NAMUS ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "namus" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. namus ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu namus ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde namus olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

NAMUSSUZCASINA

11 harfli kelimeler

NAMUSSUZLUK

10 harfli kelimeler

NAMUSLULUK, NAMUSSUZCA

9 harfli kelimeler

NAMUSLUCA

8 harfli kelimeler

NAMUSKAR, NAMUSSUZ

7 harfli kelimeler

NAMUSLİ, NAMUSLU

5 harfli kelimeler

NAMUS

Bazı kelimelerin anlamları

NAMUS

Bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet. Dürüstlük, doğruluk.

NAMUSLİ

Namuslu; doğru; iyi.

NAMUSLULUK

Namuslu olma durumu, namuskârlık.

NAMUSSUZCA

Namussuz bir biçimde, namussuzcasına.

NAMUSSUZLUK

Namussuz olma durumu. Namussuzca davranış.

NAMUSSUZ

Ahlak kurallarına uygun davranmayan, ahlak kurallarını çiğneyen. Ahlak kurallarına uygun davranmayarak, ahlak kurallarını çiğneyerek. Kızgınlıkla söylenen bir söz.

NAMUSKAR

Namuslu.

NAMUSLU

Ahlak kurallarına uygun olarak davranan, namuskâr. Olması gerektiği gibi.

NAMUSLUCA

Namuslu bir biçimde.

NAMUSSUZCASINA

Namussuzca.

  -   -   -  

Anlamında NAMUS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde NAMUS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DELİKANLI

Çocukluk çağından çıkmış genç erkek. Gençlere bir seslenme sözü. Sözünün eri, dürüst, namuslu (kimse).

DOĞRU

Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

SÖVME

Sövmek işi, sövgü, küfretme. Bir kimsenin namus, onur ve kişiliğine yapılmış olan her türlü saldırı.

LEKE

Kirliliği gösteren iz. Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm. Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe. Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk. Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk.

KABADAYI

Kendine özgü namus kurallarını esas alıp toplum kurallarının dışına çıkarak zorbalık yapan kimse. Bir şeyin en iyisi, başta geleni. Yürekli.

ARLI

Namuslu, utangaç, sıkılgan.

KALTAK

Üzeri meşin, halı vb. şeylerle kaplanmamış olan eyerin tahta bölümü. İffetsiz, namussuz kadın. Kuskunsuz eyer.

KİRLETMEK

Kirli duruma getirmek, pisletmek. Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, lekelemek. Küçük veya büyük abdestini yapmak, pislemek. Kadının ırzına geçmek, namusuna zarar vermek.

LEKELEMEK

Bir şeyi kirletmek, bir şey üzerinde leke oluşturmak. Birine, namusa dokunur bir suç yüklemek.

ABIRU

Yüz suyu. Irz, namus, şeref, haysiyet.

EKSİKSİZ

Eksiği olmayan, tam, tamam. Tam olarak. İyi, namuslu, temiz.

LEKELEME

Lekelemek işi. Namusa dokunur bir suç yükleme, iftira etme.

ABIR

Obur, çok yiyen. Küçük çocukların kasık ve koltuk altlarına pudra yerine sürülmek üzere nane, mersin, kekik, gül ve cennet süpürgesi yapraklarının döğülmesinden elde edilen toz. Namus, şeref, haysiyet. Utanma, hicap, haya. Kılık, kıyafet, biçim. Utanma, hicap, hayâ.

YEDİRMEK

Yemesini sağlamak. Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek. Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak. Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak. Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak. Bir kimseye rüşvet vermek.

ABUR

Obur, çok yiyen. Kaba, anlayışsız, vurdumduymaz. Küçük çocukların kasık ve koltuk altlarına pudra yerine sürülmek üzere nane, mersin, kekik, gül ve cennet süpürgesi yapraklarının döğülmesinden elde edilen toz. Namus, şeref, haysiyet. Kılık, kıyafet, biçim. Öğme, medih. Karalâhana, fasulye ve mısır unu ile yapılan bir çeşit yemek. Kekliklerin gelme zamanında ilk gelen keklikler.

İFFET

Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık, sililik. Namus.

KALTABAN

Namussuz. Şarlatan, yalancı, hileci.

TECAVÜZ

Saldırı. Başkasının hakkına el uzatma. Aşma, ötesine geçme. Namusuna saldırma, sarkıntılık.

ABRUY

Yüz suyu. Irz, namus, şeref, haysiyet.

LEKESİZ

Lekesi olmayan, tertemiz. Namuslu.