNAMAH, NİŞANLILIK, NİŞANNAMAK, NİŞANLAMAK, NİŞANLANIŞ, NİŞANLANMA

9 harfli kelimeler

NİŞANTACI, NİŞANTAŞI, NİŞASTACI, NİŞLEYVİN, NİŞANKAYA, NİŞABUREK, NİŞANELER, NİŞANLAMA

8 harfli kelimeler

NİŞANSIZ, NİŞLEYEN, NİŞLEMEG, NİŞLENİZ, NİŞANBAY, NİŞLEMEK, NİŞANLIK, NİŞANGAH, NİŞANGEÇ

7 harfli kelimeler

NİŞANCI, NİŞANNI, NİŞANLİ, NİŞANLI, NİŞASTA, NİŞADIR, NİŞAŞDA, NİŞEDİR

6 harfli kelimeler

NİŞAAL, NİŞGİL, NİŞARA, NİŞANE

5 harfli kelimeler

NİŞKE, NİŞKİ, NİŞAN, NİŞAL

4 harfli kelimeler

NİŞE, NİŞT

3 harfli kelimeler

NİŞ

Bazı kelimelerin anlamları

NİŞ

Duvar içinde bırakılan oyuk.

NİŞANLAYIVERMEK

Çabucak veya ansızın nişanlamak.

NİŞANLAYIVERME

Nişanlayıvermek işi.

NİŞANNAMAH

Nişanlanmak.

NİŞASTALANMAK

Nişastaya karışmış olmak, nişasta ile işlem görmek.

NİŞANCILIK

Nişancı olma durumu, tuğrakeşlik.

NİŞANLAYABİLME

Nişanlayabilmek işi.

NİŞASTACILIK

Nişasta yapma veya satma işi.

NİŞANLILIK

Nişanlı olma durumu, yavukluluk.

NİŞANÇUBUĞU

Harman savrulurken saman ile taneleri birbirinden ayırmağa yarayan ağaç çubuk. (Çaltı Gelendost Isparta).

NİŞADIRTOKMAĞI

Nişadırı ufak parçalar durumuna getirmek için kullanılan araç. (Aksaray Niğde).

NİŞANLAYABİLMEK

Nişanlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

NİŞASTALANMA

Nişastalanmak işi.

NİŞANLANMAK

Nişanlı duruma gelmek, adaklanmak. Evlenmeye söz verme belirtisi olarak nişan yüzüğü takmak.

NİŞADIRKAŞIĞI

Nisadır kabı. (Tokat).

NİŞANNAMAK

Nişanlamak.

  -   -   -  

Anlamında NİŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde NİŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ADAKLANMA

Nişanlanma.

AKBABAGİLLER

Gündüz yırtıcıları alt takımının, kanatları geniş ve büyük olan, iyi uçan büyük kuşları içine alan bir familyası.

AĞABABA

Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.

ALAGEYİK

Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).

AKAK

Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.

ALAMET

Belirti, işaret, iz, nişan. Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne.

ADAMOTU

Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).

AHAR

Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.

ADAKLANMAK

Nişanlanmak.

AÇAN

Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ABLATYA

Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.

ALKOL

Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.

ADAKLI

Adağı olan, adak adamış olan. Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Nişanlı.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ADAKSIZ

Adağı olmayan, adak adamamış olan. Nişanlı olmayan.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.

AKÇÖPLEME

Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).