Kelimeler arşivi içinde; sonunda "minci" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu minci ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında minci olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde minci olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MİNCİ
Peynir. Çökelek. Çökelek, lor.
TELLİMİNCİ
Suda eritilerek tel tel olmuş peynirle lor peyniri karışımı bir çeşit peynir.
YİRMİNCİ
Yirmi sayısının sıra sıfatı, sırada on dokuzuncudan sonra gelen.
TAHMİNCİ
Tahmin eden kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde MİNCİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAPALICILIK
Yirminci yüzyıl başlarında çıkan ve karşısındakinin hayalini işletecek tarzda kapalı anlatış araçları kullanan öncü sanat çığırı.
ÇEVRİNTİCİLİK
Yirminci yüzyılın başlarında İngiliz yazarı Wyndham Lewis tarafından kurulmuş bir edebiyat çığırıdır. Sanatın öbür kollarında da uygulanan ve somculuğun (cubisme'in) etkisi altında bulunan bu çığır makine uygarlığını konu edinerek hayatı sürekli bir değişiklik, telaş ve heyecan içinde anlatır. XX. yüzyılda, makine uygarlığının ve ve kübizm akımının etkisinde İngiliz yazarı Wyndham Lewis ile başlatılan, yaşamayı sürekli telaş ve değişimleriyle anlatmaya çalışan bir akım.
TEKRUHÇULUK
Yirminci yüzyılın başında Jules Romains tarafından kurulan ve bireylere değer vermiyerek topluluğu meydana getiren tek ruhu konu olarak alan edebiyat çığırı.
FÜTÜRİSM
Yirminci yüzyıl başlarında İtalyan yazarı Marinetti'nin sanatta açtığı bir çığır: "bugünün ve yarının yaşamındaki" izlenimleri kabul eden bir düşünceden doğan yazın çığırı. Tiyatroda da etkisini göstermiştir.
METEOROLOG
Hava tahmincisi.
BİRDUYUMCULUK
Yirminci yüzyılın başında Jules Romains tarafından kurulan ve birey yerine topluluğun duygu, düşünce ve izlenimlerindeki ortaklığı konu edinen yazın çığırı.
TEPEKENT
Eski Yunan ve Mezopotamya'dan Yirminci Yüzyıl İskoçya'sına dek pek çok yerde, daha çok din, savunma ve sağlık etkenleri gözönünde tutularak kurulmuş kent. Tepe biçiminde toprak yığılmış, eski uygarlıklardan kalma yerleşme türü.
ADEMCİLİK
Yirminci yüzyılın başında Rusya'da ortaya çıkan bu edebiyat çığırı, simgeciliğe (symbolisme'e) karşı bir tepki olup eşyayı sanki Âdem'in göziyle görüyormuş gibi mistikçilikten uzak bir kavrayışla kavrıyarak gerçek anlamında kullanılmış kelimelerle anlatmak yoludur. Bu çığıra DORUKÇULUK (Acméisme) de denir. XX. yüzyılın başında simgeciliğe karşı bir tepki olarak Rusya'da ortaya çıkan bir edebiyat akımı.
RESİMLEMECİLİK
Yirminci yüzyılın başlarında İngiliz şairi Richard Aldington tarafından kurulmuş ve Amerika'ya da geçmiş bir şiir çığırıdır. Bu çığır sanat tekniği ve konu seçimi bakımından serbest olduğu gibi gizemcilikten (Mysticisme'den) ve belirsizlikten kaçınır ve doğrudan doğruya fikir söylemekten çekinerek fikir ve duyguları renk ve çizgi gibi kullandığı belgin ve berrak kelimelerle sanki resimleyip telkin eder.
TAHA
Küçük pencere ya da tavan penceresi. Duvara açılmış kapaksız, küçük dolap. İşte. Koyunlara takılan küçük çan. Eski araba. Dıvara açılmış küçük kapaksız dolap. Kur'an-ı Kerim'in yirminci surenin adı.
ORFECİLİK
Yirminci yüzyıl başlarında beliren ve aynı adı taşıyan eski gizli mezhepten ilham alan öncü çığır.
KURULUŞÇULUK
Yirminci yüzyıl başlarında çıkan ve sanatta bir şeyin parçalarından ziyade bütününün kuruluşuna önem veren öncü haraket.
TAHMİNCİLİK
Tahminci olma durumu.
SALTIKÇILIK
Yirminci yüzyılın başlarında çıkan ve konusuz olarak yalnız renk ve çizgi uyumuna dayanan resim çığırının şiire uygulanması ki kelimelerin sadece müziği ve bunların uyandırdığı duygular üzerine kurulmuş bulunuyor.
KAPSAMLAMA
Aralarında cinsle tür, tümle parça gibi karşılıklı ilgi bulunan şeylerden birini ötekinin adiyle anlatma. "Fânilerin en bathıyarı" derken fâni olan bir çok şeyler arasından insanları kastetmek gibi. (Söz sanatı terimi) Aralarında cinsle tür, tümle parça, çoğullukla tekillik gibi miktar bakımından karşılıklı ilgi bulunan şeylerden birini ötekinin adiyle anlatmadan ibaret bir çeşit addeğişi. "Fânilerin en bahtiyarı. Henüz yirminci baharında iken. İnsan ne garip mahlûktur" gibi. Bu misallerde "Fâniler" sözü fâni olan bir çok şeylerden yalnız insanları anlatmak için, "Bahar" ise bir parçası olduğu yıl yerine, "İnsan" da tekil olduğu halde çoğul anlamiyle kullanılmıştır.
ÖRGENSELKENT
Yirminci yüzyılın başında yaşamış kentbilimcilerin geliştirdikleri bir kurama göre, doğuşu, büyümesi ve yaşamının sona ermesi bir canlı varlığınkine tıpatıp benzeyen kentsel yerleşim yeri.
SOMCULUK
Yirminci yüzyıl başlarında İspanyol ressamı P. Picasso tarafından resim sanatında açılan ve sonra öteki sanat kollariyle birlikte edebiyata da geçen çığır, ki ifadeyi güya kabartmalı göstermek için "Kokular görmek, Sesler yağmak" gibi duyuları birbirine karıştıran anlatışlara ve buna benzer öznel görüşlere dayanır.
YİRMİLİK
İçinde yirmi tane bulunan. Yarım kuruş değerinde para, yirmi para. Yirmi yaş ile ilgili, yirminci yaşa özgü. Yirmi lira değerinde kâğıt para.
DRAHTHAARKÖPEĞİ
Yirminci yüzyılın ilk yıllarında, Alman Poyıntıri, tel tüylü Griffon, Poyıntır. Bloodhound ve Airedale ırkı köpeklerin dikkatli bir biçimde birleştirilmesiyle geliştirilen, vücut hatları zarif, sağlam görünüşlü, gözleri siyah ve berrak, kulakları orta uzunlukta ve sarkık, tüyleri sert ve kaba, kaşları ve sakalları çalı gibi sert, rengi siyahtan biraz açık kestane rengine kadar değişen renklerde, dengeli, canlı, güçlü, sahibine karşı çok duygulu, diğer köpeklere karşı kıskanç, atalarının en iyi niteliklerini almış, koku alma duyusu mükemmel, güvenli ve zeki, avcılık özelliği iyi gelişmiş ve av köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı.