MIZA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "mıza" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. mıza ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu mıza ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mıza olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

MIZA

Cüce kalmış sığır. Erkek eşek. Gelişememiş, büyüyememis.

  -   -   -  

Anlamında MIZA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MIZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MUDARA

Beceriksiz. Şöyle böyle, önemsiz kişi. Eğreti : Tabakları mudara koyma sonra kırılır. Az, kıt : Bu sene fındıklar mudaradır. Zayıf, cansız, işe yaramaz, güçsüz. Takat, güç : Mudaram kalmadı ki ayağa kalkayım. Kötü, işe yaramaz, çürük : Ev çok mudara, bir gün başımıza yıkılmasa. Eğreti, çürük. İşi düşme durumu: Ahmet'in bana bir mudarası var. Boyun eğme, minnet. Tembel, beceriksiz, bitkin.

BOŞİNANÇ

Korku, umarsızlık, çağrışım gibi ruhsal nedenlerle beliren; geleceği bilmek isteğiyle kimi rastlantısal benzerlikleri iyilik ya da kötülüğün önbelirtileri olarak değerlendiren; bilimin ve geçerli bir dinin kabullenmediği doğaüstü güçlerin varlığını tasarımlayan, kuşaktan kuşağa geçen yanlış inanmalar. Kaynakları bilimsel ve dinsel bir temele dayanmayan, tarihin derinliklerinden gelerek çağımıza ulaşan, bugünkü anlayışa ters düşmelerine karşın, halkın bilinçsizce kullandığı kalıpsal inançlar dizgesi, bk. sözlü boşinanç, boşinançsal süreklilik, boşinançsal katman, boşinançsal gerileme, boşinançsal çevre. Kimi sözlerin, eylemlerin, sayıların, davranışların... istenen ya da istenmeyen sonuçlar doğuracağına değin yanlış inanış.

HALEŞEN

Kalabalık: Başımıza haleşen yığdın.

SÖYLENBİLİM

Söylenleri, geçmişin birçok değişikliklerle çağımıza ulaşan halkbilim belgeleri olarak gören, kendine özgü yöntemler yardımıyla söylenlerdeki gerçek olay ve kişileri saptamaya çalışan araştırıcıların kurdukları bilim dalı. bk. söylen, söylenbilim okulu, tarihsel söylenbilim, karşılaştırmalı söylenbilim. Söylenleri inceleyen bilim. Bir budunun söylenlerinin tümü. bk. söylen.

İLKELCİLER

(Resim, Heykel) Avrupa sanatının çağımıza değin geçirdiği gelişmelerden habersiz görünen, ilkel ulusların sağlam, saf, kaba, yalın biçimli sanatını benimseyip bu anlamda çalışan sanatçılar.

KURAL

Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam. Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke.

İLKELCİLİK

Avrupa sanatının çağımıza kadar geçirdiği gelişmelerden habersiz görünen, ilkel ulusların sağlam, kaba, saf, yalın biçimli sanatını benimseyen görüş, primitivizm. İlkellik özlemini ileri süren düşünce akımlarının genel adı, primitivizm. 1911'de Fransa'da gelecekçiliğe (fütürizm) tepki olarak doğan ve ilkel sanata öykünen yazın çığırı.

GIYI

Tarla ve bostanları korumak için çevresine çakılan kazık, engel: Tarlalarımıza gıyı tutamadığımızdan hayvanlar ekinlerimize giriyor. Yan, taraf (Kuşu). Kıyı. Kıyı, kenar. Tahta aralarını kapatmakta kullanılan çıta. (Kurtköy, Karaköy, Vezirhan Bilecik; İnönü Eskişehir).

GERBEZLİK

Büyüklenme: Ağan muhtar olunca yanımıza da gelmeyorsun, nedir sendeki bu gerbezlik.

MIZMIZCA

Mızmıza yakışan, mızmız gibi. (mızmı'zca) Mızmıza yakışır bir biçimde.

DIRIKMAK

Sığınıp yerleşmek, yurt tutmak: Fukara bizim yanımıza girdi, dırıktı. Koşmak, kaçmak, seyirtmek.

SÜSLÜBÖCEKLER

Kurtçukları, ya kabuk altına girerek, ya da doğrudan doğruya odun katını delerek, ağaçlarımıza büyük zarar veren ve ergin çağda gözalıcı, parlak renklerle süslü bulunan kınkanatlılar familyası.