Kelimeler arşivi içinde; başında "minder" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. minder ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu minder ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde minder olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MİNDER
MİNDER
İçi yumuşak bir malzeme ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte. Yer alıştırmalarında ve atlamalarda, düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan, deri veya kauçuktan yapılmış şilte. Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 santimetre kalınlığında, 9 metre çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı.
Bu bölümde tanımı içerisinde MİNDER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SEDİR
Arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen, oturmaya veya yatmaya yarayan ev eşyası, divan. Kozaklılardan, çiçekleri sarı veya açık yeşil renkli, boyu 40 metre kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı, dağ servisi (Cedrus).
DOŞŞEK
Yatak, şilte, minder.
DÖŞŞEK
Döğülmek için harman yerine serilen ekin sapları. Az miktarda yağan ilk kar. Yatak, şilte, minder. Yarısı savrulmuş buğday tınazı. Meyilli arazilerin dip tarafındaki ince uzun düzlükler. Döşek. Döşek, yatak.
ALUK
Eğer, semer, palan, hayvanın beline konulan eski çul. Yırtık, çok eski, partal (giyim eşyası, yatak yorgan). Alayım: Bu çiçeği ben aluk. Delidolu, aklına geleni yapan. Alık, aptal, sersem. Beslenememiş, cılız, hastalıklı hayvan. Minder. Aşık kemiği ve bu kemikle oynanan oyun.
YASTIK
Başın altına koymak veya sırtı dayamak için kullanılan, içi yün, pamuk, kuş tüyü, ot vb.yle doldurulmuş küçük minder. Fide yetiştirmek için ince toprak ve gübreden hazırlanmış yüksekçe yer. Yapılarda, makinelerde bazı bölümlerin üzerine dayandığı parça. Bu biçimde yapılmış ve türlü işlerde kullanılan şey.
PUF
Arkalıksız, alçak, yumuşak, ayakları gözükmeyen oturacak. Kaba, kabartılmış, yumuşak minder. Bezginlik, usanç anlatan bir söz.
KITIR
Minderin sertleşmesini sağlayan içindeki saman parçaları. Patlamış mısır. Yalan.
ERNİK
Eskimeğe yüz tutmuş kumaş ya da elbise. Erimeğe başlamış kar. Erimeğe yüz tutmuş salamura peynir. Erimiş yağ. Eski minder yüzü. Kadınların kullandıkları allık. İnce, dayanıksız: Bu ipekli çok ernik. İnce davranışlı, kibar.
ERHAM
Yün ve pamuk ipliğinden yerli tezgâhta dokunan renkli minder örtüsü. Yün ya da kıldan dokunan bir çeşit kilim. Kadınların örtündüğü, dokuma dış giysi.
CANFAS
Çuval, ot minder, ot yastık dikilen sicim.
DOKUMA
Dokumak işi, tekstil. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Yapı, oluşum. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez.
DÜŞEK
Yatak, şilte, minder. Bir kaç yıl dinlendirilmiş, ekime elverişli tarla, çeltik tarlası. Sel sularının düzlediği yer. Sel sularının yollarda yaptığı bataklık. Yatır olduğuna inanılan kimselerin yattığı yer ve taş yığınlarından meydana gelen mezarları. Vurulan bir kimsenin düşüp öldüğü yer. Vurulan bir kimsenin vurulduğu yerde taş yığınlariyle yapılmış, 1-2 metre çapında, 50-60 cm. yüksekliğindeki mezarı. Vurulan av hayvanının ölüp kaldığı yer. Kelepir, fırsat: Düşeğe getirip atı satın aldı. Şehitlik, şehit sini.
KÖKLEMEK
Ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak, kökertmek. Bağ çubuklarını veya fidanları köklendirip dikmek. Sazı kurmak. Motorlu araçlarda gaz pedalına sonuna kadar basmak. Toprakta kalan bitki köklerini ayıklamak. İnce saç örgülerinden birkaçını yeniden bir arada örmek. Minder, şilte vb.nin iki yüzünü yer yer dikişlerle tutturmak.
DÖNE
Karşı ziyarette bulunma. Defa, kere. Minder güreşlerinde her üçer dakikalık süre. Aynı amaçla belirli bir yer ve zamanda düzenlenen kılıçoyunu yarışmaları. Bir başarı sıralaması yapmak üzere birçok kişi ya da takım arasında ve her birinin ötekilerle karşılaşması biçiminde yapılan yarışma ya da oyunların tümü. Bir başarı sıralaması yapmak üzere bir çok kişi ya da takım arasında ve her birinin ötekilerle karşılaşması biçiminde yapılan yarışma ya da oyunların tümü. "1."Bundan sonraki çocuklar erkek olsun" anlamında kullanılan bir isim. Karşı ziyarette bulunma.".
KITIK
Minder, yastık vb.ni doldurmak için kullanılan ve bazen de sıvanın içine katılan keten ve kendir lifleri.
MAKAT
Kıç. Anüs. Minderli alçak sedir. Minder yüzü, minderin üzerine yayılan kumaş.
ALIĞIN
At üstüne konulan minder.
ÇİNTE
Serçe kuşu. Köylü erkek ve kadınların giydikleri gömlek. Minder.
ÇIRPMAK
Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.
ÇİLTE
Şemsiye teli. Çuval. Semerlerin iki tarafına yük bağlamak için takılan urgan. Urgandan ince, çarık bağından kalın ip. Abadan yapılmış geniş şalvar. Yemenilerin yüz kenarını dikerken kullanılan bir tarafı çatal ağaç. Semere yük vurmak için kullanılan ucu çatallı sopa. Mısır kuruduktan sonra koçanlarından tanelerini ayırmak için kullanılan sopa. Seyrek dokunmuş ince, beyaz astarlık bez. Şilte, minder. Şilte. Semer ipi. (Kamanlar, Çağa Güdül Ankara). Sap urganı. (Üreyil Kütahya). Minder. (Tavşanlı Kütahya; Öveçler Kırkağaç Manisa). Çapıtlardan yapılan yol sergisi. (Akçaşar Yalvaç Isparta).