Sonu MUTLAK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "mutlak" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu mutlak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında mutlak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde mutlak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

MUTLAK

Salt. Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, saltık. Kesinlikle.

  -   -   -  

Anlamında MUTLAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MUTLAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BREVİBACTERİUM

Birçok türü tuza dayanıklı olan ve süt proteinini hidrolize eden, Gram pozitif, sporsuz, hareketsiz, çubuk veya kokoit biçiminde, mutlak aerob bakteri cinsi.

SALTÇILIK

Hükümdarın bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi, mutlakiyet, mutlakçılık.

SALTIK

Mutlak. Bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan (bir olgunun niteliği).

GÜÇ

Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Sınırsız, mutlak nitelik. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Birim zamanda yapılmış olan iş. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Zorlukla. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.

KESİN

Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen, değişmez, mutlak, kati, maktu. Kesinlikle.

GLUCONOBACTER

Gram negatif, bazen Gram değişken, mutlak aerob, hareketli veya hareketsiz, elipsoidal, düz, çubuk biçiminde tek veya zincir oluşturan bakteri cinsi.

ACETOBACTER

Gram negatif kimi zaman Gram değişken, mutlak aerob, katalaz pozitif, oksidaz negatif, hareketli veya hareketsiz, elipsoidal, düz veya hafif kıvrık, çubuk biçiminde bir bakteri cinsi.

ALCALİGENES

Çoğunlukla toprak, su, gübre ve omurgalıların bağırsak florasında bulunan, Gram negatif, mutlak aerob oksidaz ve katalaz pozitif, hareketli kokobasil veya çubuk biçimindeki bakteri cinsi.

BEHEMEHAL

Her hâlde, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, mutlaka.

BENCİLİK

Benci olma durumu, hodpesentlik, egoizm. Kendi benini ve çıkarını hayatın mutlak ilkesi yapan anlayış. İnsanın bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş olduğunu, buna göre ahlaklılığın da yalnızca kendini koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğunu ileri süren öğreti.

AHUBABA

Eskiden esnaf birliğine başkanlık eden ve yargıları esnaflar tarafından mutlak yerine getirilen kimse ki, Kırşehirde yatan "Ahiören" tekkesinin şeyhi veya illerdeki vekili. Samsun şehrinde, Dikbıyık bucağına bağlı bir yer.

ASAMİYET

Mutlak matite.

BAYA

Direnme, inat için kullanılır: Baya gimecen sana ne?. Gerçekten, doğru. Belki: Baya kamyon gelmecek. Epey, uzunca. Bayağı, her zamanki gibi. Epeyce, çok fazla. Bilinen. Hakikaten, gerçekten, ciddi olarak: Bayâ bu hadise böyle mi oldu?. Muhakkak, mutlaka: Ben bu işi bayâ yapacağım. Her zamanki gibi olan, bayağı, hiçbir özelliği bulunmayan:-Bu işi nasıl yaptın?-Bayâ. Hemen hemen: Ali okumayı bayâ öğrenmiş be!. İnadına: Dışarı bayâ gidicen var var mı dicen?. Epeyce, bir hayli, oldukça: Biz otururken bayâ vakit geçti. Fazla, çokça: Bu yıl hayvanlarıma yetecek bayâ samanım var. Hemen hemen. Bayağı.

GÖRECELİ

Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan, göreli, bağıntılı, izafi, nispi, rölatif.

DOĞAÖTESİ

Duyularımızla algılayamadığımız varlıkların sebeplerini ve temellerini araştıran felsefe, fizikötesi, metafizik. Akıl ve sezgiyle elde edilen ilk ilkeleri veya mutlak bilgiyi konu alan felsefe, fizikötesi, metafizik. Bu felsefeyle ilgili olan.

DENEYSELCİLİK

Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti, eksperimantalizm. Gerçek bilginin ancak deney yolu ile elde edilebileceğini; bilgilerimizin varsayımsal nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini; değerler ile ahlaklılığın saltık değil, görgül ve toplumsal olduğunu ileri süren öğreti. Yaşantıların, ülküler, değerler ve bilgi yöntemlerinin yeterli bir kaynağı olduğuna inanan, gerçeğin insan yaşantılarından oluştuğunu benimseyen görüş.

SALT

İçinde yabancı bir öge bulunmayan, mutlak. İçine, kendisine yabancı hiçbir şey karışmamış, arı. Yalnızca.

DİKTATÖRLÜK

Diktatör olma durumu. Egemen ve mutlak siyasi bir gücün, bir veya birçok kişinin oluşturduğu bir yürütme organınca, denetimsiz olarak yürütüldüğü siyasi düzen. Bir diktatör tarafından yönetilen ülke.

ABSOLÜT

Saf, karışım göstermeyen, temiz, absolü. Mutlak.

KESİNLİKLE

Kesin bir biçimde, kesin, kesin olarak, kesinkes, yüzde yüz, her hâlde, her hâlükârda, mutlak, mutlaka, katiyen, banko.